Gözlük camınızda kalıcı bir polimer deformasyonu mevcut. Buğulu görünümün sebebi kirlilik değil, asetonun malzemenin yapısını ve optik kaplamaları geri döndürülemez şekilde tahrip etmesidir. Sistemi eski haline getirmek için optimizasyon şansı kalmamış; tek çözüm yeni bir cam (parça) tedarik etmektir.
Sürecin kök neden analizini yaparsak:
Alınması gereken düzeltici ve önleyici faaliyetler (DÖF) şunlardır:
Yeni nesil araçlarda film sahnelerindeki gibi gizli saklı tek bir "izleme çipi" bulunmaz baba; onun yerine arabanın her köşesine serpiştirilmiş, hücresel ağlarla sürekli dedikodu yapan koca bir Telematik Kontrol Ünitesi (TCU) ve bir sürü gömülü sistem vardır. Yani evet, tekerlekli bir akıllı telefon sürüyorsunuz ve konumunuzdan tutun da frene ne kadar sert bastığınıza kadar her şey şakır şakır kaydedilip ilgili servislere veya üreticiye gönderiliyor.
Olay sadece GPS ile nerede olduğunuzu bulmak değil. İşin donanım kısmına indiğinizde, araçtaki CAN bus (Kontrol Alan Ağı) üzerinden haberleşen onlarca elektronik kontrol ünitesi (ECU) görürsünüz. Bu modüller motor sıcaklığından lastik basıncına kadar her veriyi toplar. Sonra TCU dedi��imiz, içinde bildiğimiz SIM kart ve anten donanımları olan o tasarımlı kart, verileri 4G/5G üzerinden buluta basar. Yazılımcı tayfa klavye başında bu verilere bakıp "büyük veri, makine öğrenmesi" falan diye hava atar ama o titreşimli, cayır cayır yanan motor kaputunun altında o analog sinyali parazitsiz okuyan donanım olmasa, alayı anca boş ekrana bakardı.
Zaten eCall (Acil Çağrı Sistemi) gibi yasal standartlar yüzünden yeni araçlarda konum ve hücresel bağlantı modülü banko bulunmak zorunda. Kaza anında, sensörler darbeyi algıladığında sistem otomatik olarak konumu acil servise bildiriyor. Tabii bu kadar çok çip, kablo yığını ve lehim demek, her an yanmaya hazır devre elemanları demek. Konsolda "sistemi kontrol ettirin" uyarısı gördüğünüzde, kartın bir yerlerinde muhtemelen bir mosfet hakkın rahmetine kavuşmuş veya bir kondansatör sihirli dumanını çoktan salıp "yine patladık" dedirtmiştir. Velhasıl, aracınız donanımsal olarak konumunuzu ve hareketlerinizi izliyor ama peşinizde karanlık güçler olduğu için değil; kaza anında hayat kurtarmak ve siz daha motoru elinize almadan önce arızayı tespit etmek için.
Evet %100 gerçekleşme ihtimali olan bir şeyin gerçekleşmesi kesindir.
arda küçükoğlu isimli kullanıcı şöyle bir şey demiş: ''%100=%99,999999999 ise 0,111111111 gibi bir ihtimalin daha olduğunu söyler ve matematiksel olarak %0,111111111 gibi bir ihtimalle kesinleşmeme ihtimali vardır. İşte matematiğin sihirli doğası!''
bu kökünden yanlıştır
hele buna matematiğin sihirli dünyası demek çelişkiye ve yanlışa övgüdür
gençler önce derslerinize güzelce çalışın
ve toplama çıkarma yapmayı bilmeden matematik üzerine konuşup insanları yanıltmayın
100-99,9999......... =0,00000000..............(sonsuz tane sıfır)...........................1
Evet, elektron temel (elemanter) bir parçacıktır. Günümüz fiziğinin en başarılı teorisi olan Standart Model'e göre elektronun herhangi bir alt yapısı (kendisini oluşturan daha küçük parçalar) yoktur. Yani bahsettiğiniz gibi "mafsallı" veya iki parçalı bir mekanik yapıya sahip değildir; tam aksine boyutsuz, noktasal bir parçacık olarak kabul edilir.
Sizin 'dalga gibi hareket eden kısmının kopması' şeklinde tarif ettiğiniz durum, kuantum mekaniğindeki dalga-parçacık ikiliğini (wave-particle duality) ve ölçüm problemini gündelik dünyamızdaki objelere benzetme çabanızdan kaynaklanıyor. Biz optikçiler bu durumu laboratuvarda ışıkla (fotonlarla) sürekli yaşarız. Işık, sistemde dalga gibi yayılıp girişim yaparken, sensörlerimize veya dedektörlerimize noktasal enerji paketleri olarak düşer. Elektronlar da aynı kuantum kurallarına uyar. Elektron, bir yarısı dalga diğer yarısı parçacık olan mekanik bir sistem değildir. Ölçüm yap��lana kadar dalga fonksiyonu adı verilen matematiksel bir olasılık dağılımı olarak uzayda bulunur.
Bir dedektör elektrona müdahale ettiğinde ondan fiziksel bir parça koparmaz. Gözlem veya ölçüm dediğimiz işlem, elektronun ölçüm cihazıyla etkileşime girmesi ve bu olasılık dalgasının uzayda tek bir konuma "çökmesi" (wave function collapse) olayıdır. Tıpkı bir fiber optik kablo içinde kilometrelerce dalga olarak süzülen bir optik sinyalin, hattın sonundaki fotodiyota çarptığında aniden tekil bir elektrik akımı üreterek kendini noktasal olarak belli etmesi gibi düşünebilirsiniz. Ortada kopan veya ayrılan bir parça yoktur; sistem sadece ölçüm anında parçacık karakterine zorlanmış olur.
Özetle; kuantum dünyasını makroskobik fizikteki çarklar, menteşeler ve kopan eklentilerle modellemek bizi yanıltır. Elektron tek ve bölünmez bir bütündür; ancak nasıl davranacağı ona hangi dedektörle ve nasıl baktığınıza bağlı olarak değişir.