Grifin Mitinin Dinozor Fosiline Dayandığı İddiası Sağlam Bir Kanıta Dayanmıyor!
/content/fcbaf746-e30d-45a0-b275-4299df2aeec4.png)
- Basın Bildirisi
- Paleontoloji
- Bilim Haberciliği
Tarihi Geçmiş Haber
Yırtıcı bir kuşun kafasına ve aslan gövdesi üzerinde kanatlara sahip mitolojik bir yaratık olan grifin efsanesine genelde dinozor fosillerinin ilham verdiği düşünülür. Araştırmacılar, bu popüler iddiayı Interdisciplinary Science Reviews dergisinde yayınladıkları çalışmalarında masaya yatırdı.[1]
Bu iddia, 30 yılı aşkın bir süre önce folklorist Adrienne Mayor tarafından dile getirilmişti. Mayor, bu konuda birçok makale ve kitap yazdı. Fikir; zamanla kitapların, belgesellerin ve müze sergilerinin vazgeçilmezi haline geldi.
Mayor'un teorisine göre Moğolistan ve Çin'inde yaşamış olan erken dönem boynuzlu dinozor Protoceratops'un fosili Orta Asya'da altın arayan eski göçebeler tarafından keşfedildi. Dinozor kemiklerine dair hikayeler daha sonra ticaret yollarından güneybatıya doğru yayılarak grifin efsanesine ve bu efsaneden temel alan sanata ilham verdi.
En eski mitolojik yaratıklardan biri olan grifinler ilk olarak M.Ö.3000'li yıllarda Mısır ve Orta Doğu sanatında görülmüş, daha sonra M.Ö. 8. yüzyılda Antik Yunan'da popüler hale gelmiştir.
Protoceratops, Kretase döneminde (75-71 milyon yıl önce) Moğolistan ve Kuzey Çin'de yaşamış yaklaşık 2 metre uzunluğunda, küçük bir dinozordur. Boynuzlu dinozorlardan olan Protoceratops, aynı zamanda Triceratops'ile de yakın akrabaydı. Protoceratopslar da grifinler gibi dört ayak üzerinde durur, gagaları vardır kafataslarında dev bir kulağa benzeyen uzantılar bulunurdu.
Portsmouth Üniversitesi paleontologları Dr. Mark Witton ve Richard Hing, iddialara yönelik yaptıkları ilk detaylı değerlendirmede tarihi fosil kayıtlarını, Protoceratops fosillerinin dağılımını, doğasını ve grifin ile Protoceratops'u ilişkilendiren klasik kaynakları yeniden değerlendirdi. Grifinlerin kökenlerine ilişkin fosillere dayanmayan geleneksel görüşü tam olarak anlamak için tarihçiler ve arkeologlara danıştılar. Araştırmacılar bunun sonucunda Mayor'un teorisindeki argümanların hiçbirinin detaylı bir incelemeye dayanmadığına karar verdi.
Örneğin Protoceratops'un altın arayan göçebeler tarafından keşfedilmiş olabileceği fikri, Protoceratops fosillerinin antik altın alanlarından yüzlerce kilometre uzakta bulunduğu düşünüldüğünde pek olası değildir. Protoceratops'un keşfedilmesinden bu yana geçen yüzyılda, fosilin yakınlarında hiç altın da bulunmamıştır. Ayrıca, göçebelerin fosillerin bulunduğu yerlerde altın arasalar bile Protoceratops iskeletlerinin çoğunu bulmuş ya da görmüş olduğu da oldukça şüphelidir. Dr. Witton şöyle anlatıyor:
Dinozor iskeletlerinin yarı açıkta, neredeyse yeni ölmüş hayvanların kalıntıları gibi oracıkta dururken keşfedildiğine dair bir varsayım var. Ancak aşınan bir dinozor iskeletinin sadece bir kısmı çıplak gözle görülebilir ve genelde keskin gözlü fosil avcıları dışında kimse tarafından bunu fark etmez.
Moğolistan'da dolaşan eski insanların Protoceratops'la bu şekilde karşılaştıkları neredeyse kesin olsa da hakkında efsaneler oluşturmaları için fosilin daha fazlasını görmeleri gerekir. Bunun için de fosili tamamen dışarı çıkarmaları lazım. Bu; modern aletler, yapıştırıcılar, koruyucu sargılar ve hazırlık teknikleriyle bile oldukça zor bir iş.
Altın avcıları fosilin yakınlarında olsaydı bile Protoceratops kalıntılarının büyük ölçüde fark edilmemiş olması daha muhtemel görünüyor. Benzer şekilde, grifin sanatının tarih boyunca farklı coğrafyalara yayılma şekli, grifin efsanesinin Orta Asya fosilleriyle başlayıp daha sonra batıya yayılması senaryosuyla uyuşmuyor. Ayrıca, Protoceratops sadece gagası olan dört uzuvlu bir hayvan olması bakımından grifin ile uyuşuyor. Geçmiş literatürde ve grifin sanatında Protoceratops fosillerine dair net bir atıfa da rastlanmadı.
Aslında birçok grifin modelinin yaşayan kedi ve kuşların özelliklerinin karıştırılması ile oluşturulduğunu görünüyor. Dr. Witton sözlerine şöyle devam ediyor:
Grifinlerin kökenleriyle ilgili her şey, onları hayali yaratıklar olarak gören ve görünüşlerini tamamen büyük kedilerin ve yırtıcı kuşların karışımı olarak açıklayan geleneksel yorumlarla uyumlu. Grifin efsanesinde dinozorların, özellikle de Protoceratops gibi uzak diyarlardan gelen türlerin, rolü olduğunu öne sürmek efsanenin kökenlerine yönelik açıklamalara gereksiz karmaşıklık ve tutarsızlık ekliyor. Bu tür bir açıklama yeterli incelemeye de dayanmıyor.
Tabii ki bu fikrin şansının bu efsanede yaver gitmemesi, hiçbir efsanenin fosillerden etkilenmediğini göstermiyor. Yazarlar, fosillerin insanlık tarihi boyunca kültürel açıdan çok önemli olduğuna dair mükemmel kanıtlar bulunduğunu ve fosillerin jeomitler denen bu efsanelere ilham verdiğine dair sayısız örnek olduğunu vurguluyor.
Fosiller ve efsane arasındaki bağlantılar, sadece arkeolojik keşifler ya da edebiyat ve sanat eserlerindeki atıflarla kanıtlanabilirse gerçek bir fosil efsanesi dinleyebilirsiniz. Bunlarla sezgilere dayanan spekülatif yorumlar arasında ayrım yapmak önemlidir. Richard Hing şöyle anlatıyor:
Eski halkların dinozor kemikleri bulup bunları mitolojilerine dahil ettikleri fikrinde özünde yanlış bir şey yoktur, ancak bu tür önerileri tarih, coğrafya ve paleontoloji gerçeklerine dayandırmamız gerekir. Aksi takdirde bunlar sadece spekülasyon olur.
Dr. Witton şöyle bitiriyor:
Tüm mitolojik yaratıkları fosiller ile açıklamaya çalışmaya gerek yok. Protoceratops ve grifinler, fosil filler ve kikloplar, ejderhalar ve dinozorlar gibi en popüler jeomitlerden bazıları için hiçbir kanıt yoktur ve tamamen spekülatiftir. Bu hikayeleri sezgisel olarak makul göründüğümüz ve heyecan verici oldukları için destekliyoruz ancak bunu yaparken gerçeklere ve kanıtlara dayanan fosil jeomitleri hakkında artan bilgimizi göz ardı ediyoruz. Bunlar en az spekülatif karşılıkları kadar ilginçtir ve muhtemelen tamamen speküle edilmiş jeomitolojik senaryolardan daha fazla ilgiyi hak ediyor.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- Tebrikler!1

- Muhteşem!0

- Bilim Budur!0

- Mmm... Çok sapyoseksüel!0

- Güldürdü0

- İnanılmaz0

- Umut Verici!0

- Merak Uyandırıcı!0

- Üzücü!0

- Grrr... *@$#0

- İğrenç!0

- Korkutucu!0

- ^M. P. Witton, et al. (2024). Did The Horned Dinosaur Protoceratops Inspire The Griffin?. SAGE Publications. doi: 10.1177/03080188241255543. | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 26.07.2026 07:01:20tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: evrimagaci.org/s/18011
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçeizin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.