Kısa ve net cevap, hayır. Ne anahtar kilit modeli indüklenmiş uyumu çürütmüştür ne de indüklenmiş uyum biyolojik tamamlayıcılık fikrini tamamen çöpe atmıştır. Olan şey, bilimin fazla kusursuz ve statik modelleri zamanla dinamik gerçeklerle düzeltmesidir. Daniel Koshland tarafından 1958 yılında önerilen indüklenmiş uyum modeli, Emil Fischer'ın 1894 tarihli katı anahtar kilit modelini çürütmekten ziyade, onun yetersiz kaldığı fiziksel esnekliği sisteme dahil ederek geliştirmiştir.
Dizilerdeki olay yeri incelemelerinde her delilin tek seferde yerine oturması gibi, Fischer da enzim ile substratın birbirine metal bir anahtar ve kilit kadar kusursuz uyduğunu varsaymıştı. Kulağa son derece düzenli ve tatmin edici gelse de biyokimya bu kadar steril çalışmaz. Katı bir kilit modeli geçerli olsaydı, enzim substrata bağlandığı anda onu bir enerji çukuruna hapseder ve tepkimeyi durdururdu. Oysa bir enzimin asıl marifeti substrata sımsıkı sarılmak değil, onu zorlayıp kimyasal bağlarını kırılganlaştırarak geçiş durumuna sokmaktır.
İndüklenmiş uyum tam olarak bu noktada devreye girer. Enzimin aktif bölgesi, substrat yaklaşana kadar katı bir kalıp halinde beklemez. Substrat bağlandıkça protein yapısı şekil değiştirir, bir eldivenin ele oturması gibi esner ve molekülü reaksiyona zorlar. Bu nedenle anahtar kilit modeli çöpe atılmış bir safsata değil, moleküler özgüllüğü kavramak için kurgulanmış kaba bir taslaktır. Ancak kinetik ve termodinamik gerçekliği açıklayan asıl mekanizma, moleküler esnekliği temel alan indüklenmiş uyumdur.
Kaynaklar
- Daniel E. Koshland. Application Of A Theory Of Enzyme Specificity To Protein Synthesis. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Emil Fischer. Einfluss Der Configuration Auf Die Wirkung Der Enzyme. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı