Kırmızı kan hücrelerinin yüzeyinde bulunan, A ve/veya B antijenlerinin eklenebildiği karbonhidrat yapı. Bir ekleme yapılmaması halinde kan grubu O olur.
Faredeki ana doku uyuşması kompleksi (MHC). İlk MHC 1937'de Peter Gorer tarafından keşfedildi. H-2 Kompleksi

h2, kalıtılabilirliğin dar anlamlı bir göstergesidir.
Memelilerde medial ve lateral çekirdeklerden oluşan ve dorsal diensefalonda (ara beyin) yer alan habenular çekirdekler; korku, kaygı, isteksizlik, ödül, ağrı, uyuşturucu bağımlılığı, uyku, üreme ve saldırgan davranışlar gibi durumları modüle eder.[1] Habenular çekirdekler, nöromodülatör sistemler, özellikle dopamin ve serotonin sitemleri üzerindeki etkileri yoluyla davranışsal seçimlerde önemli rol oynar.[2] Epifiz bezi ile gelişen bu yapının uyku benzeri durumlarda vücut hareketlerini baskılayarak enerji tüketimini en aza indirmeye yardımcı olduğu düşünülür.[2]
Habilitasyon, Asya ve Avrupa ülkelerinin bazılarında, en yüksek dereceli akademik bir prosedür olarak tanımlanabilmektedir. Aday, üniversite tarafından belirlenmiş olan araştırma, ileri eğitim gibi belirli kriterleri yerine getirmiş olmalıdır. Geçerli olduğu ülkelerde ilgili kriterleri yerine getiren kişiler, "Privatdozent" unvanını almakta ve bu unvan, kısaca PD Dr. olarak gösterilmektedir.
Grup olarak veya yalnız yaşayan canlıların doğal yaşam alanlarıdır.
Büyük habitatlar içerisinde küçük habitatlar bulunabilir. Japon balıkların habitatı tatlı sular, bağırsak kurtlarınınki ise bağırsaklardır.
Belirli derişimde ve standart çözelti hazırlamak amacıyla laboratuvarlarda kullanılan cam malzeme. Hacimleri genellikle 1 mL ile 1.000 mL arasındadır.
Ernst Haeckel tarafından 1874 yılında öne sürülen bu kural ontogeni ile filogeni arasındaki ilişkiyi açıklar. Buna göre ontogeni filogeniyi tekrarlar. Yani bir canlının embriyolok dönemdeki gelişimi, atalarının evrimsel geçmişindeki değişimlerini tekrarlar. Bu kural bazı disiplinlerce kabul görmüş veya genişletilmiştir. Biyoloji, antropoloji ve gelişim psikoloji bu disiplinlerden bazılarıdır.
Dokunma korkusu. Yunancada "dokunma" anlamına gelen ἁφή ("haphḗ") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşmaktadır.
Öğrenilen bilgileri depolamaya ve istenildiği zaman kullanmaya olanak sağlayan yetenektir.
Y kromozomu üzerindeki düşük rekombinasyon seçimi diğer kromozomlar üzerinde rekombinasyon oranlarında pleyotropik azalmaya neden olur. Bu yüzden heterogametik cinsiyetlerde (insanlarda erkek kelebeklerde dişi) rekombinasyon oranı azdır.
Kenelerde, konukçu hayvanın bulunmasına yarayan, yağ asitlerine duyarlı kimyasal almaçtır.
Kişinin, hiçbir uyarıcı nesne veya durum olmadan gerçek olmayan şeyleri duyduğu, kokladığı, gördüğü veya tattığı durum. "Varsanı" ismiyle de bilinmektedir.
William Hamilton'ın akraba seçilimi konusunda ileri sürdüğü kuraldır. Hamilton akrabalar için fedakarlık gerektiren durumları matematiksel ifadeye dökmüştür. Fedakarlık gerektiren bir harekette "c" fedakarlık yapanın ödediği bedel,"r" akrabalık derecesi ve "b" fedakarlık sonucu olası kazanç olmak üzere:
C < R * B ise bu hareket akraba seçilimi için yararlı bir harekettir.
Hamilton'a göre genetik olarak birbirlerine benzeşen ve yakın olan bireylerin başkalarına oranla birbirleriyle daha çok karşılıklı yardımlaşır. Eğer akrabalarına yardım eden canlı birey, yardım etme etkinliğini destekleyen ve teşvik eden genlere sahipse, onun akrabaları da muhtemelen bu genlere sahip olacak ve böylece bu aleller aktarılabilecektir. Buna dair klasik bir örnek, arılar ve karıncalar gibi sosyal yaşamlı böceklerdir. Kolonideki işçi böcekler asla üremezler ama bunun yerine genetik olarak onlara benzeyen kraliçenin üreyebilmesi için çalışarak yardımda bulunurlar.
Erkeklerin döllenmemiş, haploid (tek set kromozomlu) yumurtalardan gelişip, dişilerin döllenmiş, diploid (çift set kromozomlu) yumurtalardan geliştiği üreme sistemidir.
Mayozdan sonraki gametlerin kromozom numaraları. İnsanlarda haploit sayısı 23 tür.
Genetik olarak bağlanmış gen gruplardaki alellerin belirli kombinasyonları. Bu gruplar aynı kromozomdaki birbirine yakın bölgelerde yer alan genlerin kodlanmasıyla oluşur. CmACS-7 deki tanımlanmış haplotip;

Diploit organizmalarda, bir genin sadece bir fonksiyonel grubunun taşınması, diğerinin mutasyonla susturulması. Tek kopyayla üretilen protein miktarı normal fenotip için yetersiz olduğundan anormal bir fenotipe yol açar. İnsanlarda bir çoğu otozomal dominant hastalıkta görülür.
Gen frekanslarının hesaplanması için İngiliz matematikçisi Harold Hardy ve Alman Wilhelm Weinberg'in 1908 yılında geliştirdiği formül, kararlı popülasyonlar için geçerlidir. Bu kararlılıktan kasıt seçilim, göç, cinsel seçilim ve mutasyon etkilerinin göz ardı edilmesi ve popülasyonun sonsuz büyüklükte olduğunun varsayılmasıdır. Bu ideal durum, gerçek hayatta neredeyse hiç görülmez, çünkü bu kuvvetlerin hepsi, farklı şekillerde canlılar üzerine her an etki eder. Bu teorik dengeye göre, p baskın karakteri, q çekinik karekteri temsil etmek üzere bir karakterden sorumlu allellerin toplamı 1'e eşittir. Popülasyonda bireylerin frekansı p ve q alellerini taşıyan sperm ile yine aynı alelleri taşıyan yumurtanın döllenmesi sonucu bulunur. Yani p2+2pq+q2=1 olur.
Bir populasyonun frekans dağılımının tablosu:
