Yiyecek Hafızası: Yeni Bir Buluş, Tat Deneyimlerini Hatırlama Şeklimizi Ortaya Çıkarıyor!
Yiyecek Hafızası: Yeni Bir Buluş, Tat Deneyimlerini Hatırlama Şeklimizi Ortaya Çıkarıyor!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Daha önce hiç tatmadığınız bir şeyi yediğinizde mideniz bulandı mı? Vazgeçmeyin; aynı yiyeceği başka bir yerde denerseniz beyniniz yeni çabanızı daha “hoşgörülü” karşılayacaktır. Hayfa Üniversitesi’ndeki Sagol Nörobiyoloji Bölümü’nün yürüttüğü yeni bir çalışmada araştırmacılar, olumsuz bağlamda bir tat hafızasının depolandığı beyin alanlarıyla duyusal deneyimin zaman ve yer hafızasının işlendiği beyin alanları arasında bir bağlantı olduğunu keşfettiler. Yeni bir tadı olumsuz bir bağlam olmadan denersek bu bağlantı kurulmuyor.

Yeni tatlarla ilgili anıların depolandığı sorumlu beyin alanı, insular korteks denen insan beyninin nispeten yalıtılmış bir bölgesindeki tat korteksidir. Deneyimin (vakanın) yer ve zamanıyla ilgili hafızanın formüle edildiği alan hipokampustur. Şimdiye kadar araştırmacılar bu alanlar arasında doğrudan bir bağlantı olmadığını düşünüyorlardı, yani bir tatla ilgili bilginin işlenmesi, kişinin o tadı denediği zaman ve yerle bağlantılı değildi. Kabul edilen görüş, örneğin kötü bir tadı tatmak gibi olumsuz bir deneyimin her yerde aynı şekilde olumsuz olduğu ve beynin zaman veya yerden bağımsız olarak sadece tadın kendisine ait bir hafıza oluşturduğu yönündeydi. Fakat Hayfa Üniversitesi Sagol Nörobiyoloji Bölümü’ndeki Prof. Kobi Rosenblum’un laboratuvarında doktora öğrencisi olan Adaikkan Chinnakkaruppan’ın Tokyo’nun ileri gelen beyin araştırma enstitüsü olan Riken Enstitüsü’yle beraber yürüttüğü bu yeni çalışmada araştırmacılar iki beyin bölgesi arasında işlevsel bir bağlantı olduğunu ilk kez kanıtladılar.

Araştırmacılar, çalışmada, (tat hafızasından sorumlu olan) tat korteksi ile hipokampusun üç farklı alanı arasındaki ilişkiyi incelemek istediler: (içinde bulunduğumuz) mekan kavramının kodlandığı alan, CA1; olayların zamanla ilişkisinin kodlandığı alan, DG ve eksik bilginin tamamlandığı alan, CA3. Araştırmacılar, bunu başarmak için normal fareleri ve Japon meslektaşları tarafından beyinlerindeki bu üç alanın normal fonksiyonlarını yerine getirecek ancak yeni hafızaların yaratılması için gerekli plastisiteden yoksun olacak şekilde genetik tasarımı yapılan fareleri kullandılar. Prof. Rosenblum: 

Beyin araştırmalarında, dışarıdan yaptığımız yönlendirmeler (manipülasyonlar) çok hassas ve doğru olmalıdır, yoksa değiştirdiklerimiz bütün deneyi araştırma hipotezinin kanıtlanması veya çürütülmesiyle alakasız bir hale getirebilir.” 

Fareler, biri mide ağrılarına yol açan (zehirleyen yiyeceği tatmanın benzeri olarak) diğeri de ağrı yaratmayan iki yeni tatla tanıştırıldılar. İki grup karşılaştırıldığında, yeni tat, zehirleyen yiyeceği çağrıştırmıyorsa normal fare ile hipokampusundaki çeşitli işlevsel alanları plastisiteden yoksun olan fare arasında bir fark olmadığı ortaya çıktı. Ancak söz konusu tat olumsuz bir his yaratıyorsa mekanın kodlandığı CA1 alanı ile bariz bir bağlantı oluşuyordu. Prof. Rosenblum şöyle diyor: 

Bunun anlamı, kötü hissi çağrıştıran tadı denediğimiz yere gittiğimiz anda, bilinçaltında, aynı tadı tamamen farklı bir yerde denediğimizdekinden çok daha kuvvetli bir olumsuz hafıza oluşmasıdır.” 

Benzer şekilde olayların zamanının kodlandığı DG alanı da yeni tat mide rahatsızlığına yol açtığı zaman daha kuvvetli bir şekilde bağlantılı oluyordu. Prof. Rosenblum ekliyor:

Demek oluyor ki basit bir çağrışımlı tat alma sırasında bile beyin, olayların zamanı ve yeriyle ilgili genel bilgiyi içeren bütünleşik (entegre) deneyimi yaratmak üzere hipokampusu çalıştırıyor.

Geçenlerde Journal of Neuroscience’ta yayınlanan bulgular, çoğunlukla farkına varmadığımız halde beynimize kazınan basit duyusal deneyimlerin karmaşıklığını ve çeşitliliğini açığa çıkarıyor. Çalışma, aynı zamanda, beynin belli bölgeleri bir hastalık veya kaza nedeniyle kullanılamaz hale geldiğinde bu durumun hafıza oluşumunda yarattığı sıkıntıları ve davranışsal sonuçları açıklamakta yardımcı olabilir. Basit duyusal deneyimlerin beyinde kodlanmasını ve deneyimlerin zaman, yer ve yarattığı his arasındaki bağlantıları daha iyi anladığımızda hafızanın beynimizde o karmaşık yaratılma ve depolanma sürecini daha iyi anlayacağız.

 

Not: Bu yazı ScienceDaily adresinden çevrilmiştir.

Bilimle Aşık Atılmaz...

Evrimsel Prensipler, Dünyamızı Kurtarmamıza Yardımcı Olabilir!

Yazar

Şule Ölez

Şule Ölez

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim