Kısa ve net cevap, evet. Çoğu ilaç ambalajından çıkarılıp açıkta bırakıldığında hem etkinliğini kaybeder hem de kimyasal olarak bozulur. İlacın yapısını bozan şey soyut bir hava kavramı değil, o havanın taşıdığı nem, serbest oksijen ve temas ettiği ışıktır.
O alüminyum blisterleri, opak plastikleri ve koyu renkli cam şişeleri ambalaj tasarımı güzel görünsün diye üretmiyoruz. Katı dozaj formlarında kullanılan etken maddelerin önemli bir kısmı higroskopiktir, yani ortamdaki nemi adeta sünger gibi çeker. İlaç havadaki su buharıyla temas ettiği an hidroliz başlar, moleküler bağlar kopar ve etken madde hızla parçalanır. Geriye kalan şey çoğunlukla etkisiz dolgu maddeleri, hatta kimi zaman istenmeyen bozunma ürünleridir. Neme aşırı duyarlı etken maddeleri blisterinden çıkarıp o meşhur haftalık plastik hap kutularında veya sehpa üzerinde günlerce beklettiğinizde, ilacın tedavi edici dozunu kendi elinizle sıfırlamış olursunuz.
Meselenin diğer yüzü de oksidasyon ve fotoliz. Havadaki oksijen molekülün hassas bölgelerine saldırırken, ortamdaki gün ışığı bu parçalanmayı katlar. Tabletin sararması, lekelenmesi, nem çekip yumuşaması, ufalanması ya da jelatin kapsüllerin birbirine yapışması basit bir estetik kusur değildir. İlacın kimyasal stabilitesinin tükendiğinin, çözünme profilinin bozulduğunun ve vücutta hedeflenen şekilde emilemeyeceğinin ilanıdır.
Prospektüslerde kimsenin okumadan kutuyla birlikte çöpe attığı o orijinal ambalajında saklayınız uyarısı bir formalite değil, farmasötik bir zorunluluktur. İlaç yutulacağı dakikaya kadar ambalajında kalır, aksi halde aldığınız şey tedavi değil kimyasal bir tortudur.
Kaynaklar
-
V. Bérard vd.. Instability Of Misoprostol Tablets Stored Outside The Blister: A Potential Serious Concern For Clinical Outcome In Medical Abortion. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı