Zemzem Suyunun Mucizesi: Arsenikoz

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Son zamanlarda internette sıklıkla, inanç tüccarlarının pohpohlamaktan pek hoşlandıkları sahte bir haber dolaşıyor: "Alman ve Japon bilim insanları, zemzem suyunun mucizevi olduğunu ispatlamış" güya. Elbette ki bu iddia, komik bir saçmalıktan ve boş bir hayalden fazlası değil. Zira haberdeki dayanakların ve şahısların hiçbiri bilimsel temellere dayanmamakta. Burada gidip de zemzem suyu şöyle kötüdür, böyle kötüdür demeyeceğiz, zira açıkçası umrumuzda bile değil. Ancak yine de meraklıları için bilimsel bir analizini yapıp, kendi okumalarımız sonucunda edindiğimiz bilimsel bulguları aktaralım:

 

Zemzem Suyu: Şüpheli Bir Suyun Arsenik ve Nitrat Değerleri

Öncelikle, "zemzem suyu"ndan başlayalım. Ekim 2005 yılında İngiliz Besin Standartları Ajansı'nın yaptığı araştırmaya göre Suudi Arabistan'dan kaçak olarak çıkarıldığı anlaşılan zemzem suyunda son derece zehirli olan arsenik elementinin tehlike limiti olarak kabul edilen 0.01ug/g (veya 10 milyar parçada 1; teknik tabiriyle 10 ppb) değerinden 3 kat arsenik bulunuyordu. Benzer şekilde, Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği 50 miligram/litrelik maksimum nitrat oranına kıyasla tam 3 kat nitrat tespit edilmiştir. Öncelikle, "Kaçakçı sahtekarlar orijinal suların içine arsenik ve nitrat katmışlar" şeklinde bir savunmayla geçiştirilen bulguların, Mayıs 2011 yılında BBC'nin yaptığı bir araştırma sonucunda, gerçek zemzem kuyularından çıkan suların da aynı derecede zehirli olduğunun keşfedilmesiyle suyun kendisiyle ilgili olduğu gerçeği ispatlandı. Dahası, sonradan "kaçakçılık ürünü" olduğu iddia edilen suların da, gerçekten zemzem kuyularına ait sular olduğu anlaşıldı ve otoriteler, "Suların zemzem kuyusundan çıkarılmış olması, o kuyuların güvenli zemzem kuyuları olduğu anlamına gelmez." şeklinde bir açıklamayla bu gerçeği de savuşturmaya çalıştılar. Kısaca modern bilimin teknikleri kullanılarak iddialar yalanlanacağına, şüpheleri kat kat arttıran bir savunma stratejisine girildi.

Açıkçası, Evrim Ağacı olarak söyleyebiliriz ki, savunmaları yerinde/doğru olabilir. Zemzem suyuyla ilgili çok detaylı bilimsel araştırmalar maalesef bulunmuyor. Bulunan bir avuç araştırma da her zaman Suudi Arabistan ve çevresindeki ülkelerin hükümetlerinin görevlendirdiği kişilerin araştırmaları. Dolayısıyla bilimin bağımsızlık ilkesiyle çelişen araştırmalar. Söylenene göre zemzem suyunun çıktığı kuyulardan elde edilen suların ticareti yasak. Ancak her nasıl olduysa, bu suların İngiltere'de satışa çıkarıldığı ve çok yüksek arsenik değerlerine sahip olduğu söyleniyor. Fakat kuyu suyunu savunmak adına, bu ölümcül kimyasalların sonradan eklendiği iddia ediliyor. Kısaca, bu suyun tüketimini savunanlar, birilerinin kasti olarak insanları zehirlemek için öncelikle Suudi Arabistan'dan gizlice zemzem suyu kaçırıp, sonrasında bu suyun içerisine arsenik ve nitrat eklediklerini iddia etmiş oluyorlar. Bu, çok ciddi bir suçlamadır ve doğası gereği "komplo teorisi" zırvalarına benzememesi için, çok güçlü verilerle ispatlanması gerekir. Ancak bu kaçakçılığı yapanlar; hatta kaçakçılığı boşverin, yasalara göre kasti olarak insan öldürmeye teşebbüs edenler hiç yakalanamadı, hatta haklarında bir soruşturma açıldığından bile şüpheliyiz. Bu ne kadar komplodur, ne kadar Suudi Arabistan'ın gerçeklerin üstünü örtme çabasıdır, bu detayları düşünmeyi siz okurlarımıza bırakıyoruz. Ne yazık ki elde bilimsel veriler olmadıkça, nesnel bir analiz de güçleşmektedir.

Burada can sıkıcı bir diğer durum şu: Dünya Sağlık Örgütü'nün 2001 yılında yayınladığı arseniğin öldürücü dozu olarak belirlenmiş 50 mikrogram/litre sınırı, yapılan daha kapsamlı araştırmaların sonuçlarından ötürü 2011 yılında 10 mikrogram/litreye çekilmiş olmasına rağmen halen Suudi Arabistan başta olmak üzere, zemzem suyunun tüketilebildiği çevre ülkelerde bu yeni sağlık sınırı güncellenmemiş ve kabul edilmemektedir. Bunun nedeni basittir: zemzem suyu kuyularında gerçekten çok yüksek arsenik değerleri bulunur ve eğer ki uluslararası standartlara uyma kararı alınırsa, bu suların değerleri sınırın aşırı üzerinde kalacaktır ve insanların tepkisini çekebilecektir. Bu şekilde, yasal olarak ve "insanların suyu kutsal olarak görmesi" bahanesi arkasına sığınarak, zemzem suyundaki zehir halka pazarlanabilmektedir. Ama güya "ücretsiz" olarak... Ne demiştik: normalde suyun satışı yasak; ancak yine de bilindiği gibi hac ziyaretleri Suudi Arabistan'ın ana gelir kaynağı ve bunu zedeleyecek herhangi bir şeyi göze alamazlar. 

 

Olası Hastalıklar, Tehditler ve Araştırmalar

Farklı kurumların yaptığı incelemelerde, zemzem suyunda bulunan ortalama 30 mikrogram/litre düzeydeki arseniğin arsenikoz isimli deri hastalığını ve nihayetinde deri kanserini getirdiği ileri sürülmüştür. Fakat bunu reddedenler ve aksini gösteren araştırmalar ileri sürenler de olmuştur. Birçokları, sadece suyu aklayan araştırmaları ciddiye alıp, olası tehditleri görmezden gelmektedirler. Suyu aklayan araştırmaların tamamının Suud üniversitelerinden gelmesi de ayrı bir tehdit ve tartışma konusudur. Zaten arsenikozun belirtileri, 5 ila 20 yıl gibi bir sürede çıkıp, sonradan ölümcül hale geldiği için, zemzem suyu tüketicileri yavaş yavaş zehirlendiklerinin farkında bile değildirler. Gerçekten de, özellikle Suudi Arabistan'da yapılan araştırmalarda, insanların vücutlarındaki arsenik oranları normalin üzerinde seyretmektedir. Örneğin, kadınların tırnak ve saçlarında yaşayan bakterilerde yapılan araştırmalarda, bünyelerinde yüksek arsenik oranı bulundurdukları belirlenmiştir. Bunun ne kadar yüksek olduğunu şöyle izah edelim: Dünya Sağlık Örgütü, dediğimiz gibi "güvenli arsenik" seviyesini 10 ppb olarak belirlemiştir. Bu, gram başına düşen mikrograma çevrildiğinde, 0.01 mikrogram/gram (ug/g) yapmaktadır. Suudi Arabistan'da bulunan King Saud Üniversitesi'nden Hashem ve Abed'in yaptığı çalışmalarda, Suudi Arabistan'da yaşayan kadınların saçlarında ve tırnaklarında sırasıyla 0.036 ug/g ile 0.087 ug/g arsenik birikimi tespit etmiştir. Görebileceğiniz gibi bunlar, kabul edilebilir değerlerin 3 ila 8 kat fazlasıdır. Kaldı ki yerel araştırmacıların bunu yapması, gerçek değerlerin bundan daha bile yüksek olabileceği riskine neden olmaktadır.

Benzer şekilde ama bir başka açıdan konuyu ele alan bir çalışma durumun vehametini göstermektedir: Her yıl, 28.5 milyonluk Suudi Arabistan nüfusunun yoğun göçün görüldüğü hac zamanları haricinde arsenikoz riski altında olanların sayısı 1.7 milyon civarındayken, hac zamanlarında bu sayı yaklaşık 2 kat artarak 3 milyona kadar ulaşmaktadır.

En güncel çalışmalardan biri ise 2013 yılında yapılmış ve Journal of Chemistry dergisinde yayımlanmıştır. Yine King Saud Üniversitesi'nden araştırmacılar, Suudi Arabistan'ın yeraltı su kaynaklarını analiz etmiş ve çarpıcı bir sonuca ulaşmıştır; makaleden dinleyelim:

"Bu araştırmanın amacı, Suudi Arabistan'ın Al-Kharj bölgesinde bulunan jeotermal alanlardaki rastgele seçilmiş 27 kuyuyu inceleyerek, bölgedeki akiferlerin arsenik dağılımını ve ilişkili hidrojeokimyasal parametreleri değerlendirmektir. Arsenik, tüm alanlarda keşfedilmiştir ve kuyuların %92.5'unda keşfedilen seviyeler, Dünya Sağlık Örgütü'nün 10 ug/L'lik seviyesinden yüksektir. Tespit edilen en yüksek miktar ise 122 ug/L değeridir."

Al Kharj bölgesi, zemzem kuyusundan aslında epey uzaktadır. Ancak söz konusu yer altı sularıysa, bu suların birbirleriyle bağlantıları çok önemlidir. Bu yazımızın amacı zemzem suyunu kötülemekten ziyade, olası tehditleri ortaya koymaktır. Böyle bir tehlike varsa, kör-cahil bir şekilde buna göz yummak hatalı olacaktır.

Suudi Arabistan'da arsenikozun doğrudan pek bilinmemesinin sebebi ise, arsenikozun (tıpkı AIDS gibi), ölümün ana sebebi olmaması ve hastalık takibinin Arap Yarımadası'nda pek de fazla yapılmaması ve daha fenası, resmi olarak neredeyse hiçbir zaman raporlanmamasıdır. Bu yüzden, birçok araştırmada Suudi Arabistan'a ait verileri bulmak imkansız gibidir; var olan veriler de her zaman şüphelidir. Arsenikoz, hücre içi sinyal ve iletişim yolaklarını harap eder ve birçok hastalığın önünü açar. Bunların başında da, elbette, kanser gelmektedir. Ancak sadece kanser değil, arsenikoza bağlı olarak çevresel damar hastalıkları, hipertansiyon, iskemik kalp hastalıkları, vb. hastalıklar oluşmaktadır. Arsenikozun deri üzerindeki etkileriyse, tahmin edilebileceği gibi, deri kanserini beraberinde getirmektedir. Bunun haricinde özellikle akciğer kanseri, idrar kesesi kanseri, vb. diğer iç kanserler de arseniğe bağlı olarak oluşmaktadır. Yapılan araştırmalar, Suudi Arabistan'daki kanser oranlarının (hem de deri kanserinin göz ardı edilmesine rağmen) her geçen sene katlanarak arttığını ve 2020-2030 yılları arasında, 2004 verilerinin 6 ila 10 katı arasına çıkacağı tahmin edilmektedir. Sadece 2003-2004 yılları arasında hem erkekler, hem kadınlar arasındaki kanser yüzdeleri, 2 ila 5 puan arasında artmıştır. Çevresel sağlık uzmanı Yunes Ramadan Teinaz'ın tespiti ise tehlikenin boyutlarını arttırmaktadır:

"İnsanlar bu suyu kutsal olarak görmektedir. Suyun zehirli (kontamine) olduğunu kabullenmeyi çok zor buluyorlar. Ancak Suudi Arabistan'ın ve İngiliz otoritelerinin derhal önlem alması gerekiyor."

Tabii burada şunu söylemek gerekiyor: bu artışın ve tehdidin ne kadarlık bir kısmının zemzem suyundan kaynaklı olduğunu bilmek çok zor. Bu konudaki araştırmaların sayısı, ciddiye alınabilecek düzeyde değildir. Ancak bir tarafta çılgınlar gibi bu suyun tüketimini savunan bir kitle varken, diğer tarafta olası tehditlerini göstermeye çalışan bir avuç insan bulunmaktadır. Bizim Evrim Ağacı olarak endişemiz şudur: eğer ki uluslararası bir ekip, tarafsız olarak bu suyu araştırmayacak olursa, bir grup insan göz göre göre zehirleniyor demektir. Bu, insan hakları açısından kabul edilemezdir. Ortada böyle bir şüphe varsa, bilimsel olarak derhal giderilmelidir. Güvenilirliği net ve tartışmasız bir şekilde ortaya konulduktan sonra, insanlar isterlerse çatlayana kadar içebilirler; kendi tercihleridir. Hatta şu anda, zehirli olsa bile içmek isterlerse içebilirler, biz yargılayacak bir konumda değiliz. Ancak amacımız, olası tehditlerini ortaya koymak ve bilim-dışı mucize iddialarının neden asılsız olduğunu, zemzem suyunun Erikli'den ya da Hayat'tan neden farksız olmak zorunda olduğunu göstermek, buna az sonra geleceğiz.

 

Arseniğin Dostu Nitrat

Son olarak, zemzem suyunun tehditlerinden bir diğer olan nitrat değerlerine göz atalım: zemzem suyunda 124.8 mg/L nitrat bulunmaktadır. Çevre Koruma Ajansı tarafından belirlenen içme sularındaki tehlikeli nitrat düzeyi 10 mg/L'dir. Yani zemzem suyu, bunun 12-13 katı nitrat değerine sahiptir. Dünya Sağlık Örgütü ise bu seviyeyi 50 mg/L olarak belirlemektedir ki bu da, zemzem suyunda tehlike sınırının 2.5 katı nitrat olduğunu göstermektedir.

Yüksek nitrat, özellikle çocuklarda metemoglobinemya adı verilen bir hastalığa neden olabilir. Bu hastalığa sahip bireylerin kanında yüksek miktarda metemoglobin (bir tür hemoglobin) bulunur ve çok daha düşük oksijen bağlama kapasitesine sahiptir. Ayrıca yapılan araştırmalar, bırakın 10 mg/L seviyesini, 5 mg/L'den fazla nitrat içerikli suların 5 seneden fazla tüketiminde tiroit kanseri riskinin 2.6-2.9 kat arttığını ve hipotroidizme neden olabileceğini göstermektedir. Tesadüfe bakın ki, 2000-2010 yılları arasında Suudia Arabistan'daki kanser dağılımını inceleyen araştırmacılar, en sık rastlanan ikinci hastalık türünün tiroid kanseri olduğunu keşfetmiş, oranların giderek arttığını ortaya koymuştur. Teknolojinin ilerlemesi ve ulaşımın kolaylaşması sayesinde her geçen yıl zemzem suyu nedeniyle olası bir şekilde zehirlenen insan sayısı katlanarak artmakta olabilir. Tehdit de buradadır.

 

Sadece Zehirli Mi, Hiç Mi Faydası Yok?

Tüm bunlar, zemzem suyuyla ilgili ufak bilgilerdi. Zemzem suyunun diğer sulara olası bir üstünlüğü, içeriğindeki florid olabilir. Dr. Nour Al Zuhair ve Prof. Dr. Rita Khounganian tarafından yapılan bir araştırma, zemzem suyu kuyusundaki florid miktarının 0.72 mg/L, bu kuyudaki boru hattındakilerin ise 0.68 mg/L olduğunu göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen maksimum florid miktarı 1.5 mg/L'dir; ancak 0.8-1.2 mg/L arasının hedeflenmesi gerektiği söylenmektedir. Sadece Suudi Arabistan'da değil, çoğu içme suyundaki florid değerleri 0.25-0.35 arasında değişmektedir. Dolayısıyla zemzem suyunun içerisindeki florid miktarı, dişlerin ve kemiklerin güçlenmesi için tavsiye edilen miktara uygundur. 

Chemosphere dergisinde yayımlanan bir makalede, araştırmacı Basem Shomar zemzem suyunu detaylarıyla analiz ettikten ve olası faydalarını-zararlarını tartıştıktan sonra, şu sonuca varmaktadır (ki Evrim Ağacı olarak varmak istediğimiz nihai sonuç da tam olarak budur):

"Suyun kalitesi son 2 yılda değişmemiştir ve hem bu araştırmanın sonuçlarıyla hem de 2007 ve 2008 yıllarında alınan 30 farklı örneğin sonuçlarıyla uyumludur. Su alkalindir (ortalama pH'ı 8'dir). (...) Ortalama arsenik ve nitrat değerleri Dünya Sağlık Örgütü sınırlarının 3 kat üzerindedir. Kalsiyum ve potasyum değerleri sırasıyla 95 ve 50 mg/L'dir. Tüm zemzem suyu kaynaklarının çok acil bir şekilde yükselen arsenik, nitrat, kalsiyum ve potasyum değerlerine karşı gözetim altına alınması gerekmektedir ve tüm lokasyonlar tam bir şeffaflıkla denetlenmelidir. Sonuçlar halka arz edilmeli ve kirlilik ile insan sağlığı arasındaki ilişki incelenmelidir. Zemzem suyunun alkalinitesi ve eser miktarda arsenik ve lityum barındırması iyileştirici bir etkiye sahip olabilir. Ancak suyun toksikolojisi hakkındaki araştırma ve çalışmalar için bilimsel bir strateji geliştirilmelidir ve gerektiğinde, suyu iyileştirme çalışmaları uygulanmalıdır." [Vurgu Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir].

İşte varmak istediğimiz sonuç buydu. Yazarın arseniğin (hem de kabul edilir değerlerin 3 katı olan arseniğin) nasıl iyileştirici bir etkisi olduğu sonucuna vardığını tam olarak anlayamadık; çünkü detaylıca tartışılmamış ve bilimsel bir bağlantı kurulmamış. Sanıyoruz, iyileştirme çalışmalarıyla arsenik değerleri düşürüldüğünde bunun faydalı olabileceğinden bahsetmeye çalışmış. Ancak vardığı sonuç, bizim için yeterlidir.

 

Zemzem Suyu: Ne Farkı Var Ki?

Bunun dışındaki element değerleri ise sıradan bir suyunkinden farksızdır veya daha altındadır. Örneğin sodyum değeri 133 mg/L'dir ve normalin bir miktar altındadır, kalsiyum değeri 96 mg/L'dir ve 135 mg/L tavsiye edilen değerin altındadır. Zemzem suyu, standartlara göre düşük sertlikte bir sudur. Potasyum değeri 43.3 mg/L'dir ve normaldeki 10 mg/L değerinin 4 kat fazlasıdır. Ne var ki, içme suyuyla alınan potasyumun sağlık riski yaratabilecek olması pek muhtemel görülmemektedir. Bikarbonat değerleri 195 mg/L ile normalin biraz altındadır, bu da zemzem suyunun asidite değerinin düşük olmasıyla ilişkilendirilmektedir. Zemzem suyunun klor değerleri 163.3 mg/L civarındadır ve denize yakın alanlardaki değerlerle uyumludur (ve denizden uzak yerlerdeki 20-30 mg/L değerlerinden oldukça yüksektir). Son olarak, zemzem suyundaki sülfat oranı 124 mg/L'dir ve kabul edilen sınırlar dahilindedir.

Kısaca, bu suyun zararlı olma potansiyeli, normal suların sağladığı yararlara kıyasla sağlayabileceği birkaç ufak yarara karşılık inanılmaz fazladır. Dolayısıyla, her aklı başında bireyin, böyle bir riski almak yerine, zaten her bütçeye uygun olarak satılan, sağlıklı ve denetimden geçmiş suları içmeleri mantıklı olacaktır. Sağlığı tehdit etme ihtimali bu kadar yüksek olan bir suyu, sırf inat yaparak içmeye çalışmak, tüketicilerine kalmış bir konudur. Biz burada, olası risklerini vermeye çalıştık.

 

Zemzem Suyunun Diğer "Mucizeleri" ve Emoto-Pfeiffer Sahtekarlığı

Ancak önemli olan bunlar değil, zaten zemzem suyunun "şifalı" olduğunu iddia etmek bile bir bilim ayıbı, insan canına kasıttır. Aşağıdaki sitelerde, konuyla ilgili çarptımaları göreceksiniz:

Haber7

Samanyolu Haber

Örneklerde göreceğiniz gibi, "Alman bilim insanı" olarak ileri sürülen isim Dr. Knut Pfeiffer isimli biri. ScienceDirect, SpringerLink, ISI Web of Science gibi hiçbir bilimsel makale arama motorunda adı geçmiyor. Daha fenası, Dünya'da görev yapmakta olan, belli bir düzeyi geçmiş neredeyse tüm bilim insanlarının yer aldığı Google Scholar sitesinde bile şahsa dair herhangi bir içerik tespit edemiyor. Belli ki işin "bilim" tarafında olan biri değil. Google aramamız sonucunda ise, kendisi hakkında hiçbir bilginin yer almadığı sitesine ulaşıyoruz:

http://www.pst-knutpfeiffer.de/eng/wilk.html

Biraz daha araştırmayla, kendisinin bir "dahiliyeci" ve "fizyoterapist" tıp doktoru olduğunu görüyoruz. Evet, bir mesleği var yani ve o kadar da alakasız gözükmüyor. Ancak uzmanlık alanının "atımlı sinyal terapisi" isimli bir terapi olduğunu görüyoruz. Bir biyokimyager olmadığı gibi, herhangi bir kimyasalla ilgili analiz yapabilecek teknik arka plana da sahip değil. Zaten açıklamalarından da bunu anlıyoruz. Doktorumuz, zemzem suyu içtikten "35 dakika sonra rahatladığını" iddia ediyor ve buradan, suyun "mucizevi olduğunu düşündüğünü" ileri sürüyor. İyi de ne alaka? 35 dakika gibi büyük bir sürenin, suyun etkisinden ötürü gevşeme yarattığını nereden anladınız? Dahası, suyun gevşemenizle ilişkisini deneysel olarak ortaya koydunuz mu? Elbette hayır. Sahte bilimin güzel örneklerinden birini yapıyor ve edinilmiş unvanının arkasına sığınarak hiçbir bilimsel arka plana ne haberde, ne de sitelerde yer veriyor.

Sonrası ise daha da komik: "1 damla zemzem suyu, 100 ve 1000 damla normal suyu kendisine (zemzem suyuna) çevirmiş." Doktorumuz, bir anda simyager kimliği kazanıyor. "Suyu dönüştürmek" ne demek? Örneğin kırmızı bir boyadan 1 damla damlatırsanız, koca bir tank suyu kırmızıya boyayabilirsiniz. Bu durumda kırmızı işaretleyici boyalar da "mucizevi" midir? Bu, ilkokuldan beri öğretilen basit bir difüzyon konusudur. Üstelik, "suyun dönüşümü" açıklanmamıştır. Kimyasal bileşenleri mi değişmektedir? Derişimi mi değişmektedir? Ne tür bir kimyasal/fiziksel tepkime yaşanmaktadır? Zemzem suyuna dönüşmek ne demektir? Herhalde kastettiği, 1 damla zemzemin, 1 kova suyu arseniğe bulaması, dolayısıyla zehirlemesidir; ancak bu anlaşılabilir. Bu açıdan bakınca, gerçekten de zemzem suyunun, normal ve içilebilir suları "değiştirdiği" söylenebilir. Zehirli olacakları şekilde... Veya bir başka şey kastediliyorsa, tüm araştırmanın metotları ve sonuçları açık bir şekilde, bilimsel ve hakemli bir dergide yayınlanarak ve detaylıca analiz edilerek ortaya konulmalıdır. Aksi takdirde iddialar tamamen uydurma olacaktır.

