Nature Astronomy dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, astronomide daha önce hiç doğrudan gözlemlenmemiş bir nesne türünü tanımlıyor: yıldızın kendi ölüm sürecinde saçtığı malzemeden oluşan "ikinci nesil gezegen." Warwick Üniversitesi'nden Jamie T. Williams liderliğindeki ekip, HS 0209+0832 adlı beyaz cücenin atmosferinde Güneş Sistemi'ndeki hiçbir nesneyle eşleşmeyen olağanüstü tuhaf bir kimyasal bileşim tespit etti.
Beyaz cüceler, yıldızların ömürlerini tükettikten sonra geriye bıraktığı yoğun kalıntılar. Pek çok beyaz cücenin çevresindeki gezegensel kalıntıların enkazını yuttuğu biliniyordu; ancak bu enkaz her zaman kayaçtan yoğun, Güneş Sistemi'ndeki asteroitlere veya kayalık gezegenlere benzer bileşimler gösteriyordu. HS 0209+0832 ise tamamen farklı: Atmosferi silisyum ve demir bakımından son derece fakir; ancak nikel, bakır, çinko ve özellikle niyobiyum bakımından olağanüstü zengin. Niyobiyum, Güneş'tekinden üç kat daha fazla.
Bu kimyasal parmak izi, "yavaş nötron yakalanması" (s-süreci) adı verilen nükleer sentez sürecine işaret ediyor. Bu süreç evrenin büyük bölümündeki ağır elementleri üreten AGB yıldızlarının (asimptotik dev dal yıldızları) atmosferinde gerçekleşiyor. Araştırmacılar, HS 0209+0832'nin önceki AGB evresinde saçtığı malzemeden oluşan bir protogezegensel disk içinde ikinci bir gezegenin oluştuğunu öne sürüyor. Bu gezegen beyaz cücenin yoğun UV ve X-ışını radyasyonu altında atmosferini buharlaştırarak beyaz cüceyi "kirletiyor."
TESS uydusu bu senaryoyu destekleyen 4,4 günlük periyodik bir ışık eğrisi tespit etti; bu sinyal, yıldızından 0,04 AU uzaklıkta (Güneş-Merkür mesafesinin yaklaşık sekizde biri) kilitlenmiş halde dönen dev bir gezegenin gece-gündüz termal emisyon farkından ya da buharlaşan gazın kuyruğundan kaynaklanıyor olabilir.
Bu keşif yalnızca tek bir sistemle sınırlı değil: Araştırmacılar, yüksek karbon bolluğu ve s-süreci element artışlarının hot beyaz cücelerin ultraviyole spektrumlarında tespit edilmesiyle daha fazla ikinci nesil gezegen adayı bulunabileceğini öngörüyor.
17 görüntülenme