Bizi sınıyor mu, bizi neden buraya gönderdi, bizi neden yarattı, yarattıktan sonra ne yapacak ve yapacağı şeyi niye yapacak? Bilmemiz zor hatta imkansız gibi görünüyor. Bu durumda bazı kişiler bunu dinlerdeki anlatılarla açıklıyor, burasının "sınav dünyası" olduğunu söylüyor. Aslında bu açıklamayı biraz ilerletince yine çok güzel bir tartışma konusu çıkıyor. Deizmin Tanrı'sından bahsediyorsak kısaca "Tanrı yarattı ve bıraktı, belki bizden haberi bile yok. Neden yaptığını bilemiyoruz. Beki de canı sıkıldı, tanınmak istiyordu, kendince oyun oynuyor. Belki de kendinden düşük varlıkları bilmiyor o da. Deney yapıyor. Bilemeyiz."
Teizme girince "her şeyi bilen ve olaya müdahale edebilen Tanrı" kavramında oldukça sıkıntı çıkıyor. Daha önceden söylediğim gibi bu tür soruların en basit ve en mantıklı cevabı, "Tanrı'yı anlayamayız/kavrayamayız. Neden bunu yaptığını bilemeyiz." olacaktır. Biliyorum bu çoğu kimseyi tatmin etmiyor ama bunu kabullenmemiz gerek bence. Eğer bir Tanrı olduğuna inanıyorsanız ve bu Tanrı madde üstü bir Tanrı ise insan gibi doğada hayatta kalmak için evrimleşmiş bir tür olarak "Tanrı" dediğimiz varlığın nasıl davrandığını, neden bunu yaptığını veya bu soruların onun için mantıklı olup olmadığını bile bilemeyiz.
Teizmin bu konudaki bir argümanı olan "Burası sınav dünyası" argümanına gelelim. Tanrı bizim ne yapacağımızı biliyor teizme göre. "Madem biliyor neden cezalandırıyor?" sorusu akla geliyor. Bu soruya başta dediğim gibi "Bilmiyoruz, anlayamayız." diyebiliriz ama tatmin etmediği için "Öğretmen-öğrenci-sınav" benzetmesi yapılarak çözülmeye çalışılıyor. Bu benzetmeye göre "Öğretmen bizim ne yapacağımızı az çok bilir, kaç puan alacağımızı tahmin eder. Ama direkt puan verirse öğrenciler o puanın kendisine layık olmadığını söyleyip itiraz edebilir. Madem iyi not almamızı istiyorsun 100 ver gidelim der ama öğretmen adaletli olmalı. Bu durumun sorun olmaması için sınav yapılır ki öğrenciler de onu hak ettiğini anlasın." ilk bakışta gayet güzel bir argüman gibi görünüyor ama bazı sorunlar var:
Eğer ki öğretmen; sizin ders çalışıp çalışmamanıza, davranışlara ve düşüncelerinize etki eden faktörleri yaratmışsa veya ayarlamışsa evet, o öğretmenin hem bütün bunları ayarlayıp hem sınav yapıp hem de ona göre düşük not veya yüksek not vermesi hem de düşük not almışsa için cezalandırması veya yüksek not almışsa ödüllendirmesi çok saçma olurdu. Bu durumda hem her şeyi kendi ayarlamış oluyor hem de o ayarladığı davranışı değiştirmeyip bazılarını cezalandırıyor bazılarını ödüllendiriyor. Yani bu argümanın vardığı yer, Tanrı bütün şartları kendi ayarladığı oyunda bizimle oynuyor. "Hem gözüne perde indiriyor hem de görmediği için cezalandırıyor."
Bazen Tanrı zamandan münezzeh olduğu için bu sorunun hatalı olduğunu söyleniyor ama bu bir şeyi değiştirmiyor. Sadece "Tanrı geleceği biliyorsa neden bunu yapıyor?" gibi bu sorunun hatalı versiyonunu düzeltmeye yarar bu itiraz. Tanrı geleceği bilmiyor. Onun için geçmiş veya gelecek yok. Ama bu yine de bütün şartları ayarladığı oyunda oynaması konusuna açıklık getirebilen bir itiraz değil.
"İmtihan için, yaratan sıfatını sağlaması için, kendisini tanımak için, ilmini tanıtmak için, ibadet etmemiz için bizi yaratması gerektiği" gibi inandığınız Tanrı'nın özellikleri, sıfatları ya da tanımı ile yapılan açıklamalara gelelim. Soruyu bunlar ile cevaplamaya çalışmak Tanrı'yı kendi tanımı ve özellikleri ile sınırlandırmaktır ve Teizme uymaz. Hatta bir açıklama gücü de yoktur, inancınızdaki Tanrı özelliklerini ve tanımını tekrar ederek döngüsel mantık hatasına girmiş oluyorsunuz. "Canlı nedir?" sorusuna "Cansız olmayandır." deyince aslında bir cevap vermiş olmamanız gibi.
Görebileceğiniz gibi hatalı veya eksik savunmalar yaparsanız savunmak istediğinizin tam tersi sonuca gidebilirsiniz. O yüzden "mantıklı olan" tatmin etsin veya etmesin hatalı eşitlemelere bağlı olan hatalı benzetmelerden (bu gibi durumlarda direkt olarak benzetmelerden) uzak durmaya ve argümanların nereye varacağını iyi analiz etmeye çalışın.
Özgür irade neredeyse tanrısal bir güçtür. Gücümüzün yettiği istediğimiz her şeyi yapabiliriz yani bunu yapma potansiyelimiz var kimisi bu gücünü daha "ahlaki " olarak ortaya koyar kimisi başka şekillerde ortaya koyar.
Ahlak dediğimiz şey bir tanrının emir ve yasaklarıdır. Tanrının yap dediği şeyleri yapmalısın, yapma dediklerini yapmamalısın. Normalde kuralları koyan tanrı yapmak zorundasın ya da yapmamak zorundasın gibi ifadeler kullanmalıydım ama sana verilen "irade" adı altında bir güç var tanrının emir ve yasaklarını çiğneyebilirsin. Tanrı sana ben sana çok büyük bir güç verdim ve bu gücün karşılığında sana sorumluluklar yükledim ister yap ister yapma ama sana verdiğim bu gücü nasıl kullandığına göre benim senin üzerinde olan hükmüm değişecek diyor.
Sence de gücümüzün yettiği her şeyi yapabilecek potansiyelde bir canlı olarak tanrının emir ve yasaklarını kendi isteğimizle yani kendi irademizle reddetmiş olmamızın bir cezası olması mantıklı değil mi?
umarım açıklayabilmişimdir. :)
Aslında bunlar birbiriyle alakasız şeyler örneğin bir araba şehir içinde 250 hızla gidiyorsa ve kurallara uymuyorsa ne olur..araba kaza yapar bu kaza gerçekleşmeden bildiğimiz bir şey ama bu kazayı bizim yaptığımız anlamına gelmiyor bunun yanında kader yazılan bir şey ama bu allahın bildiği bir şeyi yazması yani bizim o arabanın kaza yapacağını söylememiz gibi bir şey olurdu.
Allah Her şeyi bilir her şey onun ilmi içindedir. kısaca benim görüşüm adaletindendir merhametindendir yoksa herkes cennet cehenneme ilk başta girerdi ki bir ayette yüce Allah şöyle der: ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. Bu ayette örnek olarak gösterilebilir. Allahualem
Bir kişinin dünyaya gelmeden cehennemlik olduğunu yüce ALLAH biliyor ve o halde neden dünyaya gönderiyor ki diye kişi düşüne bilir... Lakin şimdi şöyle düşünelim kişi aniden yaratıldı ve cehennemde buldu kendini ve demez mi ben neden buradayım ne suçum varda burada bulunuyorum. Ama kişi dünyada yaşayıp yaptığı günahları bilerek cehenneme gittiğinde evet ben dünyada bunları bunları yapmıştım ve cehennemde bu suçlarım sebebiyle bulunuyorum diye bilir. Konunun özeti aslında budur...
Ve şimdi sırf sözlerime muhalefet olmak için yorum yapacak olanlar olacaktır ama sözlerimi sindire sindire anlamadan cevap yazmamanızı tavsiye ediyorum
Sonsuz güçte bir Tanrı'yı ele alalım. Tanrı zamandan bağımısız olucağı için aslında Tanrı için şuanda hem seni sorguya çekiyor, hem yeni doğdun hemde ölüsün. Yani Tanrı için zaten senin ne yapacağını bilmesine rağmen seni sorguya çekmiyor. Biz zaman bağlı olduğumuz için Tanrı ne yapacağını bilmesine rağmen bu dünyayı yaratıp senin ne yaptığına bakıyor ve izliyor değil. Zaten sen şuanda sorgulanıyosun. Sadece sanki Tanrı seni sorgulamak için zaman bekliyor gibi geliyor ama öyle değil. Sadece bir sistemin içindesin. Tek nihai amaç seni sorgulamak da değil, nihai ve en büyük amaç kısaca her şey. Bu evren vb.. Yani işte bu yüzden Tanrı senin ne yapacağını bilmene rağmen sen öldükten sonra (Tanrı için önce ve sonra diye bir şey yoktur.) sana hesap soruyor. Ve son olarak Tanrı seni yaratmadan önce de sonra da senin ne yapacağını biliyor, sen ölmeden önce hatta seni yaratmadan önce de sana hesap soruyor yani Tanrı'ya göre sen öldükten sonra değil aslında seni yaratmadan önce bile sana hesap soruyor.