Kibirli Atıf
Kibirli Atıf
/content/cf083bad-f8ca-4e67-8854-b0ce0efff90d.jpeg)
- Blog Yazısı
Blog Yazısı
Şöyle etrafıma bir bakıyorum da, sanki bu ülkenin geçmişi, tarihi, nüfusu birilerinin babasının tapulu mülküymüş gibi davranılmasına acayip uyuz oluyorum. Yıllardır bize öyle bir hikaye yutturmuşlar ki; sanırsın devletin arşivindeki bir belgeye ulaşmak Everest’e tırmanmak kadar zor. Birileri gidip o tozu toprağı yutmuş, belgeyi bulmuş ve sanki kendi laboratuvarında sentezlemiş gibi önümüze atıyor. Sonra da arkasına yaslanıp "Bakın ben ne büyük bir keşif yaptım, bana secde edeceksin, alt alta üst üste atıf yapacaksın" diye havaya giriyor. Hangi emekten bahsediyorsunuz?
Açalım ortaya somut bir örnek, lafı uzatmayalım. Mesela 1927 nüfus sayımı... Bu verileri tarihin derinliklerinden kim çıkardı? Devlet yaptı bu işi, kamunun imkânıyla yapıldı. Oradaki o rakamlar, okuma yazma oranları, köy nüfusları bu milletin ortak hafızasının malı. Adam kalkıyor, devletin kurumundan bu veriyi alıp kendi kitabına pat pat pat basıyor. Sonra da sanki o nüfusu kendi elleriyle saymış gibi edayla "Bu benim telifim, izinsiz kullanamazsın" diyor. Yahu o rakam zaten devletin havuzunda duruyor; sistem düzgün çalışsa, vatandaş elini uzattığı gibi doğrudan o bilgiye ulaşacak. Arada hiçbir aracı tüccar olmayacak. Ama ne yapıyorlar? Bilgiyi araya duvar örerek saklıyorlar, sonra da o duvarın deliğinden bize satmaya çalışıyorlar. İşte ben bu yüzden akademik dünyanın o sıkıcı, kibirli ve piyasacı kurallarını takmıyorum.
Ben Ali Koray Kaya olarak, Toplumsal Hafıza Akımı’nın o sarsıcı ve halktan yana ruhuyla kitaplarımı yazıyorum. Öyle "acaba akademik camia ne der, hoca ne der" diye kimsenin kapısında el pençe durmuyorum. Halkın diliyle, kahvehanede, sokakta konuşur gibi yazıyorum. Zaten okur da bunu istiyor; millet o yapay ve burjuva dilden sıkıldı. Kitapları açıp baktığınızda kasmadan, duru bir sohbet okur gibi akıp gidiyorsunuz. Halk memnun mu? Hamdolsun, en güzel geri dönüşü onlardan alıyorum çünkü insanlar bilgiyi kibirle tepeden bakanlardan değil, kendisi gibi düşünenlerden duymak istiyor.
Tarih dediğin şey kilitli kasalarda saklanan antika külçeler değildir. Tarih yaşayan bir şeydir, nefes alır. Bir belgeden haberdar olmak ya da onu paylaşmak marifet değil, sadece sıradan bir vatandaşlık görevidir. "Ben buldum" kibriyle millete ferman yazan o piyasacı zihniyet, hafızamızı köreltti. Birileri bu işten telif koparacak, köşeyi dönecek, ego tatmin edecek diye biz bilgiyi mahkum edemeyiz. Medyada kıvılcımını yaktığımız bu akımı bugün kitaplaştırıp insanlara ulaştıracaksak, bu sömürü düzenine "artık yeter" demek içindir. Kafamıza göre, dürüstçe ve bu halkın öz evladı gibi yazmaya devam edeceğiz; beğenmeyen kendi çalır kendi oynamaya devam etsin!
- Muhteşem!0

- Tebrikler!0

- Bilim Budur!0

- Mmm... Çok sapyoseksüel!0

- Güldürdü0

- İnanılmaz0

- Umut Verici!0

- Merak Uyandırıcı!0

- Üzücü!0

- Grrr... *@$#0

- İğrenç!0

- Korkutucu!0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misin?
Şu iki siteden biriyle hemen destek olabilirsin:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıyla 03.11.2026 13:52:33 tarihinde oluşturuldu. Evrim Ağacı'ndaki içerikleri birden fazla editör sürekli gözden geçiriyor, güncelliyor ve geliştiriyor. Bu çıktıdan sonraki güncellemeleri görmek ve içeriğin en güncel hâlini okumak için şu adrese git: evrimagaci.org/s/24072
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı sürece izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş hâlleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.