Kriyojenik uyku, bilim kurgu çevirilerinin dilimize hediye ettiği en büyük kavram yanılgılarından biridir. Tıpta veya biyolojide böyle bir uyku hali kesinlikle yoktur. Bilimsel literatürde bu durum uyku olarak değil, hücresel metabolizmayı tamamen durdurmayı amaçlayan kriyoprezervasyon veya biyostaz olarak tanımlanır. En temel ayrımı hemen koyalım, günümüz tıp teknolojisiyle yaşayan bir insanı dondurarak uyutmak ve yıllar sonra hasarsız biçimde uyandırmak bilimsel olarak imkansızdır.
Kavramın bu kadar yanlış anlaşılmasının sebebi, filmlerde gördüğümüz o konforlu kapsüllere girip yüzyıllar sonrasına şekerleme yapma fantezisidir. Oysa pratikte işler hiç öyle ilerlemiyor. Kriyoni şirketlerinin yürüttüğü bu işlem yaşayan insanlara uygulanamaz, çünkü bu durum yasal ve tıbbi olarak doğrudan cinayet sayılır. Bütün bu prosedür ancak kişi yasal ve klinik olarak öldükten hemen sonra başlatılabilir. Kalp durduktan sonra vücuttaki kan hızla boşaltılır, buz kristallerinin hücre zarlarını jilet gibi parçalamasını önlemek için damarlara kriyoprotektan adı verilen kimyasal koruyucular pompalanır ve beden eksi 196 derecedeki sıvı azot tanklarına indirilir. Yani ortada mışıl mışıl uyuyan bir hasta değil, gelecekteki teknolojinin bir gün kendisini hayata döndürebileceğini uman biyolojik olarak korunmuş bir beden vardır.
İşin hücresel boyutunda henüz çözülememiş devasa engeller bulunuyor. Hücrelerimizin büyük kısmı sudur ve su donduğunda genişleyerek hücreyi içeriden yırtar. Camlaşma denilen teknikle dokuların kristalleşmeden katı bir forma geçmesi amaçlansa bile, kullanılan koruyucu antifriz kimyasalları organlar için son derece zehirlidir. Bir an için bütün bedenin hiç hasar görmeden donduğunu varsaysak dahi, milyarlarca nöronal bağlantıyı ve hayati organı tek bir hücre bile ölmeden aynı anda ısıtıp yeniden başlatabilecek tıbbi bir yöntemimiz yoktur.
Klinik tıpta gerçekten uygulanan ve bazen bu durumla karıştırılan tek yöntem hedeflenmiş sıcaklık yönetimi, yani terapötik hipotermidir. Kalp durması veya ağır kafa travmalarında beyin hasarını sınırlamak amacıyla hastanın vücut ısısı birkaç derece, genellikle 32 ile 34 derece arasına düşürülür. Bu da dondurucu bir uyku hali değil, birkaç günle sınırlı kontrollü bir vücut serinletmesidir. Kısacası kriyojenik uyku gerçek bir biyolojik süreç değil, dönüş mekanizması henüz bilinmeyen kuramsal bir dondurma işlemidir.
Kaynaklar
-
Benjamin P. Best. Scientific Justification Of Cryonics Practice. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı