Hangi makalede bunu okuduğumu hatırlamıyorum. O yüzden kaynak olarak ekleyeceğim ancak davranışlarımızın değişmesinden bahseden bir makale vardı. Artık günümüzde pek çok şeyi yapmanın, ulaşmanın çok daha kolay olduğu bir dönemde; tabii ki psikolojik olarak toleransımızın da azaldığını anlatıyordu aslında. Önceden hayatta kalabilmek için avcı toplayıcı toplumlarda bir şeyleri avlamak gerekirken şu anda artık bu isteğimizin olmadığını ve o yüzden bir noktada prenses erkek modeli olduğunu ya da artık kadınların daha çok hayatın içinde olmasının getirilerinden falan bahsediyordu. Okuduğum makaleyi sorunuzla bağdaştırarak olursam yaşadığımız problemler değişiyor. Problemlere bakış açılarımız değişiyor. Bu yüzden duygularını tanımadıkları için depresyona girmiyorlar. Ardı değil ama o duygulara karşı gösterdikleri tolerans. Farklı önceden hayatta kalmak insanlar için önemliyken nesli devam ettirmek, bölgesini korumak önemliyken şu anda önemli olan para kazanmak, sosyal çevresiyle iyi ilişkilerinin olması, instagram'da beğeni sayısının fazla olması gibi... Yani sorunlar değişiyor. Sorunlara verdiğimiz tepkiler değişiyor ve bu tepkilerin sonucunda tolerans, dayanma gücümüz değiştiği için kimisi depresyon olarak karşımıza çıkıyor kimisi panik atak olarak karşımıza çıkıyor. Yıllar önceye dönüp baktığınızda bu kadar çok Iş bulma kaygısı yoktu, sınav stresi yoktu. Birazcık daha kolaydı en azından o yüzden bu kadar kaygı olarak görülmüyordu bunlar. O zamanlar aşk acısı çekenler edebiyata, sanata yönelebiliyorlardı. Belki depresyonun ilacı olarak görüyorlardı belki bir kaçış yolu olarak ama sonuçta Şu anda birçoğumuzun yüzüne bile dönüp bakmadığı nice güzel eser onların acıları sayesinde ortaya çıkmış. Ama artık depresyondayken kitap okuyan kaç kişi var ya da yazan kaç kişi var? Instagram'da göndermeli hikayeler paylaşıyoruz sadece. Yani demem o ki hayatımız o kadar çok değişti ki...
[1]
Kaynaklar
-
irem kaplan. (). Kendim.