eve dönünce ceplerimden dökülen yarım kilo İç Anadolu toprağını temizlerken 'ben neden masa başı bir iş seçmedim' sorgulaması... sonra masadaki 8 milyon yıllık dişe bakıp sırıtıyorum. iflah olmaz bir delilik valla.
Sizce her zaman mutlu ve iyi hissetmek zorudamıyız sonuçta iletişimde olduğumuz insanların duygu dudumlarınıda etkiliyoruz insanlar bize bakıp morali bozulabilir yada kendini daha rahat hissedebilir kendimizde daha verimli olabiliriz hergün onlarca şey geliyor başumıza ne yaşayacağımızı kendimiz belirleyemiyoruz tamamen rastgele bir şekilde oluyor olaylar tutum önemli ama nasıl tutum takınman gerektiği de önemli...
Kemal Sunal’ın oyunculuğunun kötü olduğunu fark ettim. Keanu Reeves gibi duygusal ifadeleri de yeterince belirgin değil. En mutlu hâliyle en mutsuz hâli arasında yüz ifadesi bakımından az fark var. Elbette, duyguların aşırı belirgin biçimde yansıtılması oyunculuğu fazla teatral ve itici kılabilir ama burada da oldukça dar bir ifade aralığı söz konusu. Müzikal kulağı ve ritim duygusu da yok. Şarkı söylediği sahnelerden anlaşılıyor.
Gerçi Kemal Sunal, Keanu Reeves’ten daha sempatik. Ancak bu sempatiklik kendi başarısından mı kaynaklanıyor, yoksa 100 Numaralı Adam adlı filminde de işlendiği gibi, gözümüze sokulan bir “halk kahramanı” imajının sonucu mu, o da kesin değil.
Denizlerden geçerim, dosttan geçmem
Değil onun iyiliğinden, fenalığından geçmem
Onun yolundan değil, kendi yolumdan geçerim Dost yok biliyorum ama, aramaktan geçmem