İnsanların atalarının konuşmaya başlaması iskelet ve sinir sistemi yapılarındaki kademeli değişiklikler ile oldu.
Dilin ortaya çıkışını açıklamaya çalışan çok sayıda teori oluşturuldu ve evrimsel kökeni dikkate alan teorilerin çoğunun ortak özelliği sesli iletişimin, başlangıçta jestler ile, işaret yoluyla yapılan iletişim biçiminden köken almış olabileceğidir.
Sinir sistemindeki bazı değişiklikler
Modern insanın beyninde mevcut olan, konuşmak için kasların hareketini gerçekleştiren ve dilin işlenmesini yapan Broca bölgesinin homininlerdeki öncüsü olan promotor alan F5’in ayna nöronlarının, iletişim kuran bireylerin birbirlerinin jestlerini tanımasına ve karşılık vermesine hizmet ettiği düşünülür. İnsan konuşma dili de bu ayna nöron sisteminden evrimleşmiş olabilir. Şempanzelerden ayrılan insan soyunun beyin boyutu en sonunda üçe katlandı ve bu süreçte soyut düşünce üretebilme yetisi kazanıldı ve paralelinde gelişen bipedalizm ile serbest kalan eller ile işaret iletişimi şeklinde pandomimik hareketlerle iletişimin gelişmesi sözlü iletişime geçişin zeminini oluşturmuş olabilir.
Bütün bu gelişen yapıların yanında konuşmayı sağlayan temel unsur olan sesleri çıkarmak için ses yollarında ve çıkarılan sesleri işitmek kulak yollarında değişimlerin gerçekleşmesini içeren iki adım daha vardır.
İskelet yapısındaki bazı değişiklikler
Boyunda, yerinde kaslar ve ligamentler tarafından tutulan ve hiçbir kemikle birleşmeyen hyoid kemiği dil kaslarının tutunduğu önemli bir yerdir. Hyoid kemiği, şempanzelerde ve diğer homininlerde olasılıkla hiperventilasyon olmadan seslerin yüksek çıkan sesleri üretebilmeye yardımcı olan ama işlevi tam olarak anlaşılmamış olan laringeal hava keselerini destekler. 3.3 milyon yıl önce bulunmuş olan Australopithecus hyoid kemiği insandan çok şempanze benzeri yapıdadır, yani muhtemelen Australopithecus'lar insan benzeri sesler çıkarmamışlardır.
İspanya Sima de los Huesos’da bulunan, 450.000 önceye taihlenen, modern insanın atası olan Homo heidelbergensis türüne ait hyoid kemiği Australopithecus ve şempanzeden çok insan benzeridir ve muhtemelen laringeal hava kesesine sahip değillerdir. İsrail, Kebara mağasında bulunan, mikroskobik yapısına kadar incelenen 60.000 yıllık ve İspanya El Sidron’da bulunan 43.000 yıllık Homo sapiens hyoid kemikleri şimdiki modern insan hyoid kemiğine çok benzer yapı göstermiştir.
İki ayaklılığa geçiş süreci boyunca kafatası yapısındaki değişiklikler ünlü sesleri çıkabilmeye olanak tanıyan L şekilli ağız (yatay yol) ve gırtlak yolunun (dikey yol) kademeli şekilde oluşmasını sağladı, modern insanın atası olan Homo heidelbergensis’in dikey parçası yatay parçasından biraz daha büyüktü.
Konuşmayı mümkün kılan işitme açısından gerçekleşen bazı değişiklikler
Australopithecus africanus ve Paranthropus robustus’un dış kulak kanalı şempanzelerden biraz daha kısa ve geniş olarak insandaki yapıya benzerdi ve orta kulaktaki örs ve üzengi kemikleri şempanze benzeri olmasına karşın çekiç kemikleri de insandakine benzerlik gösteriyordu. Homo erectus’ta sessiz harflerin, yani yüksek frekanslı duyulabilmesi için duyarlılık gelişti.
En nihayetinde bütün konuşma ve işitme becerisini edinen Homo sapiens 50.000 – 60.000 yıl önce Afrika’dan ayrılarak dil ve sembolik kültürü yaymaya başladı.
Merhaba Furkan,
Bilgim dahilinde sorunuzu cevaplamak isterim.
İnsanlar konuşmaya nasıl başladı sorunuza karşılık olarak şunu açığa kavuşturma ihtiyacı hissediyorum: dil -ya da konuşma- sadece insana özgü bir davranış değildir. En basit örnek olarak etrafınızdaki veya belgesellerdeki hayvanlara bakacak olursanız hepsinin birbirleri ile iletişim halinde olduğunu görebilirsiniz. Bizleri onlardan ayıran şey bizim çok daha gelişmiş bir dil ekosistemine sahip olmamızdır.
Bilim insanları dilin evrimleşme sürecinde ortak bir paydada buluşmuş değiller. Bilim insanlarına göre dil; konuşmanın evrimsel süreç içinde faydalı olmasından ötürü gelişerek bugünkü halini almış olabilir, yani avlanmak ve hayatı sürdürmek gibi konularda dili daha aktif bir şekilde kullanan Homo sapiens cinsi ve üyeleri, dilin gelişim basamaklarından birini oluşturmuştur. Bir diğer grup bilim insanına göre dil, beynin süreç içindeki gelişiminin bir yan ürünü olarak gelişmiştir. Mesela Homo sapiensin ateşi, ateşi kullanarak da pişirmeyi keşfetmiş oluşu insan evrimi için çok önemli bir yere sahip olduğu gibi beynin gelişimi için de kilit noktadır. Beynin gelişimi -beynin özellikle de neo korteks bölgesi- ve dilin gelişmişliği doğru orantılıdır. Buraya tıklayarak beynin gelişim aşamalarını anlatan muazzam bir yazıyı okuyabilirsiniz.
/old/qna_media/250da62ec340b3317035363308e93013.jpg)
Beynin bölgeleri ve konuşmaya katkılarını yazıyorum:
Daha önce söylediğim gibi dil, beynin gelişimi ile doğru orantılı olarak gelişmiş olabileceği gibi, dilin gelişimi spesifik bazı beyin bölgelerinin gelişmesini sağlamış da olabilir.
Sağlıcakla kalın.
Görüldüğü gibi sesleri kullanarak (verbal) bir konuşma için gerekli anatomik yapı zaman içinde evrimleşmiş.
Ama konuşmanın tanımını dil bilimciler doğru sesleri çıkarabilmek olarak değil, anlamlı kelimeleri arka arkaya dizebilmek (sentaks) olarak yapar. Bu bağlamda ilk dilin sesli konuşma olmak zorunluluğu yok. Aslında ilk dil işaret dili olarak kabul edilir. Bu da "homo" olarak başlayan çatallaşmanın ilk örneklerine kadar dayandırılır.