Tanım kümesindeki tüm elemanları, değer kümesindeki tek bir elemanla ilişkilendiren fonksiyon çeşidi. Örneğin f(x) = 1 şeklinde bir fonksiyon tanımlanacak olursa x yerine yazılan sayı ne olursa olsun çıktı olarak sadece 1 elde edilecektir.
Bir popülasyonda, tek bir alel haricindeki bütün alellerin, tüm bireylerden silinmesi, dolayısıyla o alelin popülasyonda %100 (1) oranına ulaşmasıdır. Bu durumda alel "sabitlendi" denir.
Sabitleyici seçilim, doğal seçilim nedeniyle popülasyonda iki alelin birden korunmasıdır. Bir alelin diğerine göre seçilim değerinin daha yüksek olması beklenir, dolayısoyla da diğer alelden daha üstün gelecektir. Fakat sabitleyici seçilimin geçerli olduğu yerlerde bir alelin seçilim değeri, alelin frekansına bağlıdır. Eğer bir alel daha yaygın olmaya başlarsa, doğal seçilim diğer alele sahip bireyleri seçmeye başlayacaktır.
Bu durumun en yaygın sebebi heterozigot avantajıdır. Alelin iki farklı versiyonuna sahip bir bireyin (Aa) seçilim değerinin, allellerden birinin iki kopyası olan bir bireyin (AA,aa) uygunluğundan daha yüksek olduğu anlamına gelir. Heterozigot bireyler, iki homozigota göre de daha avantajlıdır. Bu durum iki alelin de, seçilim değerlerinden bağımsız olarak, popülasyonda var olmasını sağlar.
Tek hücreli Ascomycete mayası, fırıncı veya bira mayası olarak da bilinir. Özellikle rekombinant DNA ve hücre döngüsü, çiftleşme tipi ve heterokaryon uyumluluğu çalışmalarında basit bir ökaryotik model olarak kullanılır. Bir prokaryotik sistemin avantajlarına sahiptir, ancak gerçek bir ökaryottur. Ökaryotların E.coli'si olarak kabul edilir. S. cerevisiae, eşeyli ve eşeysiz çoğalabilir ve haploid veya diploid olarak yetiştirilebilir. Genomu 1997'de dizildi ve 12.057.500 bp içeriyor; 16 kromozomu 6.000 geni bulunuyor.
Dalga ya da parçacıkların bir engele çarpıp dağılmasına verilen genel isimdir. Örneğin, daha uzun dalga boylarına sahip kırmızı ışık daha az saçılırken, daha kısa dalga boylarına sahip mavi ışık daha fazla saçılır. Gökyüzünün mavi renkte görünmesinin nedeni budur.
Organik ve inorganik maddelerden arıtılmış sudur. Laboratuvarlarda ve bilimsel çalışmalarda genellikle saf su kullanılmaktadır. Araştırmada saf su ile çalışılmadıysa bu durum bilimsel çalışmada belirtilir. Saf su iletken özellik göstermez.
Silici mutasyonları eleyecek şekilde olan seçilim sürecidir. Negatif seçilim olarak da bilinir.
Akıl yürütürken yapılan hatalar. Mantık hatası ya da mantıksal yanılgı şeklinde de anılır. Safsata içeren argüman veya düşünceler, dikkatlice incelenmediğinde oldukça ikna edici ve mantıksal olarak güçlü görünebilir ancak aslında öncüller ve sonuçlar arasında kurulan bağlantı geçersiz, zayıf veya hatalıdır.
Gen gibi davranan ama çaprazlanma (crossing-over) sırasında ayrılabilen gen çiftidir.
Bilimsel olarak sunulan fakat bilimsel olmayan iddia, inanış, bilgi ve uygulamaların hepsine verilen isimdir. Bir sahtebilim dışarıdan bakıldığında kolaylıkla anlaşılamayabilir fakat bilimsel yollar, metotlar ve sorular izlendiğinde bilime uymayan, bilimle zıt düşen durumlar oluşturması halinde kolaylıkla anlaşılabilir. Günümüzde en çok tutan sahtebilimler; fal, burçlar, uzay görevleri karşıtlığı, yaratılışçılık, düz dünyacılık ve astroloji yorumlarıdır.[1]
"Anlamsız mutasyon" isimli bir mutasyon tipi sonucu oluşmuş, bölünme yeteneği olmayan gendir. Psödogenler genellikle "y" sembolü ile ifade edilirler. DNA dizisindeki psödogenler ancak protein sentezi sırasındaki bir aksama sonucu anlaşılabilir. RNA dizisinde ise psödogenleri tanımak çok daha kolaydır.
Günümüzden yaklaşık olarak 295.500.000 ile 290.100.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.
Gerçek olmadığına dair sağlam kanıtlar olmasına rağmen kişinin inandığı mantıksız, gerçek dışı inançlar. "Delüzyon" olarak da bilinmektedir. Akıl hastalığına sahip bir birey sanrılar yaşayabilir. Örneğin, bir ajanın kendisini takip ettiğini veya uzaylıların bedenini ele geçirdiğini düşünebilir. Sanrılar, kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılıklar gösterebilir.
Günümüzden 86.300.000 ile 83.600.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
Sarsılmazlık, Lehrer ve Paxson’un ‘Bilgi: Sarsılmaz Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç’ makalesinde ele aldıkları, bilginin dördüncü koşulu ifade etmektedir. Buna göre temel olmayan inançların gerekçelendirilmesi için, sarsılmaz olması koşulu eklenmelidir. Şu halde bilgi, sarsılmaz gerekçelendirilmiş doğru inanç olarak tanımlanmaktadır. Lehrer ve Paxson’a göre, gerekçelendirme tek başına bilgiyi oluşturmak için yeterli bir koşul değildir. Çünkü Gettier örneklerinde de görüldüğü gibi gerekçelendirilen ancak yanlış olan inançlar oluşturmak olanaklıdır. Sarsılmazlık koşulu ise bu noktada kullanılır. Nitekim sarsılmazlık koşulu, yalnızca temel olmayan inançlardan bilginin meydana gelmesi için gereklidir. Bunun nedeni ise temel inançların kendinden gerekçeli olmaları bakımından başka bir inanç tarafından gerekçelendirmeye ihtiyaç duymamaları, dolayısıyla da sarsılamaz olmalarıdır. O halde temel olmayan inançların bilgi haline gelmesi şu üç koşul ile mümkün olmaktadır: İnancın doğru olması, öznenin inancın doğruluğuna inanması ve öznenin, bu inancın gerekçesi olarak başka bir ifadeye sahip olması durumunda söz konusu başka ifadenin bu gerekçelendirmeyi sarsmaması gerekmektedir. Bir inancın sarsılabilir olması ise şu koşulların gerçekleşmesiyle olanaklıdır: Örneğin p ve q ifadelerinin birleşimi, S’nin h inancının gerekçeleyicileri olmaları bakımından gerekçelendirmeyi sağlamazsa; S, q inancının yanlış olduğunu gerekçelendirmişse; q’nun mantıksal sonucu olan c ifadesi ile p ifadesi, S’nin h inancını gerekçelendiremiyorsa; bu gerekçelendirememe sonucunda S, c’ye inanmanın yanlış olduğunu tam olarak gerekçelendirmişse. Başka bir ifadeyle epistemik öznenin herhangi bir temel olmayan inancının sarsılabilir olması demek, söz konusu temel olmayan inancı gerekçelendirmek için kullanılan ifadelerin gerekçelendirmeyi sağlayamaması ve öznenin, bu ifadelerin yanlış olduğunu gerekçelendirmesi demektir.
Matematikte, bir fonksiyonun integralini analitik yöntemlerle hesaplamanın zor veya imkânsız olduğu durumlarda, belirli bir aralığın altında kalan alanı yaklaşık olarak hesaplamak için kullanılan bir yöntem. Genellikle belirli aralıklara bölünmüş küçük dilimler üzerinde hesaplama yaparak toplam alanı bulmayı hedefler. Trapez yöntemi, Simpson yöntemi gibi çeşitli sayısal integral yöntemleri bu amaçla kullanılır.
Bir fonksiyonun türevini analitik yöntemlerle bulmak yerine sayısal (nümerik) yöntemler kullanarak hesaplama işlemi. Bir fonksiyonun belirli bir noktadaki değişim oranını, o noktaya yakın komşu noktalar arasındaki farklara dayanarak yaklaşık olarak bulur. Genellikle türevlerin analitik olarak hesaplanmasının zor veya imkânsız olduğu durumlarda kullanılır. Bu yöntem, özellikle diferansiyel denklemlerin çözümünde ve sayısal analiz alanında sıklıkla tercih edilir.
Çevresel sinir sisteminin gliyal hücresi. Görevi aksonları çevrelemek. 2 tiptir: miyelinleyen ve miyelinlemeyen. Miyelinleyici Schwann hücreleri çevreledikleri aksonlarının etrafını miyelin halkalarıyla kuşatırlar. Bu halkalarla çevrili sinir liflerine "miyelinli sinirler" denir.
/old/content_media/9838fdda420924ea0332d81e56f4f35c.jpg)
Bir maddeyi karadeliğe çevirmek için sıkıştırmanız gereken yarıçapa "Schwarzschild yarıçapı" denir. Bir kütle, bu yarıçapa kadar sıkıştırılırsa hiçbir kuvvet onun uzay-zaman tekilliğine çökmesini yani karadelik olmasını engelleyemez.
Yakından bağlantılı bir lokustaki seçilimden ötürü, bağlantılı diğer alelin frekansının değişmesidir. "Otostop" olarak da bilinir.