Bu soru başında hatalı aslında, varlığın kelime anlamı ontoloji felsefesinde zaman mekana bağlı bir kavram aslında ve sizin sorunuz ise zamanla var olabilen bir varlığın zaman olmayan bir yerde varlığı varmı sorusuna dönüyor buda kendisini ispatlalayan bir yargı oluyor, zaman kavramınin içinde olmayan bu evrende hiç bişey yoktur ötesi hakkında en fazla varsayımda bulunabiliriz varsayımlarimizda zaman bağlı bir mekanda gerçekleşen varsayımlar olduğu için doğruluk olasılığından söz etmek yanlış olur.[1]
Einstein’ın ortaya koyduğu görelilik teorisi, zamanın ve mekânın tek bir bütün olarak “uzay‑zaman” şeklinde işlediğini gösteriyor. Bu sistem galaksimizi samanyolunu ve tüm evreni kapsayan bir düzenin parçasıdır. Zaman, mutlak bir akış değil; yaratılmış düzenin içinde farklı koşullara göre değişen bir ölçüdür.
Einstein’ın görelilik teorisi ve Big Bang modeli, evrenin bir başlangıcı olduğunu ortaya koyar. Bu durum, teolojik yaratılış inancıyla uyumlu görülmüştür. Örneğin Papa XII. Pius, 1951’de Big Bang’i Tanrı’nın yaratma fiiliyle bağdaştırmış, ancak teoriyi geliştiren Lemaitre bilim ile teolojiyi ayrı tutmayı tercih etmiştir. Bu tartışmalar, görelilik teorisinin dinî yaratılış fikrine destek sağlayabileceğini gösterir.
Modern felsefî çalışmalar görelilik teorisinin zaman ve mekânı mutlak olmaktan çıkardığını, gözlemciye bağlı bir düzen haline getirdiğini vurgular. Bu, İslam düşüncesindeki -zaman yaratılmıştır görüşüyle örtüşür. Zaman kendi başına bağımsız bir varlık değil yaratıcı tarafından kurulmuş bir ölçüdür.
Ayrıca din felsefesi alanında yapılan analizler, görelilik ve Big Bang’in Tanrı’nın varlığını kanıtlamadığını nitekim yaratılış inancını destekleyen bir zemin sunduğunu belirtir. Bilimsel teoriler, evrenin başlangıcını ve düzenini açıklarken dinî yorum bu düzenin mutlak yaratıcı tarafından kurulduğunu ifade eder.
Bu çalışmalar görelilik teorisinin ve Big Bang’in dinî yaratılış inancıyla uyumlu yorumlanabileceğini mutlak yaratıcı fikrini destekleyen bir çerçeve sunduğunu ortaya koyar.[2][1]
Bana göre bu düzenin kaynağı mutlak yaratıcıdır. Allah, evreni ve onun işleyişini kurmuş zamanı ve mekânı yaratmıştır. Dolayısıyla uzay‑zaman sistemi kendi başına var olan bir mutlak değildir; Allah’ın kudretiyle varlık bulmuş bir düzendir.
Uzay‑zaman galaksimizi ve evreni kuşatan bir yaratılmış sistemdir. Bu sistemin kurucusu mutlak yaratıcıdır onn dışında hiçbir şey kendi başına mutlak değildir. Melekler ve Hızır gibi varlıklar da ancak Allah’ın görevlendirmesi ve izniyle bu düzenin içinde veya ötesinde varlık gösterirler.