Alper Gezeravcı yurda dönüş yaptığına göre şu anda yanılmıyorsam 10 personel Uluslararası Uzay İstasyonunda görevlerini ifa etmekle meşgul olsalar gerek..
bu demek oluyor ki şu an en az 10 canlı dünya dışında, benim cevabım;
[1]EVET ![1][1]
Yaşama olasılığı çok yüksek sadece dünyada birşeyler oluyor ise bu tanrı varlığını güçlendiren birşey olurdu benim icin binlerce gezegen var evrim sadece dünyada mı oldu neden diğer gezegenler de yasam başlamadı? Bizim gezegenimiz git gide evrimleşti ve bir sekil aldı diğerlerinde neden yaşam icin bir yer ve durum olmasın? Güzel soruydu
Olasılık hesaplarına bakacak olursak, yalnız olmadığımızı görüyoruz fakat henüz keşfedememiş olmamızın en büyük nedeni uzaydaki devasa mesafeler ile medeniyetimizin çok yeni olması. Zeki olmayan canlıları bulabilme ihtimalimiz ise, şu anki teknolojimiz ile sıfıra yakındır. Bir medeniyetin izini uzaktan bulmak daha kolaydır. Yani astrobiyologlar kendi sistemimizde tek hücreli veya biraz daha gelişmiş canlılar arayabilirken, (-ki çok yakında belki Jupiter'in buzla kaplı uydusu Europa'da bulabiliriz) daha uzak mesafelerde ancak bir medeniyet arayabiliriz.
Drake denklemi, dünya dışı akıllı yaşam arayışında olasılık hesabı yapabileceğimiz bir denklemdir.
N = R × f p × n e × f l × f i × f c × L
Bu denklemde:
Bu hesaplamaları sonucunda, kendi galaksimiz de dahil, evrenin yaşam ile dolu olduğunu görüyoruz. Zaten milyarlarca galaksi ve onların içinde de milyarlarca yıldız olduğunu ve trilyonlarca gezegenin bulunduğu gözlemlenebilir evrende, sadece bu gezegende hayat olduğunu düşünmemiz, insanoğlunun bencilliğinden öteye gitmeyecektir.
Yaşamın oluşması ile ilgili birçok teori mevcut. Sonuçta, bir gezegen ilk oluştuğunda üstünde yaşam barındıramayacak kadar sıcak ve yaşama elverişsizdir. Bu da, yaşamın başka bir yerde oluşup, evrene yayıldığı fikrini doğurmuştur. Eğer doğru ise, başka bir yerde kesin başka canlılar olmalıdır. Panspermia teorisi; yaşamın var olmasını sağlayacak veya kolaylaştıracak bileşiklerin başka gezegenlerden geldiği konusunu işler. Bu durumda başka gezegenlere de gitmiş olma ihtimali de vardır.
Biz bile, iç ve dış gezegenlere gönderdiğimiz robot sondaları, mümkün olduğu kadar sterilize ediyoruz. Gezegenimizden bulaşan, yaşamı oluşturabilecek veya mahvedebilecek bir bileşeni yanlışlıkla sistemimize yaymak ve varsa doğal bir oluşumu engellememek için.
Sonuçta; elimizdeki veriler ile, evrende yaşam olmadığını savunan bir bilim adamı bulmak çok zordur. Benim şahsi fikrim de bu yönde, uzak veya yakın bir yerlerde yaşam olmalı.
Dünya dışı yaşam ile ilgili bir olasılık hesaplaması yok fakat Dünya dışı akıllı yaşam ile ilgili bir olasılık hesaplaması var ( Drake Denklemi). Dünya dışı yaşam ile ilgili kendi hesaplamanı bu denklem üzerinden veriler elde ederek yapabilirsin.
Uzaylıların varlığı hakkında kesin bir kanıt bulunmamaktadır. UAP veya UFO adı altında NASA tarafından onaylanan görüntüler olsa da bu görüntülerin uzaylılara ait olduğunu söyleyebilecek yeterli bilgi bulunmamaktadır. Neticede UAP veya UFO uzaylı anlamına gelmemektedir sadece kimliği belirlenemeyen uçan cisim anlamına gelirler. Gördüklerini iddia eden istihbaratta çalışmış veya pilot olan insanlar vardır. Bu insanların söyledikleri, ne kadar dürüst veya güvenilir olurlarsa olsunlar asla bilimsel olarak yeterli bir kanıt olarak sunulamaz. Bu konu hakkında herkesin kendi bakış açısı bulunmaktadır. Evrenin büyüklüğü algılarımızın çok üstünde bu yüzden insanlar genelde "Bu kadar büyük evrende tek olamayız." görüşünde bulunuyorlar.
Bıraktığım kaynaktan 5 tane uzmanın perspektifini okuyabilirsiniz.[1]
Henüz kesin bir cevabımız yok ama evrenin muazzam büyüklüğü ve çeşitliliği düşünüldüğünde yalnız olma ihtimalimiz bana pek mantıklı gelmiyor. Mars'taki su izleri ya da Europa’nın altında devasa bir okyanusun var olma ihtimali yaşamın sadece Dünya'ya özgü bir şey olmadığını düşündürtüyor. Bu tür keşifler mikroorganizmalar gibi basit yaşam formlarının başka yerlerde de ortaya çıkabileceği fikrini giderek daha akla yatkın hale getiriyor.
Astrobiyoloji çalışmalarına bakınca ekstrem koşullarda hayatta kalabilen canlıların varlığı beni hep etkilemiştir. Derin okyanusların basıncı volkanik havzaların sıcaklığı ya da Antarktika’nın donmuş derinlikleri gibi ortamlar yaşamın sandığımızdan çok daha dayanıklı ve uyumlu olabileceğini gösteriyor. Bu da başka gezegenlerdeki zorlu koşullara sahip ortamlarda bile yaşamın bir şekilde filizlenebileceğini düşündürüyor.
Ötegezegen araştırmaları da işin heyecan verici kısmı. Güneş Sistemi'nin ötesinde yüzey sıcaklığı, atmosfer yapısı ve su varlığı gibi faktörlerle değerlendirilen bu gezegenler bize yaşama elverişli olabilecek ortamların olasılığını sunuyor. Henüz elimizde somut bir kanıt yok belki ama böylesine devasa bir evrende yalnız olduğumuzu düşünmek... bana oldukça sınırlı bir bakış açısı gibi geliyor. [1][2][3]