1363'teki Sazlıdere Savaşı sırasında Osmanlı hükümdarı I. Murad'dı. Sorudaki "dünya alan" kısmı sanırım klavye düzeltmesinin azizliğine uğramış, asıl fethedilen yer Edirne'ydi.
Bu savaş, Osmanlıların Balkanlar'a yerleşmesi için oldukça kritik bir virajdı. I. Murad'ın saltanatında Bizans ve Bulgar güçleri yenilerek Edirne alındı ve ardından şehir başkent yapıldı. Tarihçiler savaşın tam yılıyla ilgili 1361 ile 1364 arasında biraz tartışıyor. Yine de o dönem tahtta oturan kişinin I. Murad olduğu gerçeği net olarak biliniyor.
Isı kuvvet değildir, enerjidir. İkisinin birimlerine baksan mesele çözülecek aslında, kuvvet Newton, ısı Joule. Burada elmalarla armutları topluyorsun. Sabit hızda giden ve eriyen bir buzun kütlesi azaldığı için sadece buza odaklanırsan momentumu azalır. Fakat bu durum ısının mekanik bir kuvvet olduğu anlamına gelmez.
Buzun erimesi dümdüz termodinamik bir faz değişimidir. Buzu eritmek için verilen ısı, o kristal yapısındaki bağları koparmak için harcanır. Isı enerjisi sadece molekülleri birbirinden ayırır, kütleyi ittirip sisteme mekanik bir kuvvet uygulamaz.
Momentum korunmuyor derken en büyük hatan sistemi eksik tanımlamak. Sadece eriyip küçülen buz kalıbına bakarsan kütle düşer, hız sabit kalır ve doğal olarak momentum azalır. Peki eriyen su yok mu oluyor? Hayır. Eriyen su sıvı faza geçip sistemden ayrıldığında, o kayıp gibi görünen momentumu da alıp götürüyor. Kalan buzu ve eriyen suyu en başından beri beraber hesaba katarsan, sürtünmesiz ortamda dışarıdan net bir müdahale olmadığı için o toplam momentum paşa paşa korunur.
Sonuç olarak hesabı doğru yapmak için mühendislikte sınırları iyi çizmek şart. Isı enerjisi kütlenin fazını değiştirir, yaşanan kütle kaybı da buzun o anki momentumunu düşürür. İkisi tamamen farklı fiziksel olaylar, bunları birbirine bağlayıp termodinamik enerjiden yoktan kuvvet var etmenin alemi yok.
Ses, ışık, görüntü uyaranlarının az olmasından kaynaklı olabilir. Biliyorsun beynin müthiş bir organ ve bu ışık, görüntü ve sesi sen fark etmeden işliyor çoğunlukla. Uyaranlar az olunca beyin, ilgisini çeken şeye tam odak tepki verir, bunu karanlıkta kapının ardında asılı olan paltoyu insana benzetmeye çalışmak örneği üzerinden daha kolay anlayabiliriz beynin bu davranışını. Beyin bazen kendisi bir şeyler üretiyor aklımca bu yüzden olabilir. Ya da, gevşediğimiz saatler gece saatleri ve yavaştan miskinlik var uyuşuğuz yani, direnç düştüğünden dolayı da oluyor olabilir.
Merhaba
Atmosfer basıncının vücudumuza her yönden etki etmesi, basıncın sıfırlandığı anlamına gelmez. Yalnızca sağdan ve soldan gelen kuvvetlerin birbirini dengelemesi nedeniyle vücudumuz bir yöne doğru hareket etmez. Lakin sıkıştırıcı etki devam eder. Bir balonu iki taraftan eşit kuvvetle sıktığımızda balon yer değiştirmez ama yine de şekli bozulur. Vücudumuz da atmosfer basıncını dengelemek için sıfırdan ayrı bir basınç üretmiyor. Dokularımız ve vücut sıvılarımız zaten kendi iç basınçlarına sahip ve büyük ölçüde sıkıştırılamaz yapıdadır. Atmosfer basıncı da dokular boyunca iletildiği için vücudun içiyle dışı arasında bizi ezecek kadar büyük bir basınç farkı oluşmaz. Asıl önemli olan basıncın kendisi değil, iki taraf arasındaki basınç farkıdır. Örneğin yükseğe çıktığımızda dış basınç hızla değişirken orta kulağımızdaki basınç hemen değişmez ve kulağımız ağrır. Östaki borusu açıldığında iki tarafın basıncı eşitlenir ve ağrı azalır. Keza kan basıncı atmosferi dengelemek için oluşturulmaz; kalbin kanı damarlar içinde dolaştırabilmesi için gereken ek basınçtır. Kısacası her yönden gelen atmosfer basıncı net hareket kuvvetini sıfırlayabilir, fakat basıncın sıkıştırıcı etkisini ortadan kaldırmaz. Bunu dengeleyen şey vücudumuzdaki iç basınç ve dokuların mekanik yapısıdır. Saygılarımla.
Çünkü Skaler büyüklükler yönsüzdür. Soru da mantık hatası var.
Skaler büyüklükler sadece bir miktar veya değer belirttiği ve uzaydaki yönle bir ilişkisi olmadığı için ifade edilirken yalnızca bir sayı ve bir birim yeterlidir.
[1][2][3][4][5]