Öncelikle o 'polikaktik' değil polilaktik asittir (kısaca PLA). Sosyal medyada eline kamerayı alıp 'Aman yandık, yiyeceklere plastik katıyorlar!' diye ortalığı velveleye verenlerin aksine, bu arkadaş aslında mısır nişastası veya şeker kamışı gibi mis gibi doğal kaynaklardan, laktik asidin polimerleşmesiyle elde edilen doğa dostu bir biyoplastiktir. Hani şu üç boyutlu yazıcılarda veya doğada çözünen çevreci bardaklarda falan çok kullanılır ya, işte o.
Gelelim o bitki özlerini birleştirme meselesine... Eğer mutfakta, tezgahın üzerinde iki üç bitki suyunu karıştırıp bir karışım yapmaktan bahsediyorsan, PLA kullanmak hiç mantıklı değil. Zira bu madde oda sıcaklığında bildiğin sert, kütür kütür plastiktir. Yani nane özüyle kekik özünü bununla birleştireyim derken elinde taş gibi bir kütle kalır, yerken dişini kırarsın vallahi!
Ama olaya endüstriyel veya akademik boyutta, mikrokapsülasyon denen o havalı teknolojiyle bakıyorsak iş değişir. Gıda veya biyoteknoloji sanayisinde, o hassas bitki özlerinin (örneğin uçucu yağların veya antioksidanların) ısıyla ya da ışıkla bozulmasını engellemek için PLA müthiş bir kılıftır. Bitki özünü alıp, laboratuvar ortamında PLA ile mikroskobik düzeyde kaplarlar. Böylece hem etken maddeyi korumuş olurlar hem de vücuda girdiğinde yavaş yavaş salınmasını sağlarlar. Yani endüstriyel ölçekte, evet, bitki özlerini bir matris içinde hapsetmek için gayet şık bir şekilde kullanılıyor.
Yok ben bunu evde kendi çapımda yapacağım diyorsan, o bitki özlerini homojen şekilde bir arada tutmak için plastikle cebelleşmene gerek yok. Mutfağımızın fedaileri olan kıvam artırıcıları (ksantan gam, guar gam) veya lesitin gibi doğal emülgatörleri kullanman çok daha pratik ve yenebilir bir çözüm olur. Durduk yere plastiği eritip içine bitki katmaya çalışmak bayağı bir fanteziye kaçar!
Kaynaklar
-
Food Chemistry & Biomaterials Literature. Microencapsulation Of Plant Extracts Using Polylactic Acid. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı