Atlantik Okyanusu Akıntı Sistemi, Yüzyılın Sonuna Kadar Beklenenden Çok Daha Fazla Zayıflayabilir
Kuzey Yarımküre'de iklimi düzenlemeye yardımcı olan büyük okyanus akıntı sistemi AMOC'nin, 2100 yılına kadar Q oranında yavaşlaması öngörüldü.
/content/0c896dbf-acf7-42ec-a45e-92603cdf4cd0.jpeg)
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
AI ile Özet Oluşturabilirsiniz.- Atlantik Meridyenel Devinim Dolaşımı (AMOC), tropiklerden kuzeye ısı taşıyan ve bu yüzyıl sonuna kadar beklenenden çok daha fazla zayıflayacak kritik bir okyanus akıntısıdır.
- AMOC'nin zayıflaması, ABD'nin kuzeydoğusunda deniz seviyesinin hızla yükselmesine, tropikal yağmur kuşaklarının kaymasına ve Avrupa'da sert kışların yaşanmasına yol açabilir.
- Yeni modeller, önceki hataları düzelterek AMOC'nin zayıflamasının daha ciddi olduğunu ve insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkilerinin geri dönülemez hale gelme riskini artırdığını göstermektedir.
Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, Kuzey Yarımküre genelinde iklimi düzenlemeye yardımcı olan büyük bir okyanus akıntı sisteminin, bu yüzyılın sonuna kadar bilim insanlarının daha önce tahmin ettiğinden çok daha ciddi bir şekilde zayıflaması muhtemel görünüyor.
Atlantik Meridyenel Devinim Dolaşımı (İng: "Atlantic Meridional Overturning Circulation" veya kısaca AMOC), sıcak suyu tropik bölgelerden kuzeye taşıyan, batıp güneye dönmeden önce atmosfere ısı salan geniş bir akıntı sistemidir.
Fransa'daki Inria Bordeaux Sud-Ouest Araştırma Merkezi'nden, yeni çalışmanın başyazarı Dr. Valentin Portmann durumu şöyle açıkladı:
Bu sistem temelde, ısıyı ekvatordan Kuzey Atlantik'e taşıyan bir döngüdür. Bu sıcak ve tuzlu su kuzeye taşınır. Daha sonra ısısını serbest bırakır, yoğunlaşır ve derin okyanus akıntıları yoluyla güneye yönelmeden önce dibe çöker.
Çalışmaya göre, bu sistemin 2100 yılına kadar Q oranında yavaşlaması öngörülüyor. Bu rakam, standart iklim modelleri tarafından üretilen ortalama projeksiyondan yaklaşık ` daha yüksektir ve hata payı çok daha düşüktür.
AMOC'nin bu şekilde zayıflamasının sonuçları şiddetli olabilir. ABD'nin kuzeydoğu kıyısı boyunca deniz seviyeleri, kısmen AMOC'nin zayıflaması nedeniyle halihazırda küresel ortalamadan daha hızlı yükseliyor.
ABD'nin ötesinde, zayıflamanın tropikal yağmur kuşağını güneye kaydıracağı; Batı Afrika ve Güney Asya'da yüz milyonlarca insanın tarım için bağımlı olduğu muson yağmurlarını tehdit edeceği tahmin ediliyor.
Avrupa'da ise kıtaya sıcak su taşıyan bu devasa taşıyıcı bandın yavaşlaması nedeniyle böylesi değişikliklerin çok daha soğuk ve daha sert kışlar getirmesi öngörülüyor.
Daha da endişe verici olan şey, her ek zayıflamanın sistemi bir devrilme noktasına (İng: "tipping point") daha da yaklaştırmasıdır. Bu devrilme noktası, tam bir çöküşün giderek daha muhtemel hale geldiği ve felaketle sonuçlanabilecek aşamadır.
Kritik Ancak Karmaşık Bir Sistem
Gezegenimiz ısındıkça AMOC'ye ne olacağını tahmin etmeye çalışmak oldukça zor bir görevdir. Sistem devasa ve karmaşıktır; hem yerel hem de küresel faktörlerden etkilenir.
AMOC'nin geleceğine dair önceki tahminler, hangi iklim tahmin modelinin kullanıldığına bağlı olarak büyük farklılıklar gösteriyor. Çoğu model sistemin zayıfladığı konusunda hemfikir olsa da, bunun boyutu minimum seviyeden tamamen felaket niteliğinde bir çöküşe kadar uzanıyor.
Yeni çalışmada araştırma ekibi, şimdiye kadar yapılan en iyi modelleme çabalarının çoğunda yer alan iki spesifik ve sistematik hatayı tespit etti. Bu modellere göre Güney Atlantik yeterince tuzlu değilmiş gibi, Kuzey Atlantik ise çok soğukmuş gibi simüle ediliyordu.
Her iki sapma da, yoğun ve tuzlu suyun battığı ve tüm akıntı sisteminin akmaya devam etmesine yardımcı olduğu temel bir sürecin modeller tarafından hafife alınmasına neden oluyordu.
Araştırmacılar, iklim biliminde nadiren kullanılan ridge-regularize doğrusal regresyon (İng: "ridge-regularized linear regression") adlı bir istatistiksel teknik kullanarak her iki hatayı da düzelttiler. Bu düzeltmenin ardından öngörülen zayıflama Q'e çıktı ve sonuçla ilişkili belirsizlik önemli ölçüde azaldı.
Girdi olarak geçmişteki AMOC gücü gibi genellikle tek bir değişkenin veya gözlemin kullanıldığını belirten Dr. Portmann, araştırmalarındaki farklılığı şu sözlerle ifade etti:
Buradaki amacımız, aynı anda birden fazla değişken kullanarak giderek daha fazla bilgi entegre etmekti. Bu çok önemli bir adımdı; çünkü AMOC son derece karmaşık bir yapıdadır ve birden fazla sürece dayanır.
Okyanus akıntısı hali hazırda ölçülebilir ölçüde zayıflıyor. Atlantik Okyanusu boyunca uzanan bir sensör dizisinden elde edilen doğrudan gözlemler, akıntının gücünün 2000'li yılların ortalarından bu yana yaklaşık ila 20 oranında düştüğünü gösteriyor. Bu durum, saniyede yüz milyonlarca litre suyun artık kuzeye akmaması anlamına geliyor.
ABD'li federal iklim araştırmacıları tarafından yapılan 2025 tarihli bir çalışma, akıntının son zamanlardaki zayıf evresinin, 2005'ten bu yana ABD'nin kuzeydoğu kıyısındaki sel olaylarının P'sine şimdiden katkıda bulunduğunu ortaya koydu.
Yine de mevcut durumda bu düşüşü, doğal on yıllık değişkenlikten ziyade insan kaynaklı iklim değişikliğine kesin olarak bağlamak henüz mümkün değildir. Bilim insanları, bu iki etkeni birbirinden güvenilir bir şekilde ayırabilmek için 29 yıllık ölçüm verisine ulaşacakları en az 2033 yılına kadar beklememiz gerektiğini söylüyor.
Çöküş Olmasa da Durum İç Açıcı Değil
Bu son çalışmanın sonuçları endişe verici olsa da araştırmacılar neyi gösterip neyi göstermediğini belirtmek konusunda oldukça dikkatliler.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (İng: "Intergovernmental Panel on Climate Change" veya kısaca IPCC), altıncı değerlendirme raporunda AMOC'nin bu yüzyılın geri kalanında gerileyeceğinden emin olmakla birlikte, 2100 yılından önce çökmeyeceği konusunda, "orta derecede güven" taşıdığını belirtti.
Ancak, ister yüzyılın sonundan önce ister sonra olsun, bir çöküşün yol açacağı değişikliklerin boyutu göz önüne alındığında, bu tür güvenceler pek rahatlatıcı olmayabilir.
Örneğin, Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan 2025 tarihli bir araştırma, böyle bir senaryoda aşırı soğukların Londra'da -20 dereceye ve Oslo'da -48 dereceye ulaşabileceğini ortaya koydu. Üstelik bu durum, sera gazı kaynaklı küresel ısınmaya rağmen gerçekleşebilir.
Dahası, AMOC'nin herhangi bir şekilde zayıflaması, bilinmeyen bir devrilme noktası eşiğini aşma riskimizi barındırır. Çalışmalar, AMOC'nin bistabil (çift kararlı) bir sistem olduğunu göstermektedir. Bu da sistemin muhtemelen, "aktif" veya, "pasif" olmak üzere iki kararlı duruma sahip olduğu ve bir kez değiştiğinde tekrar eski haline dönmesinin binlerce yıl sürebileceği anlamına gelir.
İki durum arasındaki eşiğin nerede olduğu ise henüz bilinmemektedir. Environmental Research Letters dergisindeki 2025 tarihli bir çalışma, iklim modellerini olağan 2100 sınırının ötesine taşıdı ve yüksek emisyon altında çalışmaların g'sinde, orta emisyon altındaysa 0'unda AMOC kapanmasının meydana geldiğini buldu.
Dr. Portmann eşik değeri hakkında çok az şey bilindiğini şu sözlerle vurguladı:
Bu eşiğin tam olarak ne kadar olduğunu ya da bunun gerçekten böyle olup olmadığını kesin olarak bilmiyoruz. Sadece tahmin edilenden bile daha güçlü olan bu düşüşün, bir devrilme noktasına sanılandan daha yakın olabileceğini varsayabiliriz.
Emisyon Penceresi Kapanıyor mu?
Portmann'ın ekibi dört farklı emisyon senaryosunu test etti. Ortadan çok yükseğe kadar değişen bu senaryolardan üçü, yaklaşık P zayıflama gibi benzer bir sonuçta birleşti. Bu durum, belirli bir noktanın ötesinde insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkilerinin çoğunun geri dönülemez şekilde kalıcı hale geleceğini gösteriyor. Ekip, okyanusa yüzyıllar boyunca ancak soğuyabilecek kadar devasa miktarda ısı yüklediğimizi belirtiyor.
Bununla birlikte, agresif ve sürekli emisyon azaltımlarını temsil eden en iyimser senaryo, sadece civarında bir zayıflama öngörüyor. Dr. Portmann bu zıt senaryoları şu sözlerle değerlendirdi:
Bu konuda iki tür görüş var: Biri, halihazırda çok fazla karbondioksit saldığımızı ve bunun uzun vadeli etkileri olacağını, dolayısıyla iş işten biraz geçtiğini söylüyor. Fakat öte yandan, devrilme noktasını geçmeden önce karbondioksit emisyonlarında güçlü bir azalma sağlayarak böylesi şiddetli bir zayıflamanın önüne geçebileceğimiz de söylenebilir.
Şimdilik Dr. Portmann, modele henüz dahil edilmemiş başka temel süreçler olabileceğini kabul etse de çalışmasının bu kritik okyanus sisteminin nereye doğru gittiğine dair en iyi tahmini temsil ettiğinden emin görünüyor.
İklim modellerinin geliştirilmesinin ve güncellenmesinin önemine dikkat çeken Dr. Portmann, sözlerini şöyle tamamladı:
Sonuçlar konusunda temkinli olmamızın nedeni budur. Gelecekteki AMOC'nin akıbetinin ne olacağı konusunda iklim modellerinde devasa bir belirsizlik var. Bu hataları ve belirsizlikleri düzeltmemiz gerçekten büyük bir önem taşıyor.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- Tebrikler!3

- Üzücü!2

- Muhteşem!1

- Bilim Budur!0

- Mmm... Çok sapyoseksüel!0

- Güldürdü0

- İnanılmaz0

- Umut Verici!0

- Merak Uyandırıcı!0

- Grrr... *@$#0

- İğrenç!0

- Korkutucu!0

- Çeviri Kaynağı: BBC Science Focus Magazine | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 09.06.2026 20:56:21tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: evrimagaci.org/s/23016
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçeizin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.