Evrende kütleçekiminin en belirgin özelliklerinden biri, maddeyi her yönden eşit çekerek küreler oluşturma eğilimidir. Yıldızlar ve gezegenler bu yüzden yuvarlaktır. Ancak iş bir gezegen sistemine ya da bir galaksiye geldiğinde, karşımıza küreler yerine devasa düz diskler çıkar.
Peki dağınık bir gaz bulutu nasıl oluyor da adeta açılmış bir hamur gibi yassılaşıyor?
Cevap, fizikteki açısal momentumun korunumunda yatıyor. Yıldızları doğuran dev moleküler bulutlar çökerken, içlerindeki parçacıkların en küçük dönüş hareketi bile korunur. Tıpkı kollarını bedenine doğru toplayan bir buz patencisinin hızlanması gibi, bulut daraldıkça dönme hızı muazzam bir artış gösterir.
Bu yüksek hızlı dönüş sırasında iki farklı kuvvet çatışır. Bulutun dönüş ekseninde yer alan kutuplarda neredeyse hiç dönme hareketi olmadığı için madde kolayca merkeze çöker. Fakat dönme eksenine dik olan ekvator bölgesinde, eylemsizlikten kaynaklanan merkezkaç etkisi kütleçekimine direnir. Böylece kutuplar içeri çökerken ekvator düzlemi dışa doğru yayılır ve sistem dönen ince bir diske dönüşür.
Güneş Sistemi'ndeki gezegenlerin neredeyse tek bir masa yüzeyinde dizilmiş gibi aynı hizada dönmesinin ardındaki sır budur: Hepimiz milyarlarca yıl önce o yassılaşmış diskin içinde toparlandık.
Bir otomobilde viraja hızla girdiğinizde sizi kapıya doğru savuran eylemsizlik neyse, Dünya'nın üzerinde döndüğü düzlemi yaratan fiziksel yasa da tam olarak odur. Doğa, en küçük günlük tecrübelerimiz ile en büyük kozmik yapıları aynı değişmez yasalarla birbirine bağlar.
Siz de gündelik hayatta hissettiğiniz bir fizik kuralının koca bir gezegen sistemini kurduğunu düşündüğünüzde evrene dair neler hissediyorsunuz?
36 görüntülenme