Ptolemaios hanedanı, ciddiye alınacak ne kadar yazılı eser varsa hepsini tek bir şehirde toplamayı kafaya koymuştu. Limandaki aramalar, bu hedefin sadece bir parçasıydı.
Büyük İskender'in MÖ 323'teki ölümünden sonra Mısır'ı ele geçiren I. Ptolemaios Soter, İskenderiye'yi başkent yaptı. Atina'da iktidarını kaybedip sarayına sığınan Demetrius'u danışmanı yaptı ve rivayete göre ona, neredeyse dünyadaki tüm kitapları alabilecek bir bütçe ayırdı. Merkezde, ilham perileri Musalara adanmış Mouseion vardı; "müze" kelimesi de buradan geliyor. Burada 100'den fazla bilgin ve görevlinin araştırma yaptığı, ders verdiği, çeviri yaptığı ve kopya çıkardığı tahmin ediliyor.
Bir rivayete göre III. Ptolemaios Euergetes, Atinalılardan Sofokles, Aiskhylos ve Euripides'in orijinal el yazmalarını ödünç aldı ve güvence olarak 500 kilo altın bıraktı. Sonra Atina'ya kopyaları gönderdi, altından da vazgeçti. Bunun gerçekten yaşandığına dair bir kanıt yok. Ama Euergetes döneminde eserlerin o kadar biriktiği biliniyor ki, Serapeion tapınağında ikinci bir kütüphane açıldı.
Peki toplam kaç eser vardı? En çok tekrarlanan rakam 500.000, fakat bunun kitap mı papirüs rulosu mu olduğu belli değil; tek bir kitap birçok rulo tutabiliyordu. Columbia Üniversitesinden tarihçi Roger Bagnall'a göre MÖ 3. yüzyılın sonuna kadar bilinen bütün yazarların toplam üretimi, cömert bir hesapla bile 31.250 rulo civarında. Üstelik rulolar üçerli granit kutularda saklandıysa, 500.000 rulo için 166 binden fazla kutu gerekirdi.
Yani kütüphane zamanına göre çok büyüktü ama 20. yüzyılın araştırma kütüphaneleriyle kıyaslanacak ölçekte değildi. Kütüphaneyi özel kılan şey eser sayısı değil, bilgiyi sistemli olarak toplayıp kopyalayan ilk kurumlardan biri olması.
✏️ Yazar: Atilla Şayan · Editör: Damla Şahin Uçar
66 görüntülenme