Her neyse, zaten Dr. Pfeiffer'dan herhangi bir bilgi alınamayacağı, konuya yaklaşımdan ve haberin sunuşundan belli. Ancak zaten haberin sahtekarlığı, bir sonraki paragrafta daha da net ortaya çıkıyor. Her ne kadar yukarıda sözünü ettiğimiz sözde "haber" kaynakları şahsın adını doğru yazabilecek kadar bile araştırmadan, sağdan soldan duyma, kulaktan dolma şekilde aktarıldığı gün kadar açık olsa da, "Masura Emot" dedikleri şahsın adı aslında "Masaru Emoto" olduğunu söyleyerek devam edelim. Haberciler, o kadar umursamaz bir şekilde yalan uydurmaktalar ki, isimlere bile dikkat etmiyorlar. "Ne de olsa bizi okuyanların hepsi yutacak." diye düşündükleri için herhalde...

Emoto'nun sahtebilim serüveni daha da eğlenceli. Kendisi, kitaplarında ve internet sitesinde yazanın aksine, esasında bir "doktor" ünvanına sahip dahi değil. Lisans eğitimini Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde almış, ikinci bir lisans olaraksa bir "Alternatif Tıp Lisansı"na sahip. Yani doktor olmadığı gibi, biyokimya, tıp, biyoloji, kimya, fizik ve herhangi bir ilgili bilim hakkında hiçbir eğitime sahip değil. Kısaca, "doktor" ünvanını kendi kafasından üretmiş bir şarlatan. Onlarca defa bilim camiasına rezil olmuş, suyla yaptığı deneylerle "bilim" ürettiğini, argümanlarını ispatladığını sanarak her seferinde popülerlik kazanmaya çalışmış, her seferinde diğer bilim insanlarınca tekrar edilen deneyleri başarısızlıkla sonuçlanmış, en son olaraksa "deneyle test ettiği mucizevi sular"ı şişesi 150 dolara ulaşan fiyatlardan satarak, bilimsel "amacını" belli etmiştir. Şahısla ilgili açıklamalarımızı şuradan okuyabilirsiniz:

http://evrimagaci.org/fotograf/56/1274/

Buradan da görebileceğiniz gibi, suya okuyup üflemenin, güzel şeyler söylemenin, su kristallerine hiçbir anlamlı etkisi olmadığı gibi, zaten olamaz da. Zira su ve molekülleri tamamen bilinçsizdir. İnsan için "güzel" olan sözler, diğer varlıklar için aynı ahlaki değeri taşımaz. Bonobolar için eşcinsel ilişki sıradan bir sosyal aktivite iken, çoğu insan toplumunda halen "ahlaksızlık" olarak algılanır. Bu ahlak kime göre, hangi türe göre, neye göre belirlenir ve nasıl evrensel kabul edilebilir? Hiçbir zaman bu sorulara net cevaplar verilemez ve verilemeyecektir de. Bu durumda, hiçbir insani değer yargısının evrensel olamayacağı anlaşılmalıdır. Hele ki canlılar ile cansızlar arasındaki algı boyutuna girersek, bu sözde "bilim insanlarının" ve dolayısıyla habercilerin iyice zırvaladıkları anlaşılır. Suya istediğiniz kadar iyi ya da kötü söz söyleyin, sizi asla anlamayacak ve tepki vermeyecektir. 

İşin garip tarafıysa, internette Emoto'nun din kitapları veya dini sözler ile ilgili birçok alıntısı yer almaktayken, bu kaynakların hiçbirinde orjinal kaynaklara yer verilmemiştir. Dolayısıyla Emoto'nun gerçekten böyle bir araştırma yapıp yapmadığı bile bilinmemektedir. Öte yandan, yapmış olsa bile bunu 5. sınıf haber siteleri ve forumlarında değil, bilimsel dergilerde yayınlaması gerekmektedir ki, diğer bilim insanları da sonuçları tekrar edip, kontrol edebilsinler. Ancak yukarıdaki bağlantıdan da görebileceğiniz gibi, Emoto gibi bir sahtekarın amacı bilim üretmek değil, şarlatanlıkla popülerite ve para kazanmaktır.

Dolayısıyla, bu sahtebilimcilerin, yobazların ve bilim düşmanlarının izinden giderek haber üreten kaynaklara itibar etmemenizi tavsiye ederiz.

 

Sonuç ve Yalın Gerçek

Şunu net bir şekilde ortaya koyalım: Doğadaki her suyun kimyasal yapısı aynıdır. Hepsi iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşur. Suları farklı kılansa, içlerine sonradan, bulundukları çevreden katılan elementler ve minerallerdir. Dolayısıyla bir suyun "mucizevi" olmasının bilim üstü bir anlamı olamaz. Tek olacak olan, kimyasal derişiminin farklı olmasıdır (ki zemzem suyu için, olumsuz farklılıklardan fazlası görülememektedir). Bazı sular, diğerlerine göre kimyasal derişim açısından daha faydalı olabilir ve bu, suyun kaynağına göre değişebilir. Şu dağdan değil de bu dağdan toplanan bir suyun içeriğindeki minerallerin farklı olmasının ne kadar "mucizevi" olduğunu düşünmeyi size bırakıyoruz. Ayrıca sular, insanların değer yargılarına tepki veremezler, bu bilince sahip değildirler. Yukarıdaki diğer yazılarımızdan göreceğiniz gibi, suların kristal yapısına rastlantısallık faktörleri ve uygulanan sesin frekansı etki etmektedir. Zaten hiçbir araştırmada, söylenen sözler ile su kristalleri arasında bilimsel ve istatistiki bir ilişki bulunamamıştır. Bunlar, basit ve çocuksu, bilimden anlamayanların kanacağı hayallerdir. Daha fenası, ülkelerin ekonomilerine ve şirketlerine katkı sağlayan, para tuzağı yalanlardır.

Zemzem suyunu tamamen karalamak ve lanetlemek için belki bilimsel standartlarda çok fazla sayıda veri bulunmamaktadır. Ancak yine de, olası riskleri dikkate alındığında, çok yalın bir mantık silsilesi yüzümüze çarpmaktadır: neden 50 kuruş verip sağlıklı bir su içmek varken, ne olduğundan emin dahi olamadığımız, hakkında birçok çelişkili rapor olan ve sağlığı tehdit etme ihtimali olan bir suyu, normal sulara nazaran dikkate değer hiçbir fazlası olmadığı halde tüketelim?

Sanırız bunun olası cevabı, Evrim Ağacı'nın sınırları dışarısında olacaktır.

Saygılarımızla.

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Yalansavar
  2. Journal of Medical Sciences
  3. Tribune
  4. United States Environmental Protection Agency-1
  5. United States Environmental Protection Agency-2
  6. NCBI-1
  7. NCBI-2
  8. NCBI-3
  9. NCBI-4
  10. University of Nebraska
  11. Colorado State University
  12. WHO
  13. Magnesium Online Library
  14. New Hampshire Department of Environmental Sciences
  15. Chemosphere
  16. http://faculty.ksu.edu.sa/khounganian/Interns%20Seminar/Zamzam-waterpublicationarticle.pdf
  17. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22138338
  18. BBC

Topuklu Ayakkabılar Cinsel Seçilime Katkı Sağladı Mı?

Bir Anneyi Durduramazsınız! En Azından Bazılarını...

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim