Temelde mumdan, el fenerinden veya milyarlarca kilometre uzaklıktaki bir yıldızdan gelen ışık arasında hiçbir fark yoktur; hepsi tam olarak aynı kumaştan, yani fotonlardan (ışık parçacıklarından) dokunmuştur. El fenerinin ışığının kısa mesafede "bitmesinin" sebebi ışığın yorulup durması değil, yayılarak gözümüzün algılayamayacağı kadar seyrelmesi ve havadaki moleküller tarafından yutulması veya saç��lmasıdır.
Bunu kahvaltıda ekmeğe reçel sürmek gibi düşünebilirsiniz. Elinizdeki bir tatlı kaşığı reçeli (el feneriniz) devasa bir ekmeğe sürmeye kalkarsanız, reçel o kadar ince bir tabakaya yayılır ki bir süre sonra tadını bile alamazsınız. Fizikte biz buna Ters Kare Yasası diyoruz. Işık kaynağından uzaklaştıkça, ışık gittikçe genişleyen bir alana yayılır ve parlaklığı mesafenin karesiyle orantılı olarak çok hızlı azalır. Üzerine bir de dünyamızın atmosferindeki tozu, nemi ve gazları ekleyin; bu moleküller bizim fenerin fotonlarına bilardo topu gibi çarpıp onları saçar. Yani fenerinizin ışığı aslında evrende son bulmaz, sadece seyreldiği ve engellere çarptığı için gözümüzden kaybolur.
Yıldızlara gelirsek... Bir yıldız, bizim pilli fenerimizden akıl almaz derecede fazla ışık üretir; adeta uzaya bir foton tsunamisi salar. Üstelik uzay, D��nya'daki gibi ışığı emen veya saçan yoğun hava veya tozla dolu değildir, büyük ölçüde devasa ve bomboş bir otobandır. Yıldızın ürettiği o inanılmaz miktardaki ışık, uzay boşluğunda yayıla yayıla ışık yılları boyunca yol alsa da, en baştaki miktar o kadar devasadır ki, o ışığın çok minik bir yüzdesi Dünya'ya ulaştığında bile gece gökyüzünde gözümüzdeki hücreleri tetiklemeye yetecek kadar parlak kalmayı başarır. Özetle, aralarındaki tek fark başlangıçtaki foton sayısı ve yolda karşılaştıkları trafiktir!
Kaynaklar
-
Wikipedia. Ters Kare Yasası (Inverse-Square Law). Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı