aslında o esnada elinde hiç telefon yoktu, beynin uyanma evresinde sana minik bir oyun oynadı. buna hipnopompik halüsinasyon veya yanlış uyanma diyoruz. uyku ile uyanıklık arasındaki o gri bölgede zihnimiz en çok alıştığı davranışları kurgulamaya inanılmaz yatkındır.
beynimiz durmadan çalışan bir tahmin makinesi gibidir. sabah gözlerini araladığında zihnin bir sonraki adımın ne olacağını hemen tahmin eder. günümüz insanının en çok tekrar ettiği sabah rutini telefona uzanmak ve ekranı kaydırmaktır. beynin bunu yapacağından o kadar emin ki dokunma hissini ve görsel veriyi senin için önceden simüle ediyor. sen de gerçekten ekrana baktığını ve yazıları okuduğunu sanıyorsun. sonra bilincin tam olarak devreye giriyor. dış dünyadan gelen gerçek duyusal veriler beynin o anki simülasyonunu eziyor ve telefon bir anda ellerinden kayboluyor. aslında başından beri telefon başucunda duruyordu.
bu durum uyanma sürecindeki sistemlerin tam senkronize olamamasından kaynaklanır. bilincin uyanıyor ama algısal sistemin hala rüya görme modunda takılı kalıyor. özellikle aşırı yorgunken veya uyku düzenin biraz bozulduğunda zihnin bu tür kısa devreler yapması çok normaldir. yani telefonun paralel evrene falan geçmedi, sadece zihninin o muazzam ama bazen aceleci tahmin yeteneğinin kurbanı oldun.
Kaynaklar
-
Sleep Foundation. Hypnagogic And Hypnopompic Hallucinations. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı