Her aşının yan etkileri vardır ve bu normaldir. Bu yan etkilerin bazıları, bazı insanlarda şiddetli olabilir; ancak ezici çoğunluğunda bu yan etkiler kabul edilebilir düzeyde ve hastalığın kendisinden çok daha hafif olacaktır. Aşı olan birinin, aşı bölgesinde deneyimleyebileceği yan etkiler şunlardır:
Bunlar, her aşıda görülen ve aşının çalıştığını gösteren işaretlerdir. Buna ek olarak, vücudun geri kalanında şu yan etkileri görebilirsiniz:
Aşılar savunma tepkisini harekete geçirdiği için, hastalanmışçasına tepkiler göstermeniz normaldir. Ama bu tepkilerin, gerçek hastalığa yakalandığınızda olacak olandan çok daha hafif ve çok daha kısa süreli olacağını unutmayın. Eğer aşıya belli bir şiddette tepki veriyorsanız, hastalığın kendisine muhtemelen ondan çok daha sert bir tepki göstereceksiniz. Üstelik aşıya verilen savunma tepkisi "farazi" bir tepki, çünkü gerçek virüs vücudunuzda yok ve savunma sisteminizi alt edemez. Ama hastalığa yakalanmanız halinde, virüsün kendisi, sizin hücre ve dokularınıza gerçekten zarar vererek bu tepkiyi tetikliyor. Bu nedenle aşıların yan etkileri rahatsız edici olsa da hastalığın aynı konudaki etkileri yanında bir hiçtir.
Çoğu durumda bu yan etkiler 1-3 gün içinde geçecektir ve kalıcı bir etkiye neden olmayacaktır.
Bu etkiler aşıdan aşıya bir miktar değişebilse de, çoğunda benzer yan etkiler tespit edildiğini görüyoruz - ki bu mantıklı: En nihayetinde tüm aşılar, aynı virüsün uyandıracağı tepkiyi yaratmaya çalışıyorlar ve gündemde olan aşıların çoğu, bunda oldukça başarılılar. Pfizer aşısından örnek vermek gerekirse AP News klinik sonuçlara dayalı bu grafiği üretti.[1] Yan etkilerin de hastanın yaşı, yan etkinin tipi ve şiddeti gibi kıstaslara bağlı olarak verildiğini göreceksiniz. Gri çizgi o semptom için var olan bütün şiddet seviyesinin özetidir: Örneğin, 55 yaşında altında az ya da orta ya da şiddetli yorgunluk yaşayan hasta oranı yaklaşık %59,4 mesela.
/old/qna_media/4bee95aa89d52c53686c3b332aee2365.png)
Öncelikle şunu netleştirmekte fayda var: Aşı üreticileri, gördükleri bütün yan etkileri raporlamak zorundalar. Bu yan etkileri takip eden Aşı Yan Etki Olayı Raporlama Sistemi (İng: "Vaccine Adverse Event Reporting System" ya da kısaca VAERS) isimli bir sistem bile var! Bu sistem üzerinden şu bilgiler an an raporlanıyor:
Peki diğer olası yan etkiler neler? Her aşı geliştirme programında oluşma riski olan birkaç farklı sonuç daha var. Büyük olanlar enflamatuar/alerjik reaksiyonlar, antikor-bağımlı güçlendirme ve Guillain-Barré Sendromu. Buradaki önemli nokta bu tarz kötü tepkilerin ortaya çıkış zamanı (eğer söz konusu aşı için bunlar problem olacaksa). Bu etkiler, aşıdan yıllar sonra ortaya çıkmıyor. Eğer ortaya çıkacaklarsa, günler ya da aylar içinde oluyor. Ayrıca mRNA aşılarında bu etkilere rastlanmadı, sadece Johnson & Johnson gibi geleneksel aşılarda bu etkiler daha yoğun görülüyor.
Enflamatuar/alerjik reaksiyonlar aşının ilk ya da ikinci dozunu aldıktan sonra hızlıca gerçekleşir, genelde dakikalar içinde ama bu süre bir güne kadar çıkabilir. Bu tarz alerjik reaksiyonlar genelde kısa dönem problemleridir, özelliklede kötü alerjik tepkime geçmişi olan insanlarda, ama uzun süreli endişe yaratmazlar.[1][2]
Antikor-bağımlı güçlendirme (İng: "Antibody-dependent enhancement" veya kısaca "ADE"), başka hastalıklarda gözlemlenen nadir bir etkidir.[2] Basitçe açıklamak gerekirse, bağışıklık sisteminin virüse sadece yarı yola kadar bağışıklık tepkisi verip, tamamen etkisiz hale getirmemesidir ve antikorlar bu virüsün bazı hücreler girebilmesi için işini kolaylaştırdığı için, bu durum ikinci teması daha kötü hale getirir. Bu, humma hastalığı virüsünde gözlemlenmiş bir durumdur ve herhangi bir aşı gelişim sürecinde yakından izlenen bir şeydir.[3] Bu durumla ilgili önemli soru (eğer gerçekleşiyorsa) ne zaman olduğunu söyleyebilmektir.
Aşılanan hastalar gerçekten plasebo grubundan daha kötü sonuçlar alıyor olsaydı, bu klinik deneylerden belli olurdu. Aşılanmış grupta enfeksiyonların sayısının ve şiddetinin azalması yerine aşılanmış grup plasebo grubuna göre daha kötü durumda olurdu. Bu şansız bir durum olurdu; fakat aşı klinik deneylerinin sonucundan çok net bir şekilde anlaşılırdı ve bu durumun COVID-19 aşısında gerçekleştiğine dair hiçbir kanıt yok. Hatta genel tepkiler tam tersi: Aşı yapılan insanlar daha az semptom geçiriyor ve şiddetli hastalık geçirme riski düşüyor.
Guillain-Barré Sendromu (GBS) enfeksiyon veya bazı nadir vakalarda görüldüğü üzere aşılama sonrasında karşılaşılabilen bir enflamasyon çeşididir.[4] Çoğu vaka genelde viral enfeksiyon veya aşılamadan birkaç hafta sonra başlar. Bazen bir ameliyat da bu sendromu tetikleyebilir. Daha da nadir vakalarda aşılamalar GBS riskini artırabilir. Bir örnek çizmek gerekirse mevsimsel grip GBS riskini %0.000001 kadar (milyonda bir) kadar arttırabilir.[5] Bu yeni aşının, riski bundan daha çok yükseltme şansı da var, o yüzden klinik deneylerde bakılan bir şey. Çoğu GBS vakası altı ila sekiz hafta arasında gerçekleştiği için, eğer COVID-19 aşıları belirgin bir şekilde GBS riskini arttırsaydı, aşılamadan birkaç ay sonra görünürdü, yıllar sonra değil.