Vücutta yeterli miktarda glikoz-6-fosfat dehidrojenaz (G6PD) enzimi olmadığında ortaya çıkan genetik bir hastalıktır. G6PD, kırmızı kan hücrelerinin çalışmasına yardımcı olur ve onları zararlı maddelerden korur. G6PD, kan nakli gerektiren ve hayatı tehdit eden hemolitik anemiye neden olabilir.
Bazı hayvanların baş bölümünde bulunan sert yapıda dışa doğru çıkıntılı bir anatomik oluşumdur. Bilindiği üzere kuşlarda (avian dinozorlarda), non-avian dinozorlarda ve bazı memelilerde bulunur. Kuşlar gagalarını beslenme, temizlenme, avlanma, kur yapma ve yavrularını besleme gibi süreçler için kullanmaktadır.
Gaia teorisi veya Gaia ilkesi olarak da bilinen Gaia hipotezi, Dünya'nın canlı ve cansız elemanlarının etkileşimini tek bir canlı organizmaya benzeten model. 1972 yılında İngiliz kimyacı James E. Lovelock ve Amerikalı biyolog Lynn Margulis tarafından geliştirilmiştir ve Yunan Tanrıçası Gaia (Gaea)'dan adını alır. Tüm canlıların, yaşamın genelini teşvik eden Dünya'nın çevre üzerinde düzenleyici bir etkiye sahip olduklarını varsayar.
Galaktoz; süt ve süt ürünlerinde, şeker pancarında bolca bulunan, basit şekerler olarak bilinen monosakkaritlerin bir üyesidir.[1] Kimyasal formülü C6H12O6C_{6}H_{12}O_6 olan galaktozun moleküler kütlesi ise 180.16 g*mol-1dir.[2] Galaktoz molekülü genellikle doğada örneğin laktozda (süt şekeri) olduğu gibi diğer şekerlerle birlikte bulunur. Galaktoz ayrıca karmaşık karbonhidratların yapısında, çoğu hayvanın beyninde ve diğer sinir dokularında bulunan glikolipitlerde bulunur.[1]
Galaktozun sindirilememe durumu.
Diferansiyel denklemlerin yaklaşık çözümlerini bulmak için kullanılan sayısal yöntem. Bu yöntemde, çözüm uzayı belirli bir fonksiyon ailesi ile yaklaşık olarak ifade edilir ve bu fonksiyonlar, sınır koşullarını sağlamaya çalışacak şekilde seçilir. Özellikle sonlu elemanlar yöntemi gibi sayısal analizlerde yaygın olarak kullanılır. Esas prensibi, çözüm fonksiyonunun hatasını minimuma indirmek için kalan terimleri test fonksiyonları ile ortadan kaldırmaktır.
Regresyon terimi 19. yüzyılda İngiliz istatistikçisi Francis Galton tarafından bir biyolojik inceleme için ortaya atılmıştır. Bu incelemenin ana konusu kalıtım olup, aile içinde baba ve annenin boyu ile çocukların boyu arasındaki bağlantıyı araştırmakta ve çocukların boylarının bir nesil içinde eski ata nesillerinin ortalamasına geri döndüklerini yani bir nesil içinde ortalamaya geri dönüş olduğu inceleme konusudur. Galton'a göre popülasyonun ortalama özelliklerinden ayrılan bireylerin ürettiği döller, ortalamadan, ebeveynleriyle aynı yönde, ama daha düşük bir seviyede ayrılırlar.
Eşeyli üremede öncül eşey hücrelerinin mayoz bölünmesi sonucunda oluşan özelleşmiş haploit hücredir. Eşeyli üremede sperm ve yumurtanın birleşmesi yeni bir bireyin gelişimini başlatır.
Bir popülasyonda, gelecek popülasyona aktarılabilecek olan veya bu konuda potansiyeli olan bütün gamet genotiplerinin bütün kopyalarıdır. Popülasyon içerisinde var olan gametlerin tamamı olarak düşünülebilir.
Döl almaşında haploid nesle denir. Gametofit haploid gametleri (yumurta ve sperm) üretir. Eğrelti otunun yaşam döngüsü
Hem uygulayanın, hem de maruz kalanın uyum başarısını düşüren davranışlardır.
Gastroenteroloji, sindirim sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Daha kapsamlı bir ifadeyle gastroenteroloji bilimi; ağızdan başlayarak, yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, safra kesesi, karaciğer ve pankreas hastalıklarını inceler. Bu alanda uzmanlaşmış doktorlara gastroenterolog denir. Sindirim sistemi hastalıklarının teşhisinde genellikle endoskopi ve kolonoskopi gibi yöntemler kullanılır. Bu işlemler günümüzde kamera sistemiyle yapılmaktadır. Endoskopi ve kolonoskopi işlemleri yapılırken hastanın herhangi bir rahatsızlık hissetmemesi için sedasyon işlemi uygulanır.
Bazı hayvanların yuttuğu ve sindirim sisteminde, tipik olarak midede veya taşlıkta depoladığı küçük taşlara veya çakıllara verilen isimdir. Mide taşı veya taşlık taşı olarak da bilinir. Gastrolitlerin yiyecekleri öğüterek sindirime yardımcı olmak, hayvanın vücut ağırlığını dengelemeye yardımcı olmak ve avcılara karşı bir savunma mekanizması olarak hizmet etmek de dahil olmak üzere çeşitli işlevleri olduğu düşünülmektedir.[1]
Gastrolitler yaşayan hayvanlar arasında genellikle kuşlar, timsah gibi bazı sürüngenler ve bazı memelilerde (dişli balinalar, foklar) bulunur. Buna ek olarak Sauropodlar, ilk Ceratopslar ve Ornithomimidler gibi ot yiyen dinozorlarda; ayrıca Plesiozorlar ve İhtiyozorlar gibi çeşitli deniz sürüngenlerinde de gastrolit varlığı gözlenmiştir.[2]
Gastrolitler genellikle kolayca sindirilmeyen ve taşlığın öğütme hareketine dayanabilen kuvars, çakmaktaşı veya kalsit gibi sert ve yoğun maddelerden meydana gelirler.
İki tür aynı anda aynı yerde yaşayamaz (ekolojik olarak aynı türler aynı yaşam ortamında bir arada bulunamaz). Bu, yalnızca niş farklılaşmasının (gaga boyutundaki farklılık, kök derinlikleri, vb.) evrimiyle mümkündür.
Birçok ökaryotik promotörün, özellikle yapısal olarak ekspres edilen genlerin, bir elemanı. GC kutusunun konsensüs dizisi 5'-GGGCGG-3 'dir.
Ölü hayvan gövdesini tüketmede ilk değil de daha sonraki sıralarda yer alarak kaynak elde etme. Geç ulaşan yırtıcılar, ölü hayvan gövdesine ilk ulaşan yırtıcılarla avın türü ve büyüklüğüne bağlı olarak (et, ilik, beyin gibi) farklı miktar ve çeşitlilikte kaynak elde ederler.
MHC alelik çeşitliliğin çok tercih edilen türü.
Bir alelin veya alelik soyunun yaşı türlerden daha büyüktür.Bu nedenle, ortak alelik soylar, ortak bir atadan mirastır ve türe özgü mutasyonel çeşitlenme, bu soy içinde meydana gelmiştir. Örneğin, hiçbir tek MHC sınıf I aleli, insanlar ve şempanzeler arasında paylaşılmaz, ancak soydaki birçok benzerlik, polimorfik motifler ve bireysel değişimler gözlenebilir.
Bunun bir sonucu, belli alellerin, aynı tür içerisinde aynı gen bölgesinin diğer alellerine göre, bağlı bulundukları alellere daha benzer hale gelecek olmalarıdır.Kökeni, türleşme olaylarının öncesine ait MHC alel ailelerinin uzun süreli devamlılıkları, ''geçiş türleri evrimi'' olarak adlandırılır.
Köprü korkusu olarak bilinen, Yunancada "köprü" anlamına gelen γέφυρα ("gephura") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
Alfa, beta ve gama gibi iyonlaştırıcı radyasyonu ölçen parçacık dedektörüdür. Saniyede veya dakikada ölçülen ışıma sayısını "cpm" değeri olarak gösterir. Dijital sayaçlarda Becquerel, Sievert gibi diğer birimler de gösterilebilir. Geiger-Müller sayacı olarak da bilinir.
Filogenetik araştırmalarda, bir organizmanın veya karakterin, daha ilkin bir formdan evrimsel ıraksama yoluyla daha farklı bir yapıya değişmesi anlamında kullanılır. Mutlak bir gelişmişlikten bahsedilmez. Kronolojik bir anlam içerir ve önce evrimleşenler ile sonra evrimleşenleri ayırmak için kullanılır.