Yalnızlaşma!
Türümüz doğası gereği toplumsal bir varlıktır ve tek başına yaşayabilme donanımlarından yoksundur.
İşte bunu çok iyi gören ve doğamıza da düşman olan bir sistem (kapitalizm), varlığını idame ettirebilmek adına yalnızlaştırmayı, bireycilik adı altında ve güya özgürlüğün anahtarı sosu ile yıllardır zihnimize pompalar durur.
Sonu: Yalnızlaşma ve devamında özüne yabancılaşma. Yalnızlaşıp yabancılaşan insanın genetik kodları, hayatta kalabilme refleksi ile ve onu bu yalnızlığından kurtarmak adına onu arayışa iter. İşte yalnızlaşan insanın, şiirde de, şarkıda da geçtiği üzere hiç bir yere ulaşamayan bir merdiven yahut adressiz bir mektup oluşunu fırsat bilen ve zaten bunu örmeye çalışan sistem bu sefer ellerini (başardım şeklinde ) ovuşturarak ikinci planı devreye sokar: Bir güç olarak yedekleme.
Bugün yalnızlaşıp gelecek kaygısı ile savrulan ve benzerleri ile bir araya gelip bu ablukayı dağıtacağına ona bunu reva görene, celladına aşık misali yamanan ve ondan medet uman milyonların gerçek hikayesi bu.
Bunu kırmanın tek bir yolu var. Ustaların dediği üzere ve genetiğimize sadakat çerçevesinde “ayrılar ayrı yere, aynılar aynı yere” perspektifi ile emek cephesinde örgütlenmek ve bu cendereden birlikte çıkabilmek. “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” hikayesinin de özeti budur. Sevgiyle…