Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, diğer dişi bireylerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkek bireyleri seçmesinden dolayı eşeyler arası bir cinsel görünüm farkının ortaya çıktığını ileri süren açıklama. Bu hipoteze göre dişi birey, diğer dişilerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkekleri seçer, oluşan yavrulardan erkek olanlar bu özellikleri sergiler, dişi olanlar ise bu özellikleri seçer. Eşeyler arası görünüm ve davranış farkı giderek artar. Bu da zamanla çeşitli eşeysel farklılıklara neden olur. Görünüm ve davranış farklılıklarını açıklamak amacıyla Fisher tarafından ortaya atılmıştır.
İnsan yada hayvan cesedi.
Küçük çapta değişikliklerin sürekli, kararlı birikimine dayalı evrim modelidir. Giderek, yavaş yavaş evrimleşme olarak da bilinir.
Gök cisimlerinin parlaklıklarının belirtilmesini sağlayan bir skala. Kadir değeri arttıkça cisim sönükleşir, azaldıkça cisim parlaklaşır. Kadir ölçeği logaritmiktir ve her değer bir öncekinin 2,51 katıdır. Dolayısıyla, değerler arttıkça aralarındaki fark da giderek büyümektedir.
Hayvanların evriminde, duyu organlarının ve bunlarla ilgili sinirsel dokuların, gövdenin bir ucunda (yani ortamla "yüzyüze" olan ucunda) yoğunlaşması olayı. Bu olay sonucu, çoğu hayvanlarda baş ya da kafa dediğimiz bölüm meydana gelmiştir. Aşağıda bu oluşumun gerçekleştiği bir soy bulunmakta.
/old/content_media/597da980caf5997a8478aa6e5233d0fd.gif)
Kafatası, omurgalıların kafasını çevreleyen iskelet yapısı. Kemik veya kıkırdaktan oluşur ve beyin ve bazı duyu organlarını koruyan bir yapı oluşturur. Üst çene (alt çene değil) kafatasının bir parçasıdır. İnsan kafatasının beyni içeren kısmı (kranyum) küresel ve yüzünüz ile karşılaştırıldığında görece daha büyüktür. Diğer çoğu hayvanda kafatasının yüz kısmı, üst dişler ve burun da dahil olmak üzere, kranyumdan daha büyüktür. İnsanlarda kafatası, atlas olarak adlandırılan, başın sallama hareketine izin veren en yüksek vertebra tarafından desteklenir. Atlas, yan yana hareketine izin vermek için, eksende bir sonraki omurga üzerinde, aksis (axis), döner.
/evrimagaci.org/public/uploads/images/Sozluk Gorselleri/skull.jpg)
Kimyasal formülü C8H10N4O2 olan bir alkaloiddir. Kahvede, çayda ve eser miktarda, kakaoda bulunur. Alman kimyager Friedlieb Ferdinand Runge tarafından 1819 yılında keşfedilmiştir. Kafein, merkezî sinir sisteminde uyarıcı bir maddedir.
Memelilerde bulunan iki tip adipoz dokudan birisidir. Neredeyse bütün memeli hücrelerinde bulunmaktadır. Sinir bakımından, beyaz adipoz dokusuna göre daha zengindir. Yenidoğanlarda ve kış uykusuna yatan türlerde, ısı yalıtımı sağlamak için daha sık görüldüğü bilinmektedir. Beyaz adipoz doku, vücutta yaygın olarak bulunmaktadır fakat kahverengi adipoz bölge, vücutta daha spesifik bölgelerde bulunmaktadır.
Kalça eklemlerinin birinin ya da ikisinin anormal gelişmesi durumu. Manşon bağlantısı kısmi ya da hiç oluşmamış olabilir.
Kaldera, bir volkanın kendi içine çökmesi sonucu oluşan büyük, özel bir volkanik bir yerşeklidir. Kalderanın çöküşü, büyük bir volkanik patlama sonucu volkanın altındaki magma odasının boşaltılması ile tetiklenir. Boşalmış oda, magma patlamaları sonrasında yukarıdaki volkanik yapıların ağırlığını destekleyemez ve çökmeye başlar. Çatlaklar ilk olarak odanın çevresinde -genellikle- kabaca dairesel bir şekilde oluşurlar. Bu halka çatlaklar aslında volkanik delikler olarak adlandırılabilir. Magma odası boşaldıkça, volkanın halka çatlakları içindeki merkezi çökmeye başlar. Bu çöküş, büyük bir patlama sonucu veya birkaç patlama sonucunda meydana gelebilir. Ayrıca toplam çöküş miktarı yüzlerce veya binlerce metre olabilir.
Krater - Göl Kalderaları: Krater - göl kalderaları, en güçlü volkanik patlamanın bir türü olan Plinian püskürmelerinden sonra bir stratovolkanın çöküşünden kaynaklanır. Plinian püskürmeleri, dışarıya büyük miktarda lav, volkanik kül ve kaya salmaktadır.
Kalkan volkanı kalderaları tekil patlayıcı püskürmelerden kaynaklanmamaktadır. Bunun yerine, lavların epizodik salınım nedeniyle aşamalı şekilde azalırlar. Lav çeşmesi olarak bilinen bu daha güçsüz lav salınımı, kalkan volkanlarının karakteristik özelliğidir.
Herhangi bir volkanla bağlantısız olan yeraltı magma odasının çökmesinden dolayı tekrar aktif hâle gelen kalderalardır. Her aktifleşme sonrası kalderalar daha da büyür ve bundan dolayı çapları 15 ile 100 kilometre (9 ile 62 mil) arasında değişiklik göstermektedir. Ayrıca Dünya’daki en büyük volkanik yapılardır.
Kalderaların bulunduğu tek gezegen Dünya değildir. Venüs ve Mars dahil olmak üzere bazı gezegenlerde de kalderalar bulunmaktadır. Ayrıca gezegen dışında Ay’da da kalderalara rastlanmaktadır.
Genetik farklılıklardan ötürü bir özelliğin, bir popülasyon içerisinde, bireyler arasında gözlenebilir farklılıklar yaratabilme olasılığı. Genetik, çevre ve şans faktörleri, kalıtılabilirlik değerini etkiler. Solaklık ve sağlaklık üzerinde yapılan çalışmalar, bu özelliğin kalıtılabilirliğinin %26 olduğunu gösterir.
Kulak oluşumundaki basamaklardan birkaçını etkileyerek sağırlığa neden olan mutasyonlar.
Bir canlıdaki kalıtsal olarak aktarılabilen fenotipik çeşitliliğin, canlının tüm fenotipik çeşitililiğine oranı. Bir diğer deyişle, çeşitliliğin ne kadarlık bir kısmının genetik kökenli olduğunun göstergesidir.
Günümüzden 166.100.000 ile 163.500.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi.
Kalp atışlarını kalpteki özel elektriksel uyarılarla tetiklenir:
1. SA düğüm (sinoatriyal düğüm)
Atım, sağ atriyumda SA düğüm adı verilen özelleşmiş hücreler ile başlar. Elektriksel aktivite, atriyumun duvarları boyunca yayılır ve kasılmalarına neden olur. Bu kasılma kanın ventriküllere (karıncık) geçmesini sebep olur.
2. AV düğümü (atriyoventriküler düğüm)
AV düğümü atriyum ve ventriküller arasında ve kalbin merkezindeki hücreler kümesidir ve ventriküle girmeden önce elektrik sinyalini yavaşlatan bir kapı gibi davranır. Bu gecikme kulakçıklara karıncıklardan önce kasılabilmesi için zaman kazandırır.
3. His Demeti-Purkinje Ağı
Bu lifler, dürtüleri ventriküllerin kas duvarlarına gönderir ve kasılmalarına neden olur. Bu, kanın akciğerlere ve vücuda dağılan damarlara geçişine sebep olur.
4. SA düğüm bir atım daha yapar ve döngü tekrar başlar.
Dinlenme durumunda, normal bir kalp dakikada 60 ila 100 kere atar. Egzersiz, duygu, ateş ve bazı ilaçlar kalbin daha hızlı, atmasına neden olabilir.
/evrimagaci.org/public/uploads/images/Sozluk Gorselleri/Heart_Beat.jpg)
Tiroit bezinden salgılanan, protein yapılı hormon. Kandaki kalsiyum seviyesi normal seviyenin üzerine çıktığında kandan kemiğe kalsiyum geçişini, normal seviyenin altına indiğinde ise kemikten kana kalsiyum geçişini artırır. Kandaki fosfor dengesinde de görev alır. Osteoporoz riskini azaltır.
Kambriyen (541-485.4 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Paleozoyik Zaman'ın 6 majör döneminden ilkidir. Yaklaşık olarak 541 milyon yıl önce ile 485.4 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Kambriyen'den önce Pre-Kambriyen, sonra ise Ordovisiyen gelmektedir. Önemli hayvan şubelerinin fosillerinin Kambriyen'de aniden ortaya çıkmasına Kambriyen Patlaması (tüm makroevrimsel olayların annesi) denir. Kambriyen kendi içerisinde Terrenöviyen, Seri 2, Miaolingiyen ve Frongiyen olmak üzere 4 jeolojik devrede incelenir.
Günümüzden 83.600.000 ile 72.100.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi.
Atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağı içerisinde dolaşan, akıcı, plazma ve hücrelerden (alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları) meydana gelen genellikle kırmızı renkte sıvı. Kana latincede "hema", kanı inceleyen bilime ise "hematoloji" adı verilir. Homojen görünebilir ancak heterojen. Erişkinlerde vücut ağırlığının 1/13'ünü oluşturur.
Canlı vücudunda kanın dolaştığı damarlardır. Dolaşım sistemi organlarıdır ve görevleri kanı vücudun farklı bölümlerine taşımaktır. Kan damarları temelde iki kategoriye ayrılır. Bunlar, atardamarlar (arter) ve toplardamarlardır (ven).