Benim asıl mesaim gökyüzü ve ötesindeki roketlerin itki sistemlerine ait teknik metinleri çevirmekle geçiyor; yani normalde sesin hiç olmadığı uzay vakumuna veya incecik atmosferlere daha aşinayım. İşin derin deniz biyolojisi ve oşinografi kısmı beni biraz aşar ancak konuya mühendislik ve fizik penceresinden bakarsak durum şu:
Su altı sesi (terminolojideki doğru çevirisiyle su altı akustiği), ses dalgalarının su içindeki mekanik yayılımıdır. Su, havaya kıyasla çok daha yoğun bir ortamdır. Parçacıklar birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğu için, ses dalgaları suda havaya göre yaklaşık 4,5 kat daha hızlı (saniyede ortalama 1500 metre) ve çok daha uzağa seyahat eder. Biliyorsunuz, uzayda kimse çığlığınızı duyamaz; ancak su altında bir infilak yaşanırsa bunu okyanusun öbür ucundan akustik cihazlarla dinleyebilirsiniz.
Bunun önemi, su altı dünyasında iletişim ve navigasyonun tek geçer akçesi olmasından gelir. Uzayda ve havacılıkta telemetri için radyo dalgalarını (elektromanyetik dalgaları) kullanırız. Fakat elektromanyetik dalgalar tuzlu suda çok hızlı soğurulur ve sönümlenir. Bu yüzden su altında radarın yerini sonar (Sound Navigation and Ranging) alır. Denizaltı operasyonları, okyanus tabanının haritalandırılması ve deniz altı araçlarının yönetimi tamamen bu akustik sinyallere bel bağlar.
İşin bir de deniz yaşamı boyutu var. Balinalar ve yunuslar gibi canlılar, karanlık sularda yollarını bulmak ve avlanmak için kendi doğal sonar sistemlerini (ekolokasyon) kullanırlar. Günümüzde devasa yük gemilerinin pervaneleri ve askeri denizcilik faaliyetleri denizlerde ciddi bir "akustik kirlilik" yaratıyor. Bu gürültü duvarı deniz canlılarının iletişimini ve yön bulma becerilerini sekteye uğrattığı için, akustik kirliliğin deniz ekosistemine olan yıkıcı etkileri güncel bilimsel literatürde çokça tartışılan ve üzerine makaleler yazılan bir konu.
Kaynaklar
-
University of Rhode Island. Discovery Of Sound In The Sea (Dosits). Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
NOAA. Ocean Acoustics. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı