Soru & Cevap: Soru Sor, Cevap Al
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Son yıllarda karın kesilmesinin arkasındaki ana etken atmosferin ısınmasıdır fakat mesele gökten suyun çekilmesi değil, inen suyun kılığının değişmesidir. Yağış miktarında her zaman büyük bir düşüş olmasa bile, hava sıcaklığı kritik donma eşiğinin üzerine çıktığı an o beyaz örtü kar yerine sağanak yağmur olarak yere iniyor. Üstelik bu durum tek bir nedene bağlı olmadığı gibi, öyle bulutlara müdahale edip yapay yollarla bugünden yarına tersine çevrilebilecek bir şey de değildir.
Karın azalmasında sera gazı kaynaklı küresel ısınma elbette temel itici güçtür. Sıcaklıklar ortalamada bir iki derece bile yükseldiğinde, kar yağışına en hassas olan sıfır derece civarındaki bölgelerde faz geçişi yaşanır ve kar doğrudan yağmura döner. Ancak son birkaç kışın bu kadar kurak ve karsız geçmesinin tek sebebi doğrudan küresel ısınma değildir. Isınan atmosfer zemininde El Niño ile La Niña döngüleri, kutup girdabının dalgalanmaları ve jet akıntılarındaki basınç blokajları gibi doğal atmosferik salınımlar da bu süreci şiddetlendirir. Şehirde yaşayanlar bunu sadece lapa lapa kar nostaljisi sanır ama atmosferik salınımlar ile ısınma üst üste geldiğinde dağlardaki kar rezervi eriyip gider.
İşin tersine çevrilmesi tarafına gelirsek, ortalıkta mucize gibi anlatılan bulut tohumlama laflarına pek kapılmamak gerekir. Gökyüzü öyle vanasını çevirip tarlayı suladığınız fıskiye sistemine benzemez. Bulut tohumlama ancak havada zaten hazır bulunan, yeterli neme ve sıfırın altındaki sıcaklıklara sahip dar bir bulut kütlesinde yerel ve küçük bir verim artışı sağlayabilir. İklimi değiştiremez, olmayan karı yağdıramaz. Kar yağışını yeniden kazanmanın tek yolu atmosferi ısıtan emisyonları kısmaktır. Ancak atmosferin ve okyanusların devasa bir ısıl gecikmesi vardır, yarın bütün bacaları ve egzozları kapatsak bile kar örtüsünün hemen eski yıllara dönmesi mümkün değildir.
Tekerleklerin sağa veya sola 90 derece, yani toplamda 180 derece dönememesinin temel sebebi, o tekerleğe bağlı aktarma organlarının, süspansiyon geometrisinin ve şasi hacminin buna fiziksel olarak imkan tanımamasıdır. Otomobil tekerleği boşlukta keyfine göre yön değiştiren serbest bir tekerlek değil neticede, motordan gelen torku yola aktaran, fren hatları taşıyan ve gövdeye sıkı sıkıya bağlı bir sistemin parçası.
İlk büyük engel mekanik aktarma tarafında çıkıyor karşımıza abi. Özellikle önden çekişli ya da dört çeker bir araçta tekerleğe dönme hareketini aks milleri ve bunların ucundaki sabit hız mafsalları, yani CV mafsalı dediğimiz mekanizmalar iletir. Bu mafsalların tork aktarırken açı yapabilme kapasitesi bellidir, genellikle 45 ile 50 dereceden sonra mekanik olarak kilitlenir veya zorlarsan dağılır. Tekerleği dik konuma getirdiğin an motordan tekerleğe hareket iletmen imkansız hale gelir. Çekiş arkada olsa bile durum değişmiyor, bu kez de rot kolları ve salıncak bağlantıları o dönüş açısına izin vermeyecek şekilde tasarlanmak zorundadır.
İşin bir de paketleme ve tesisat çilesi var ki bıkkın bir donanımcının kabusudur bu. Tekerleğin gövdeye dik dönebilmesi demek, çamurluk yuvasının devasa bir oyuk haline gelmesi demek. O boşluğu açtığın anda arabanın motor yerleşiminden, sürücünün ayak koyduğu taban sacından ve en önemlisi kaza anında seni koruyan ana şasi kollarından ödün vermek zorunda kalırsın. Üstelik tekerlek göbeğine giden hidrolik fren hortumu var, ABS hız sensörünün kablosu var. Sürekli 90 derece bükülen bir hatta bu kabloları koparmadan, hortumu patlatmadan veya hareketli parçalara sürtmeden sabit tutmak seri üretimde tam bir baş ağrısı yaratır.
Dinamik ve kinematik açıdan bakınca da işlevsiz kalıyor zaten. Arka tekerlekler sabitken ön tekerlekleri 90 derece çevirdiğinde araba dönmez abi, sadece olduğu yere saplanır kalır. Önler dik açıyla dönmeye çalışırken arkalar düz gitmek isteyeceği için araç kilitlenir, arka lastikleri yanlamasına sürüklemek zorunda kalırsın. Bugün depolarda kendi ekseninde dönen forkliftler veya otonom taşıyıcılar bunu yapabiliyor fakat onların her tekerinde bağımsız yönlendirme motoru ve özel bir çekiş kontrol yazılımı çalışıyor. Normal binek bir araçta böyle aşırı bir karmaşıklığa girmek ne güvenli ne de mantıklı bir mühendislik tercihidir.
Mars ta termal ölüm gerçekleşmiştir basit bir dille anlatmak isterim.
Mars dünya ya kıyasla çok küçük bir gezegendir bu küçüklükten kaynaklı iç sıcaklıklarını çok çabuk bir şekilde kaybetmiştir(Küçük gezegenler, büyük gezegenlere kıyasla iç ısılarını çok daha hızlı kaybederler ve daha çabuk soğurlar)ve bu soğuma işlemi kısa sürede ve kalıcı olarak değişmiştir. Dünya nın içinde güneş kadar sıcak bir çekirdek vardır (6000 c ) bu aşırı sıcaklık çekirdekteki sıvı demirin sürekli kaynamasına(konveksiyonel akımlara )neden olur.Mars ın içinde sıvı metallerini kaynatacak bir sıcaklık değeri olmadığı için ısı farkı bittiği için motor durmuştur bu motoru doğal yollarla ısıtmak içeride kaynama işlemini bir konveksiyonel etkıleşim olusturmak dogal yollarla mümkün değildir.Akışkanlık ve hareket olmadığı için de elektrik akımı dolayısıyla manyetik alan oluşmaz.
Bu farkı sosyal hayatta en net gözlemleyebileceğin yerlerden biri, kişinin hiyerarşide kendinden alt konumda gördüğü insanlara (örneğin bir garsona, stajyere veya temizlik görevlisine) nasıl davrandığıdır. Kendine güvenen biri, karşısındakinin unvanından bağımsız olarak temel bir saygı gösterir. Gücünü başkalarını ezerek kanıtlama ihtiyacı duymaz. Kendini beğenmiş biri ise empati kuramaz; statü olarak altında gördüğü insanları küçümseyerek ve onlara kötü davranarak kendi egosunu besler.
Bir diğer belirgin örnek başarısızlık ve geri bildirim anlarında ortaya çıkar. Kendine güvenen biri bir işi batırdığında sorumluluğu alır, nerede hata yaptığını inceler ve eleştiriyi dinler. Çünkü bir hata yapmak onun tüm varlığını değersiz kılmaz. Kendini beğenmiş kişi ise asla hata yapabileceğini kabullenemez. İşler kötü gittiğinde bu her zaman başkalarının beceriksizliği, sistemin hatası veya şanssızlıktır. En ufak bir yapıcı eleştiriyi bile kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak algılar ve anında öfkelenip karşısındakini değersizleştirmeye çalışır.
Zaman ve hız birbirine bağlıdır ve birbirini etkiler. Eğer kardeşlerden biri ışık hızıyla kıyaslanacak bir hızda giderse onun için zaman yavaşlar fakat ona dışarıdan bakan kardeşi için yavaşlamaz. Bunun sebebini Einstein görelilik teorisinde ortaya koyuyor. Attığım makaleyi inceleyebilirsiniz veya kendiniz evrensel hız zaman ilişkisini görelilikle açıklayan bir makaleden yardım alabilirsiniz.
https://www.google.com/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=&cad=rja&uact=8&ved=2ahUKEwiEr-ivgfaXAxVrBdsEHZ6pHWUQFnoECCwQAQ&url=https%3A%2F%2Fphysics.unc.edu%2Fwp-content%2Fuploads%2Fsites%2F218%2F2022%2F07%2FIntroduction_To_Spacetime_Diagrams.pdf&usg=AOvVaw3hJK7b9DmX37BPpWdPYoTN&opi=89978449
Sinekleri etrafımızdan uzak tutmanın kalıcı ve etkili tek bir sihirli formülü yoktur. Başarı, sinekleri çeken nemli organik atıkları ortadan kaldırmak, pencerelere sineklik takarak yaşam alanlarına girişlerini kesmek ve koku alma duyularını bozan doğal ya da kimyasal kovuculardan faydalanmaktan geçer.
Ev sineği dediğimiz Musca domestica, çoğunlukla açıkta bırakılan gıdalara, olgunlaşmış meyvelere ve nemli çöp kutularına yönelir. Şehirlerde topraktan ve yeşilden uzaklaşıp her yanı betonla örttüğümüz için organik çöpler balkon ve mutfaklarda daha çabuk birikir. Çöp kovalarını daima sıkıca kapalı tutmak, dökülen kırıntıları geciktirmeden silmek ve su birikintilerini kurutmak, sineklerin gelme gerekçesini doğrudan ortadan kaldırır.
Yaşam alanlarımızda doğanın kendi savunma mekanizmalarından da destek alabiliriz. Bitkiler, narin yapraklarını otçul böceklerden korumak amacıyla milyonlarca yıldır zengin aromatik bileşikler sentezler. Tıbbi nane (Mentha piperita), fesleğen ve lavanta gibi kokulu dostlarımızın salgıladığı uçucu yağlar, sineklerin antenlerindeki koku reseptörlerini şaşırtır. Balkonlarınıza bu taze bitkileri yerleştirmek veya saf nane yağı gibi uçucu yağları seyreltip buharlaştırmak, ağır kimyasallara başvurmadan sinekleri uzak tutar.
Balkonda ya da bahçede otururken ise sineklerin narin kanat yapılarından faydalanabilirsiniz. Masanızın yakınına koyacağınız küçük bir vantilatörün yaratacağı hafif hava akımı, sineklerin gövdelerini savurur ve teninizin kokusunu takip etmelerini fiziksel olarak engeller.