Öncelikle bilimin yakın tarihine inmek istiyorum. Nazi Almanyası döneminde baskı altında kalan ve yurttaşlıktan atılan profesörler Türkiye'ye sığınmıştır. İstanbul Üniversitesi'nde toplam 27 yerli ordinaryüs profesör yanında, çoğu kürsü direktörlüklerine atanan 38 yabancı ordinaryüs profesöre yer verilmişti. Yabancı profesörlerin çoğu Nazi Almanyası'ndan kaçan profesörlerdir. Kendilerine kürsü başkanlıkları verilirken, karşılığında mensubu bulundukları bilim alanında Avrupa’da ulaşılmış seviyeyi İstanbul Üniversitesi’ne yansıtmaları bekleniyordu. Hatta sürgün Almanlar tarafından idare edilen kimi enstitüleri de kuruldu. Yeni kurulan Türk Cumhuriyeti'nde bu insanların yeri ve önemi çok büyüktür. O zamandan bu zamana kadar geçen süreçte artan dini baskı, artan tarikat sayısı (çok fazla), laikliğin yok olması gibi sebeplerden Türkiye'nin bilim alanında gelişimi oldukça yavaşlamıştır.