Merhaba
Bence burada bizi yanıltan şey, “ben” ile beyni birbirinden ayrı iki varlıkmış gibi düşünmemiz. Sanki önce ben düşünüyorum, ardından beynim bu düşünceyi elektriksel sinyallere çevirip bedenime iletiyor. Oysa düşünce zaten beynin elektriksel ve kimyasal faaliyetleriyle ortaya çıkıyor. Beynin dışında düşünüp ona talimat veren ikinci bir “ben” bulunduğuna dair elimizde bir kanıt yok. Lakin bu, insanı yalnızca bir beyin parçasına indirgemek anlamına da gelmiyor. “Ben” dediğimiz şey anılarımızın, duygularımızın, bedenimizden gelen duyumların, çevremizle kurduğumuz ilişkinin ve beynin bütün bunları bir arada tutma biçiminin oluşturduğu bir süreç olabilir. Keza beynin içinde tek bir karar merkezi veya küçük bir gözlemci bulunmuyor aksine farklı bölgeler birlikte çalışarak bize kesintisiz bir benlik duygusu veriyor. Bu nedenle beynin içinde kendi varlığımızı somut bir nesne gibi bulamıyoruz. Zira “ben”, beynin bir köşesinde duran şey değil, beynin ve bedenin çalışırken ortaya çıkardığı bütünlüğün adı olabilir. Bir girdabı oluşturan suyun içinde ayrıca “girdap” aramak gibi… Girdap sudan ayrı değildir fakat yalnızca tek bir su damlası da değildir. Umarım anlatabilmişimdir. Saygılarımla.