Masum insanların yaşadığı trajediler çoğu zaman sadece ilk anda görülür devamında yaşanan süreçler gözden kaçar. Oysa bu acıların hesabı yalnızca ölümden sonraya bırakılmaz dünyada da karşılıkları vardır. İnsanların yaşadığı sınav, yalnızca -iyi- olanların değil herkesin sınavıdır ve bu sınavın özü ahlaki ve etik tercihlerdir.Zulme karşı durmak ya da kayıtsız kalmak insanın ölçülmesinde belirleyici olur.
Zulümn islam düşüncesinde bir insanı öldürmekten bile daha ağır bir suç olarak kabul edilir. Kur’an’da zulmün büyük bir fesat olduğu açıkça belirtilir. Tarih ve mahkeme kayıtları incelendiğindede zalimlerin dünyada karşılıklarını buldukları örnekler çoktur. Nikola Teslanın -her şey sayılardan ibarettir- sözü aslında evrendeki etki–tepki yasasını hatırlatır. İnsan eylemleri de bu yasaya tabidir zulüm bir etkiyse karşılığında mutlaka bir tepki doğar. Bu tepki bazen toplumsal vicdan bazen hukuki yaptırım bazende manevi sonuçlar şeklinde ortaya çıkar.
Trajediler karşısında insanlar genellikle -Tanrı neden kayıtsız?diye sorar. Oysa asıl ölçülen insanların kendilerinin ne yaptığıdır. Seyirci kalmak da bir sınavdır. Semavi dinlerin mantığıyla da Tesla’nın mantığıyla da her eylem karşılığını bulur. Bu karşılık hem bu dünyada hem de ahirette vardır. Ahlak felsefesi ise bunu yaşayan insanlarda somutlaşır, ticaretini yapanlarda değil.
Sonuçta masumların acısı yalnızca -gelecekte ödül- vaadiyle açıklanamaz. Bu acılar, dünyada toplumsal ve hukuki karşılık bulur insanların ahlaki sınavının bir parçasıdır ve ahirette nihai adaletin bir parçası olarak telafi edilir. Her eylemin karşılığı hem bu dünyada hem de inanış gereği cennet–cehennem denen yerde layıkıyla uygulanır.
Araştırdığıma göre bu soruya tek bir cevap vermek imkansız. O yüzden bazı örnekleri sunuyorum:
Monstera Deliciosa: Doğal ortamı Orta Amerika olan bu meyve, yenmeden önce tamamen olgunlaşması gereken ve olgunlaşmadığında boğazda ciddi tahrişe yol açabilen bir meyvedir.
Densuke Karpuzu: Sadece Hokkaido adasında yetişir. Yılda yalnızca birkaç yüz adet üretilen kabuğu simsiyah, içi kıpkırmızı bir nadir meyvedir.
Ackee: Batı Afrika kökenli olup Karayip mutfağında önemli yer taşır. Sadece tamamen olgunlaştığında yenilebilen ve yanlış tüketildiğinde zehirleyici olabilen bu meyve, sıkı gıda kısıtlamaları nedeniyle dünya genelinde çok nadirdir.
Yubari Kral Kavunu: Japonya'nın Hokkaido bölgesinde volkanik külle zenginleştirilmiş topraklarda çok az miktarda yetiştirilir. Açık artırmalarda on binlerce dolara alıcı bulabilir.
Gac Meyvesi: Güneydoğu Asya'da çok nadir bulunan, parlak kan kırmızı rengiyle ve dikenli dış kabuğuyla bilinen bir meyvedir.[1][2]