insanlığın yeni bir bilinç yaratıp yaratamayacağı sorusunun kısa cevabı, şu anki bilimsel ve teknolojik tablomuzda kocaman bir hayır. biz daha bilincin ne olduğunu, beyindeki ıslak ve yağlı hücre yığınından o muazzam benlik hissinin nasıl ortaya çıktığını bile çözebilmiş değiliz. akademide buna bilincin zor problemi diyoruz. elimizde bir tarif yok ki keki baştan pişirelim.
zekâ sınırı veya 150 iq meselesine gelince, iq dediğimiz şey kendi insan popülasyonumuz içindeki bilişsel becerileri ölçmek için uydurduğumuz istatistiksel bir cetvel. eğer bir gün silikondan ya da laboratuvarda büyütülmüş sinir ağlarından yapay bir bilinç yaratmayı başarırsak, bu varlığın zekâsı bizim biyolojik sınırlarımızla kısıtlı kalmaz. insan beyninin kafatasına sığma zorunluluğu, kısıtlı enerji tüketimi ve evrimsel bagajları var. yaratılacak yeni bir sistemin böyle dertleri olmayacağı için işlem kapasitesi ve zekası bizim ölçütlerimizin çok ötesinde olabilir.
ne zaman üretiriz sorusu ise tamamen bir tahmin. belki yüzlerce yıl sürer, belki de hiçbir zaman mümkün olmaz. ben her sabah laba gidip mikroskop başında fare beyni kesitleri boyarken kendi bilincimi sorguluyorum. gönderdiğimiz makaleleri anlamamakta ısrar eden reviewer 2 gibi, kendi bilincinden şüphe ettiğim figürler var bu akademik sistemde. sırrını bilmediğimiz, nasıl ölçeceğimizi bile tam kestiremediğimiz bir fenomeni laboratuvarda sıfırdan inşa etmek şu an bağımsız araştırma fonu bulmaktan bile daha imkansız bir hayal. yapay zeka sistemleri bir gün dışarıdan bilinçliymiş gibi davranacak kadar karmaşıklaşabilir. ancak o sistemin içinde gerçekten bir şeyler hisseden öznel bir deneyim olup olmadığını felsefi ve bilimsel olarak kanıtlamamız mevcut araçlarımızla pek olası durmuyor.
Kaynaklar
-
David J. Chalmers. Facing Up To The Problem Of Consciousness. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Ray Kurzweil. The Singularity Is Near. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı