Erozyon mekanik olarak su ve rüzgârın toprağı aşındırmasıdır, ancak afet sınıflandırmalarında biyolojik kökenli sayılmasının temel sebebi, süreci bir felakete dönüştüren asıl faktörün bitki örtüsünün yok edilmesi ve insan faaliyetleri olmasıdır. Doğa kendi dengesindeyken erozyon jeolojik bir döngüdür, işin içine canlıların dengesiz müdahalesi girdiğinde ise afet haline gelir.
Arazide jeolojik katmanları incelerken toprağın üst yüzeyine baktığınızda bunu çok net görürsünüz. Bir avuç verimli üst toprak, binlerce yıllık kayaç ayrışması ve organik maddenin birikmesiyle oluşur. Bu hassas tabakayı şiddetli yağmura ve sert rüzgâra karşı koruyan temel unsur, bitkilerin kök ağları ve toprağı örten bitki örtüsüdür. Kökler toprağı adeta bir ağ gibi sararak bir arada tutar, yapraklar ve dallar ise gökten inen damlaların darbe etkisini kırar.
İnsanlar ormanları kestiğinde, meraları aşırı otlattığında veya yanlış tarım yöntemleriyle toprağı çıplak bıraktığında bu biyolojik koruma kalkanı tamamen çöker. Kalkan kalktığı anda su ve rüzgâr korumasız kalan toprağı süpürüp götürür. Taşıyıcı ve aşındırıcı olan kuvvetler fiziksel olsa da dengenin bozulup bir afetin patlak vermesine yol açan şey canlıların, yani bitki örtüsü kaybı ile insan müdahalesinin oluşturduğu biyolojik zincirdir.
Buna ek olarak toprağın kendisi de cansız bir kum yığını değildir. İçindeki mikroorganizmalar, çürüyen bitki artıkları ve humus tabakası toprağa süngerimsi yapısını kazandırır. Bu canlı yapı bozulduğunda zemin suyu ememez, yüzey akışı hızlanır ve kayıp katlanarak büyür. Afet yönetiminde erozyonun biyolojik afetler başlığı altına yerleştirilmesinin sebebi tam olarak bu biyolojik bileşenlerin kaybıdır.
Kaynaklar
-
TEMA Vakfı. Erozyon Ve Çölleşme Ile Mücadele. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
FAO. Soil Erosion: The Greatest Challenge For Sustainable Soil Management. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı