Evet, öpüştüğünüz kişide hem DNA kalıntınız hem de oldukça zengin bir biyolojik ve kimyasal iz listeniz kalır. Ancak bu kalıntılar suç dizilerindeki gibi günlerce orada asılı kalmaz, ağzın acımasız biyolojik mekanizması dakikalar içinde temizlik mesaisine başlar.
Öpüşme sırasında, özellikle dudakların ve dillerin temas ettiği anlarda karşı tarafa yüksek miktarda tükürük ve ağız içi mukoza epitel hücresi aktarılır. Tükürüğün kendi sıvısı değil, içine dökülen bu çekirdekli epitel hücreleri adli laboratuvarların aradığı asıl DNA kaynağıdır. Temasın hemen ardından ağızdan pamuklu çubukla örnek alırsak, kime ait olduğu gayet net ayrılan bir DNA karışımı elde ederiz.
İşin kalıcılık kısmında ise romantizm yerini biyokimyaya bırakır. Ağız boşluğu yabancı DNA için hiç misafirperver bir ortam değildir. Sürekli üretilen taze tükürük, yutkunma refleksi ve tükürükteki enzimler yabancı genetik materyali hızla sindirir. Yapılan adli genetik araştırmalar, ağız içindeki yabancı DNA varlığının genellikle ilk 10 ile 60 dakika arasında tespit edilebilir seviyede kaldığını, süre uzadıkça sinyalin hızla yok olduğunu gösteriyor. Birkaç saatin, içilen bir bardak suyun ya da çiğnenen bir sakızın ardından standart yöntemlerle bu DNA profilini çıkarmak imkansıza yaklaşır. Dudak ve ağız çevresi gibi daha kuru bölgelerde bu süre biraz daha uzayabilir.
Bıraktığınız iz sadece insan DNA kodunuzla da bitmez. Yapılan araştırmalar, ortalama on saniyelik samimi bir öpüşmede yaklaşık 80 milyon bakterinin karşı tarafa geçtiğini ortaya koyuyor. Bunun yanında dudak temasıyla aktarılan döküntü deri hücreleri, ter, yağ kalıntıları ve sürülen bir rujun kimyasal bileşenleri de arkada bıraktığınız somut delil paketini tamamlar.
Kaynaklar
-
Kamodyova, N. ve ark.. Prevalence And Persistence Of Male Dna In The Oral Cavity After Intense Kissing. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Kort, R. ve ark.. Shaping The Oral Microbiota Through Intimate Kissing. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı