1. Mavi Kan (Bakır Esaslı)
Bazı deniz canlılarında (örneğin yengeçler ve ahtapotlar) demir yerine hemosiyanin adı verilen bakır bazlı bir protein bulunur.
Görünüşe Etkisi: Oksijensizken şeffaf/gri olan bu sıvı, oksijenle birleştiğinde mavi bir renk alır.
Ciltteki Yansıma: Cildimiz daha soluk, hatta belki hafif mavi/mor tonlarında görünürdü. Damarlarımız cildin altından koyu mavi veya turkuaz renklerde seçilirdi. Morarma (çarpma sonucu oluşan morluklar) mavi veya yeşilimsi tonlarda olurdu.
2. Yeşil Kan (Klorokruorin Esaslı)
Bazı halkalı solucanlarda bulunan klorokruorin proteini demir içerir ancak farklı bir moleküler yapıya sahiptir.
Görünüşe Etkisi: Bu sıvı düşük konsantrasyonda açık yeşil, yoğun olduğunda ise koyu yeşil görünür.
Ciltteki Yansıma: Cildimiz zeytin yeşili veya açık yeşil alt tonlara sahip olurdu. Kanama anında akan sıvı yeşil olur ve cildimizdeki damarlar yeşil renkte parlardı.
3. Mor veya Sarı Kan (Hemeritrin Esaslı)
Bazı deniz solucanları ve omurgasızlarda bulunan hemeritrin proteini yine demir bazlıdır ancak farklı bir renklendirme yapar.
Görünüşe Etkisi: Oksijensizken renksiz olan bu sıvı, oksijenle dolduğunda menekşe moru veya pembe/sarartımsı bir renk alır.
Ciltteki Yansıma: Kanımız pembe veya mor akardı. Cildimizin altındaki damar ağı mor ve lavanta tonlarında görünürdü.
Bunun Günlük Hayatımıza Etkileri Ne Olurdu?
Kıyafet ve Moda: Modadan makyaja kadar her şey cildimizin yeni renk tonuna (yeşilimsi, mavimsi veya morumsu alt tonlara) göre şekillenirdi.
Kültür ve Dil: "Kızarmak" (utanınca yanakların kırmızılaşması) yerine cildimizin rengine uygun başka tabirler kullanılırdı (örneğin "yeşermek" veya "morarmak" gibi, ancak bu kez utanç anlamında).
Tıp ve Sağlık: Sağlık kontrollerinde doktorların damar yoluyla yaptığı incelemeler ve ten rengi üzerinden yapılan kansızlık (anemi) gibi teşhislerin işaretleri tamamen farklı görsel ipuçlarına dayanırdı.