Bir müzisyenin daha önce ezberlediği bir eseri çalması ile anlık olarak tamamen yeni bir şeyler yaratması arasında beynin çalışma biçimi açısından köklü bir fark vardır. İnsan zihninin saniyeler içinde yeni kurallar koyup bu kurallara uygun eşsiz bir eser üretmesi, sinirbilimin en çok merak ettiği konulardan biridir.
Araştırmacılar, piyanistlerden ezberledikleri bir parçayı çalmalarını, ardından doğaçlama yapmalarını isteyip beyin aktivitelerini incelediler. Karşılaştıkları tablo şaşırtıcıydı; öz eleştiri ve davranışları denetleme ile ilişkili olan dorsolateral prefrontal korteks bölgesinin etkinliği ciddi şekilde azalırken, kişinin kendini ifade etmesini sağlayan medial prefrontal korteks bölgesi aktifleşmişti. Yani zihnimiz, yeni bir şeyler üretirken içindeki acımasız eleştirmeni susturuyor ve özgün ifadenin önünü açıyor.
Yetişkin müzisyenler yılların getirdiği pratikle beyinlerinde hazır kalıplara sahiptir. Ancak müzik eğitimi almamış çocukların doğaçlama anındaki beyin aktiviteleri daha farklı bir tablo sunuyor. Çocukların doğaçlama yaptığı anlarda duyusal merkezleri neredeyse tamamen baskılanıyor. Çocuklardaki bu baskılanma örüntüsü, ileride yetişkinlikte göreceğimiz gelişmiş yaratıcılık ağının ilk adımlarını oluşturuyor.
Üstelik çocuklarda doğaçlama yapmak, standart bir parçayı çalmaya göre beynin ödül mekanizmalarını çok daha güçlü çalıştırıyor. Bu durum, yaratıcılığın sadece yıllar süren eğitimle kazanılan bir yeti olmadığını, insan beyninin doğasında olan bir özellik olabileceğini düşündürüyor. Kendi önümüzden çekilip iç sesimizi susturduğumuzda her alanda çok daha rahat üretebiliriz ve üretme eyleminin kendisi bile beynimiz için başlı başına bir ödüldür. 🎶
✏️ Çeviren: Derya Korkmaz · Editör: Damla Şahin Uçar
27 görüntülenme