Saf matematik, hiçbir pratik use case veya gerçek dünya problemi çözme kaygısı gütmeden, tamamen matematiksel kavramların bizzat kendileri için incelendiği alandır. Yani ortada analiz edilecek devasa bir dataset, optimize edilecek bir business süreci veya eğitilecek bir makine öğrenmesi modeli yoktur, amaç sadece mantıksal yapıları ve bu yapılar arasındaki soyut örüntüleri keşfetmektir.
Burada olay tamamen aksiyomlar ve teoremler etrafında döner. Temel birtakım kurallar belirlersin ve salt mantık yürüterek yepyeni yapılar inşa edersin. Sayılar teorisi, cebirsel geometri veya topoloji bunun en net örnekleridir. İstatistik veya veri bilimi gibi uygulamalı dalların aksine doğayı, ekonomiyi veya network sistemlerini modellemek gibi bir dertleri yoktur. Saf matematikçiler tamamen kendi yarattıkları soyut bir framework içinde takılırlar. İşin komik tarafı, bugün tamamen havada ve pratikten uzak görünen bir saf matematik bulgusunun on yıllar sonra kriptografide veya veri yapılarında devrim yaratan bir core teknolojiye dönüşebilmesidir.
Kısacası, biz vericiler matematiği gerçek dünyadan insight çıkarmak ve somut problemler çözmek için bir tool olarak kullanırken, saf matematikçiler matematiğin bizzat kendisini bir amaç olarak görür. Onlar oyunun kurallarını zihinlerinde yazar, biz ise o kuralların işimize yarayan kısımlarıyla karmaşayı çözeriz.
Kaynaklar
-
G. H. Hardy. A Mathematician's Apology. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı