Mitokondri verimliliği, hücrenin tükettiği her bir oksijen molekülüne karşılık üretebildiği ATP, yani hücresel enerji miktarıdır. Etrafımızdaki oksijen her yerde aynı olsa da, bu oksijeni ve besinleri kullanarak enerji üretme başarısı her canlıda ve her hücrede aynı değildir.
Bu durumun temel sebebi, enerji üretimi sırasında meydana gelen biyolojik sızıntılardır. Tıpkı kurumuş toprağa can veren eski bir su borusundaki küçük delikler gibi, mitokondrinin iç zarından da proton denilen minik parçacıklar sızar. Hücrelerimiz besinleri yakarken bir enerji akışı yaratır. Fakat bu akışın tamamı ATP üretimine dönüşmez. Bir kısmı söz konusu sızıntılar sebebiyle ısı olarak salınır. Sızıntı ne kadar fazlaysa, hücre aynı miktarda oksijen tüketmesine rağmen daha az ATP üretir. Bu duruma mitokondri verimliliğinin düşmesi diyoruz.
Peki böyle bir sistem neden var? Çünkü bu sızıntılar aslında birer hata değildir. Canlılar, soğukta donmamak veya hücreyi yıpratıcı moleküllerden korumak için bu serbest ısıya ihtiyaç duyarlar. Bizim yeşil dünyamızda da bunun büyüleyici örnekleri vardır. Örneğin Arum ailesinden olan yılanyastığı bitkileri, orman tabanında çiçeklerini ısıtmak için mitokondrilerindeki bu sızıntıyı bilerek artırırlar. Bu sayede ısınan çiçek, etrafa yaydığı kokularla tozlaştırıcı böcekleri kendine çeker. Her yeri saran o cansız beton yığınlarının aksine, doğa kendi içindeki bu minicik sobayı yakarak yaşamı büyük bir şefkatle sürdürür.
Kısacası, ortamdaki oksijen miktarı sabit olsa bile onun nasıl kullanılacağı hücrenin anlık ihtiyaçlarına bağlıdır. Mitokondri verimliliği canlının türüne, yaşına ve çevre şartlarına göre özenle ayarlanan bir denge sistemidir.
Kaynaklar
-
S. Demine, P. Renard, M. Arnould. Mitochondrial Uncoupling: A Key Controller Of Biological Processes In Physiology And Diseases. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
R. S. Seymour. Thermogenesis In Plants. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı