Yersiz yurtsuz bir ruhun; feodal dönemden kalma, kendine has ve gözlerden uzak bir balıkçı köyünün zamansal atmosferinde, bitimsiz bir karanlık içinde dolaştığı gerçeküstü bir yolculuk. Loş ışıklı bir dizi odanın yol gösterdiği bu gezgin ruh; köy cemaatindeki gündelik varoluşlarına, kayıplarına ve yaşadıkları trajedilere dair kişisel hikâyelerini anlatırken ete kemiğe bürünen kadim ruhlarla karşılaşır. Tuhaf bir biçimde dalgın olan yaşlı bir kadına yaptığı ilk ziyaretten etkilenen ruh; temel bir soru yöneltmek üzere kadının evine geri döner: 'Mutluluk nedir?' Bu varoluşsal soru, kadının doğasındaki alçakgönüllülük ve bilmeyişi kabullenişiyle masumca yanıt bulur.
Yersiz yurtsuz bir ruhun; feodal dönemden kalma, kendine has ve gözlerden uzak bir balıkçı köyünün zamansal atmosferinde, bitimsiz bir karanlık içinde dolaştığı gerçeküstü bir yolculuk. Loş ışıklı bir dizi odanın yol gösterdiği bu gezgin ruh; köy cemaatindeki gündelik varoluşlarına, kayıplarına ve yaşadıkları trajedilere dair kişisel hikâyelerini a
... Daha fazla göster