Kısa cevap: Evet, bu maddeleri üretme yeteneğimizi evrimsel süreçte kaybettik. Günümüzde CRISPR veya transgenik yöntemlerle bu genlerin insana eklenmesi teorik olarak mümkün olsa da; pratik, tıbbi ve biyokimyasal açıdan bu şu an için uygulanamaz devasa bir mühendislik kabusudur.
Evrim, enerji tasarrufu konusunda acımasızdır! İnsanlar ve diğer primat atalarımız milyonlarca yıl boyunca meyve ve protein açısından o kadar zengin diyetlerle beslendiler ki, temel amino asitleri ve bazı vitaminleri sıfırdan üretmek için hücresel enerji harcamak gereksiz bir yüke dönüştü. Sosyal medyada her şeyi bir "genetik kusur" gibi pazarlayan sahte bilimcilerin aksine, bu bir zayıflık değil, metabolik bir adaptasyondur. Örneğin, C vitamini üretmek için gereken son enzimi kodlayan GULO geni DNA'mızda tamamen yok olmamıştır, hala duruyor; ancak mutasyonlarla işlevini yitirmiş bir "psödogen" (yalancı gen) halindedir. Diyetle hazır alabildiğimiz bir şeyi hücre içinde sentezlemeyi bırakmak, atalarımıza büyük bir metabolik enerji avantajı sağlamış ve bu yolla elenmiştir.
Peki, gen düzenleme mucizesi CRISPR ile bu yetenekleri genoma geri ekleyemez miyiz? Laboratuvarlarda yıkıcı nadir genetik hastalıkları tek bir gen dokunuşuyla tedavi etmenin yollarını ararken şahit olduğumuz o inanılmaz biyolojik büyüyü, "kendine vitamin üreten süper insan" fantezisiyle karıştırmamak gerekiyor! Genomumuza dışarıdan yepyeni bir yetenek eklemek, akıllı telefona uygulama indirmeye benzemez. Çoğu vitamin ve amino asitin sentezi, tek bir sihirli genin değil; birbiriyle sıkı bir şekilde bağlantılı çalışan koca bir enzimler dizisinin, yani karmaşık bir metabolik yolağın ürünüdür. İnsan hücresine bu kadar çok geni dışarıdan hatasızca entegre etmek ve bu enzimlerin; kusursuz işleyen hücresel dengeyi (homeostazi) altüst etmeden, toksik yan ürünler biriktirmeden veya kanserleşmeyi tetiklemeden çalışmasını sağlamak mevcut genetik mühendisliğinin kapasitesini aşar.
Kaldı ki neden yapalım? CRISPR gibi biyoteknolojik devrimler, hücresel mekanizmaları çöken hastaları hayata bağlamak için var. Sırf manavdan alabileceğimiz bir vitamini vücudumuz üretsin diye evrimin milyonlarca yılda kurduğu hassas dengeyi devasa genetik müdahalelerle riske atmak israftır. Yani genetik biliminden mucizeler beklemeye kesinlikle devam edin, ama şimdilik kendi amino asidinizi üretmek yerine düzgün beslenmek çok daha akıllıca!
Kaynaklar
-
Y. Inai et al.. Molecular Evolution Of The L-Gulono-Gamma-Lactone Oxidase Gene In Mammals. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
J. E. Dietmair et al.. Metabolic Engineering Of Mammalian Cells For Higher Protein Yield. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı