Monadoloji, sıkça iddia edildiği gibi Leibniz'in ömrünün sonlarında kapıldığı ruhçu bir hezeyan değil, 17. yüzyıl mekanik doğa felsefesinin tıkandığı madde, hareket ve süreklilik krizine üretilmiş son derece rasyonel bir metafizik sistemdir. Leibniz, sonsuza kadar bölünebilen maddenin kendi başına nihai gerçeklik olamayacağını savunarak, evrenin temel yapı taşlarının maddesel değil, yalın ve bölünemez tözler olması gerektiğini ortaya koyar.
arkadaşlar o iş öyle değil diyerek başlamak zorundayım, çünkü lisans yıllarımdan beri monadolojiyi Demokritos atomculuğunun süslü bir versiyonu sanan veya ezoterik bir metin gibi okuyanlarla karşılaşmaktan arşiv tozunu ciğerime çekmiş kadar yoruldum. Leibniz 1714 yılında, 90 kısa maddede özetlediği bu sistemle doğrudan Descartes ve ardıllarının madde anlayışına meydan okur. Kartezyen mekanizm maddeyi sadece yer kaplayan, yani uzamı olan bir şey olarak tanımlıyordu. Oysa uzamı olan her şey matematiksel ve fiziksel olarak sonsuza kadar bölünebilir, bölünebilen hiçbir şey de nihai bir töz olamaz. Leibniz'in monadları uzamsız ve yalındır, böylece sonsuz bölünebilme çıkmazını çözmeyi amaçlar.
Metindeki o meşhur monadların pencereleri yoktur aforizması da mistik bir laf değil, tamamen mantıksal bir kurgunun sonucudur. Parçası ve uzamı olmayan bir tözün içine dışarıdan fiziksel bir tesir giremez, bu yüzden monadlar birbirini bilardo topları gibi mekanik olarak etkilemez. Leibniz, evrendeki etkileşim algısını Tanrı tarafından tasarlanmış önceden kurulmuş uyum ile izah eder. Her monad kendi iç dinamikleriyle değişir ve bütün evreni kendi özel perspektifinden yansıtır. Bilimsel devrimin öncülerinin masalarında sadece teleskoplar ya da hesap cetvelleri yoktu, hareketin ve kuvvetin doğasını açıklayacak ontolojik bir zemin inşa etmek zorundaydılar. Leibniz tam olarak bu krizle boğuşuyordu.
Bugünün fiziği veya popüler bilim anlatıları üzerinden Monadoloji'yi zorlama analojilerle günümüze uyarlamaya çalışmak metne haksızlık olur. Leibniz'in sistemi, modern bilimin temellerinin atıldığı o çalkantılı çağda, katı mekanist evren modelinin yetersizliklerine karşı geliştirilmiş en radikal ve tutarlı felsefi yanıtlardan biridir.