Kapalı formüle bakarak tek bir istisna bile barındırmayan kusursuz bir kural arıyorsanız, boşuna vakit kaybetmeyin çünkü doğada böyle bir kural yok. Organik ve inorganik ayrımı evrenin değişmez bir doğa yasası değil, kimyacıların laboratuvarda işleri kolaylaştırmak için benimsediği tarihsel ve pratik bir uzlaşıdan ibarettir.
Müfredatların yıllardır ezberlettiği kestirme tanımların hepsi ilk gerçek kimyasal temasla çöker. İçinde hidrojen ve karbon bulunması şart derseniz, tek bir hidrojen bile içermeyen tetraklorometan (CCl4) ya da hekzaklorobenzen gibi katıksız organik moleküller açıkta kalır. Karbon karbon bağı ararsanız, tek karbonlu metan veya formik asidi kapının önüne koymuş olursunuz. İşin ilginç yanı, HCN molekülü hem karbon hem hidrojen taşır. Hatta IUPAC sistematiğinde formonitril adıyla organik bir nitril muamelesi görür. Yine de sulu çözeltideki davranışı halojen asitlerine benzediği ve siyanür tuzları mineral tuzları gibi davrandığı için geleneksel olarak inorganik kabul edilir.
Bikarbonat (HCO3) ve karbonik asit meselesi de tamamen yapının ve bağların kimyasal doğasıyla ilgilidir. Karbonat iyonu, tıpkı sülfat veya nitrat gibi davranan tipik bir mineral anyonudur. Karbon atomunun tamamen oksitlendiği bu yapılarda, organik kimyanın omurgasını oluşturan kovalent karbon iskeletleri ve reaksiyon dinamikleri bulunmaz. Bir molekülün organik olup olmadığını kapalı formüldeki harf diziliminden değil, karbonun yükseltgenme basamağından, kurduğu kovalent bağların niteliğinden ve kimyasal reaksiyon mekanizmalarından anlarsınız.
Doğa insanların ders kitaplarındaki düzen takıntısına göre şekil almaz. Sınırda kalan birkaç molekülü tek bir kapalı formül kuralına sığdırmaya çalışmak nafile bir çabadır, çünkü o sınır doğanın kendisinde değil, bizim sınıflandırma hevesimizde yatar.
Kaynaklar
-
Favre, H. A., Powell, W. H.. Nomenclature Of Organic Chemistry: Iupac Recommendations And Preferred Names 2013. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı