Soru & Cevap

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Evrim Ağacı'nın site üzerinde bağımsız okur etkileşimini gerçekleştirmeyi mümkün kılan ilk dijital projesidir. Birçok diğer projenin öncülüdür. Bu kılavuz, kullanıcılara yol göstermesi ve sık sorulan bazı soruları yanıtlaması için hazırlanmıştır.

Sık Sorulan Sorular ve Cevaplar

Bu fikir nereden çıktı?

Bu konuyla ilgili temel bilgileri buradaki Patreon yazımızdan görebilirsiniz.

Profilimde çıkan puanlar ne anlama geliyor?

Bu konuyla ilgili daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Uyum Puanı'mı gizleyebilir miyim?

Evet. Evrim Ağacı profilinizin gizlilik ayarlarına giderek "Profilimde UP Göster" seçeneğini değiştirebilirsiniz. Bu durumda siz hariç kimse Uyum Puanı'nızı göremeyecektir.

"Kabul Edilen Cevap" nedir?

Soruyu soran kişi, verilen cevaplar arasından bir tanesini en tatmin edici, doğru, isabetli, iyi araştırılmış bulursa, onu "Kabul Edilen Cevap" olarak seçebilir. Bu cevap, diğer cevaplara göre daha yukarıda gösterilecektir ve hem soruyu sorana, hem de cevabı verene UP verecektir. Soruyu soran, bir cevabı kabul edilen olarak işaretledikten sonra geri alamaz veya değiştiremez. Moderatörler veya yöneticiler, cevabın isabetli olmadığına kanaat getirecek olursa kabul edilen cevabı geri alabilirler.

"Öne Çıkarılan Cevap" nedir?

Moderatörler veya yöneticiler, verilen cevaplar arasından bir tanesini en tatmin edici, doğru, isabetli, iyi araştırılmış bulursa, onu "Öne Çıkarılan Cevap" olarak seçebilir. Bu cevap, diğer cevaplara en üstte gösterilecektir ve cevabı veren kişiye UP verecektir.

Sorular için pozitif ve negatif oylar nasıl sayılıyor?

Soruların oy puanı pozitif oy sayısından negatif oy sayısının çıkarılmasıyla hesaplanmaktadır.

Cevaplar için pozitif ve negatif oylar nasıl sayılıyor?

Cevapların oy puanı sadece pozitif oy sayısı üzerinden hesaplanmaktadır. Negatif oy vermek yerine beğendiğiniz diğer cevaplara pozitif oy verebilir veya kendi daha iyi olan cevabınızı girebilirsiniz.

Sorularımı yeni cevaplara kapatabilir miyim?

Evet; ancak belirli koşulların sağlanması gerekiyor. Sorunuzu cevaplara kapatabilmeniz için:

  • En az 5 cevap gelmiş olması, veya
  • Kabul edilen cevap seçmiş olmanız, veya
  • Öne çıkarılan bir cevap seçilmiş olması gerekmektedir.

Sorularımı sonradan düzenleyebilir miyim?

Evet; ancak sorunuzu ilettikten sonraki ilk 30 dakika içinde düzenleyebilirsiniz. Bundan sonra herhangi bir düzenleme yapamazsınız. Eğer çok önemli bir değişiklik gerekiyorsa bize e-posta yoluyla ulaşabilirsiniz.

Sorularımı silebilir miyim?

Evet; ancak sorunuzu sorduktan sonra hiç cevap girilmemiş olması gerekmektedir. Kimi zaman cevap göremeseniz de silemeyebilirsiniz; çünkü onaylanmayı bekleyen (moderasyon denetimine düşmüş) yanıtlar girilmiş olabilir. Ayrıca isim açık şekilde sorduğunuz sorunuzu silmeniz halinde 35 UP, anonim sorduğunuz bir soruyu silmeniz halinde 20 UP kaybedeceksiniz.

Bilimsever Kitleye Sor nedir?

Burası, Evrim Ağacı üyesi olup da cevap vermek konusunda engellenmemiş tüm Evrim Ağacı ailesi üyelerinin sorulara yanıt verebileceği kısımdır. Eğer sorunuzun herhangi bir bilimsever tarafından yanıtlanmasını istiyorsanız buradaki kategorileri kullanmalısınız.

Bir Bilene Sor nedir?

Burası, Evrim Ağacı'na ve Türkiye'deki bilim algısına katkı sağlamak isteyen uzmanların, akademisyenlerin, doktora veya yüksek lisansını almış, belli bir alanda yetkinliğini ispatlamış kişilerin kendilerine özel alanlarının olduğu kategoridir. Eğer bir uzmana spesifik bir soru sormak istiyorsanız bu kategoriyi kullanmalısınız. Unutmayın ki buraya sorulan sorulara, o uzmandan başka hiç kimse yanıt verememektedir. Bu konuda daha fazla bilgiyi bu videomuzun 36. saniyesinden itibaren alabilirsiniz.

Puan Ver
0
Puan Ver
25
Esra Koşucu
Az çok geometriye ilgisi olan bilir. Hipotenüs teoremine göre bir üçgende dik açının gördüğü kenarın yanındaki iki kenarın kareleri toplamı hipotenüsün karesine eşit. Peki bu neden sadece bir teori?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Alper Erdem, Ege Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Bunun cevabı için kanun ve teori arasındaki farka bakmanız yeterli olacaktır. Kanun dediğimiz şey aslında evrenimizin dokusu yüzünden oluşur. Mesela bir şeyi yere bıraktığımızda o şeyin yere düşmesi doğanın bir kanunudur. Bunun nedenini açıklayan hipotezler geliştirilir. Bu hipotezler defalarca ve hiç sonu olmaksızın test edilir. Bu hipotezlerden yanlışlanamayanlar artık teori olmuş olur.

Yani teori dediğimiz şey günlük hayatta kullandığımız anlamında değildir aslında. Bilimsel bir hipotezin varabileceği en yüksek nokta zaten teori olmasıdır. Kanun dediğimiz şey bilimsel bir açıklama değildir. Bilim kanun üretmez kanunları açıklar. Bilimde kanun diye bir şey yoktur.

Yani hipotez gelişir sonra teori olur sonra kanun olur diye bir olay yoktur. Bu 3'lü arasındaki asıl ilişki şöyledir. Bir kanun zaten vardır. Sen bunun üzerine bir hipotez geliştirirsin. Mesela canlıların nesiller boyunca geçirdiği değişimler doğanın evrim yasasından kaynaklanır. Bunun üzerine bir hipotez kurulur. Mesela canlılar şu veya bu sebeplerle evrim geçirmektedir diye bir hipotezimiz olsun. Bu hipotez defalarca test edilir ve yanlışlanamadığında artık teori olur. Ve bu süreç bu kadardır. Tabii ki bu teori test edilmeye devam edilecektir ama teoriden daha ileri bir basamak zaten yoktur. "Sadece bir teori" demek hatalıdır çünkü zaten bilimde varılabilecek en üst nokta odur.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Rousi Popsi
Bende sınırlenıp ona dogruları soyledım hanı küfur felan yok sadece herkesın ona karşı duşundugu şeyı soyledım Ikı hafta once başka bırıyle tartıştık yıne dogruları soyledım kavgada. Yanı oyle oluyor kı sonunda ben yıne kotü gozuküyorum. Bende kotü bır ınsan oldugumu duşuncesındeyım. Dogruyu soylemek suc mu? Sızce ben kotü bırımıyım
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

1- İnsan objektif değildir. Bilgiyi, niteliğinden bağımsız olarak kaynağına göre seçer. Yani kişinin ifadesinin doğru olması, muhatabının bunu öncülleyerek kabul edeceği anlamına gelmez. Sevdiği kişinin yanlış söylemi, kişiye sevmediği kişinin doğru söyleminden daha yakın gelir.

Aile bireyleri ve yakınlarımızın hatalarını görmeyiz, sevdiğimiz kişiyi hatasız zannederiz aynı objektiflikten uzak yanımızla.

2- Bir kişinin iyi ya da kötü olduğuna, hayatının tümünü görmeden karar veremeyiz. Ufacık bir kesiti temel alarak bir kişiye iyi ya da kötü denemez.

Kaldı ki, iyi ve kötü tanımlarının neredeyse tamamı insan uydurmasıdır. Çoğu, hoşumuza giden-gitmeyen üzerinden temellenir.

İnsanı dünya üzerinden kaldırsaydık İYİ ya da KÖTÜ kavramları kalır mıydı?

Kendi merkezinde olmama halinin derecelerine verdiğimiz isim bunlar. Merkezinden uzaklaşmaya kötü, merkezine yaklaşmaya iyi diyoruz. Bilmeden hem de.

Kaynaklar

  1. http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/27/2286/23780.pdf Kavramsallaştarımanın akademik temelleri.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
30
Erdal Levni
Kişi alkol almayı bıraktığı andan itibaren 24 saat veya 48 saat içinde alkol yoksunluğu belirtileri görülebilir. Ancak bazı alkol bağımlılığı vakalarında Ramazan ayı gibi dönemlerde yoksunluk belirtileri yaşanmamakta. Bu duruma neden olan sosyal ve psikolojik etmenler neler olabilir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bağımlıların şöyle bir mottosu vardır: Bugün o maddeyi kesinlikle kullanmayacağım.

Yani onlar günü kurtarmayı hedefler. NEDEN?

Bağımlılıkta aniden bırakma diye bir şey olmaz. Çünkü bağımlılığa neden olan yolaklar asla silinmez beyinde.

Bu nedenle dönemsel ayrılıklar, beyinde bir süre sonra kavuşulabilecek olma koduna sahip olduğu için dayanmakta çok sorun yaşanmaz. Ancak birden bırakıp, "bir daha hiç kullanmayacağım" diyen bir kişi çok ciddi bir arzu duvarına çarpar. Bu nedenle azaltarak bırakmak en kesin yol gibi görünüyor aniden bırakamayanlar için.

Biliyoruz ki diyette bile bu böyledir. Diyet, bağırsak florasını belirler ve ani diyet değişiklikleri ya da karbonhidratı azaltmak, inanılmaz bir arzu duvarına çarpmaya neden olur. Çünkü beslenme şeklimiz bizden çok, mikrobiyatayı besler. Ve onları karbonhidratla besleyen biri, aniden bunu bırakınca flora bunu talep eder. Ve kazanan genelde bağırsak florası olur, çünkü beslenme alışkanlığımız, flora içindeki mikroorganizma türlerinin sayısını belirler. Sevdiğimizi zannettiğimiz yiyecekleri isteyen de bizden çok flora dır. Yavaş yavaş bırakılan zararlı - çöp yiyecekler, onlarla beslenen mikroorganizmaları da yavaş yavaş azaltacağı için bırakmak kolay olacaktır.

Bir de bizim farkında olmadığımız bağımlılıklarımız var. Telefon, internet, şeker, cinsel içerikli görüntülere maruz kalma gibi. Bunlardan biri ya da bir kaçına sahip isek, beynimiz bizi korumak için dopamin reseptörlerini kapatır. Bu nedenle normal hayattan da zevk alamaz hale geliriz.

Umarım kendimizi özgür hissettiğimiz, bağımlılıklardan arınmış yaşamlarımız olur.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
75
Taylan Gürbüz
Milyonlarca yil önce "sevgi" dedigimiz duygu, his var miydi? Sevgi nasil evrimlesmistir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bireyin yaşamını devam ettirebilmesinde avantaja neden olan şartlar, kişi tarafından benimsenir.

Çocukluğundan itibaren kendisinin temel ihtiyaçlarını karşılayan, onu yaşama hazırlayan bakım verenin bu yaşamını destekleyen yaklaşımı, kişi tarafından özel - güçlü bir kişisel bağ a dönüşecektir. Diğer yandan kendini bilmeye başlarken ilk gözlemlediği kişiler, ilk görülen yüzün kişi için belirleyici olması da, kurulan ilişkinin boyutlarını, derinliğini etkiler. Bu nedenle temelde beynin fizik şartlarla kurduğu etkileşim için kullandığı nöral ağlar, uyaranların karşılığı olarak en çok ebeveyn- bakım veren için güçlenecektir. En uzun süreyle oluşturulup derinleştirilen nöral ağlar, aileye ait olanlar olacaktır. Bağın gücü ve yaşamda kalmada etkinliği açısından orta beyin ve korteks bunu sevgi olarak rasyonalize ediyor büyük ihtimal. Yani bu güçlü ağların faydası ve yaşamın merkezindeki halini sevgi koduyla okuyor ve hem onlarla etkileşimi sağlıyor, hem de dış dünyaya uygun hale getiriyor.

Güdü temelli, çoğalma arzusunun, orta beyin - korteks tarafından yorumlanmış hali de aşk. Üreme isteğinin çokluğu, muhatabına olan bağlılığını etkiliyor ve bunu sofistike yönüyle aşık olmak olarak konumlandırıyor. (Hiç bir aşık olan kişi, aşık olduğu kişiyi müzeye koymuyor.)

Yani sürüngen beynin fayda-avantaj-güdü sinyallerinin okunma biçimlerinden biri gibi görünüyor. Ancak gelişim sürecinde o kadar evriliyor ki, bazı insani değerlerin, kendi başlarına var olduklarını düşünür oluyoruz.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
30
Vexapaf
Yani hiç bir şey olmaması demek; ben burada duruyor hiç bir şey yapmıyorum değilde gerçekten içimdeki ölen hücreler olsun onlarda duracak özet olarak dünya üzerinde diğer tüm gezegenlerde tüm galaksilerde tüm evrende hiç bir şey olmayacak. O zaman zaman geçiyor mudur?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Zaman, 3+1 boyut etkisindeki bütün kütleli varlıklar için hüküm süren bir olgu. +1 olarak tanımladığımız boyut zaman yani. Biz onun etkisi altındayız.

Hareketin varlığı - yokluğu zamanın geçişini iptal etmez.

Hareketin hızı, zamanın geçiş hızını yavaşlatır, ama değiştirmez.

Biliyoruz ki, kütlesi olan hiçbir varlık, ışık hızına ulaşamaz. Yani, sonuç olarak kütlemiz olduğu sürece ne yapıyor ya da ne yapılmıyor olduğundan bağımsız olarak zaman -bize göre- geçmeye devam eder.

Evrendeki tüm hareketin durduğu, mutlak durağan bir an düşündüğümüzde, hala 3+1 boyut altında olacak bu şartlar. Yani evrendeki ŞEYler hareket ettiği için zaman geçmiyor. Onların hareketinden bağımsız, mekan gibi entropi gibi herşeye hakim - hüküm süren bir nitelikte zaman.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Rafi Hızlı
Evet soru biraz saçma gelebilir ama biz de bir şeyin atom parçacığı olabilir miyiz? Doğrusu, güneş sistemimizin atom ile benzerlik göstermesi bu soruya daha çok inanmamı sağlıyor. :)
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Öncelikle şunu anlamak gerekiyor: Bütün boyutlar, kendisinin üstündeki boyutu oluşturan yapılar, aynı zamanda kendisinin altında bulunan boyuta ait yapılardan oluşmaktalar kendileri de.

Yani boyuta bağlı bir döngüsel bütünlük - hiyerarji söz konusu. Ve bunun bir sonu yok gibi görünüyor.

Atom altı parçacıkların atomu oluşturması,

Atomların molekkülleri oluşturması,

Moleküllerin maddeyi, maddenin küreleri, kürelerin galaksi, evren diye kabaca gidersek, bunun devam edebileceği görüşü çok da mantıksız görünmemekte. Bir çok insan merkezli bakıyoruz. O nedenle mikro alem ve makro alem tanımlarımız tamamen bizim merkez olmamız koşuluna göre yapılmış tanımlar.

Ancak bağırsağımızda yaşayan bir mikroorganizmanın bağırsak boşluğunu SONSUZ olarak algılaması gibi bizim de sonsuz - sonsuza yakın olarak düşündüğümüz uzayın başka bir bütüne ait bir parça olup olmadığı konusunda kesin konuşamayız.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Sezgin Şahin
Gezegenlerin insan üzerinde bi etkisi varmıdır ? Makale ile ilgili yorumu okuduktan sonra yazılan çoğu şey gerçekleşiyor.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bütün canlılar üzerinde en yüksek etki dünyaya aittir. Dünya üzerindeki konum, yaşam şartlarını belirler.

Sonra AY. Bitkilerin verimliliği, memelilerdeki sıvılar hormonal düzen, gelgit etkileri vs.

Bunlar doğrudan gözlemlenebilir etkiler, çünkü çok yakın iki gök küre.

Bir de yıldızların etkisi var insan üzerinde. Ancak bu günümüzdeki astroloji ile açıklanabilir değil.

Bireyin doğum anındaki gök haritasının onun üzerinde bir etkisinin olacağı üzerine görüşler var.

Ancak burçlar bunu açıklayabilecek çözüm metodu değil.

Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
21k
Serhat İbin
Demek istediğim oyncuya belli bir miktar para ödedikten sonra mı yüzü kullanılabilecek ya da isteyen filminde istediği kişinin yüzünü kullanabilecek mi. Gelecekte deepfake ile ilgil yasa falan çıkacak mı?Mesela filmde deepfake ile charlie chaplini oynatmak istiyorum bunun telifi kimde olacak ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bilgisayar oyunlarında başka kişilerin yüzünü kullanmak telif gerektirir. Muhtemelen aynı şey filmler için de geçerli olacaktır. Sonuçta sen yazdığın bir dergide her nasıl başkasının çektiği, çizdiği fotografi kullanamıyor isen filmde de kullanamayacaksin.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
180
Bilim Seven Birisi
Biz insanlar önceleri bir nedenden dolayı ormanda yaşamayıbırakıp savanalara göç ettik. Etrafı görmek için iki ayakta durmaya evrimleştik.Anlamadığım şey 2 ayakta durunca kaçmamız daha zorlaşıyor, daha yavaş koşuyoruz.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

İki ayak yürümenin etrafı görme dışında ciddi bir yararı yok hatta çeşitli fizik hastalığına sebep olabiliyor. Kabul edilen durum bu olsa da haklı olabilirsin. Sallıyorum belki insanların o zamanlarda yaşadığı yerdeki yere yakın otlar göze alerjik etki yapmış, ondan ayağa kalkmış olabilir. Yada dikenli otlar yüzümüze zarar vermesin diye ayağa kalkmış olabiliriz. Ama dediğim gibi bu bahsettiklerime kanıt olabilecek bir şey yok.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Batuhan Yüksel
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Leo Aslan, Tarih Öğrencisi ve Araştırmacı

Önce şunu söylemek gerek kediler aslında evcil değil nasıl yani dersen şu şekilde anlatayım onlar bizim tarlalarımızdaki fareleri avladılar bizde onlara yaşam alanı verdik yani bir nevi al gülüm ver gülüm ilişkişi yaşadık eee tabi doğal olarak da kediler hala doğal yaşamdan kalma alışkanlıklarını sürdürüyorlar detaylı bilgiyi link içine bırakıyorum

Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Mustafa Terlemez
Nereye kadar bilgi sahibi olabiliriz ? Bir ömür boyunca öğrenebilir miyiz ? Öğrendikçe , bilgi edindikçe beyinde eksiye/artıya , gerileme/ilerleme görülebilir mi ? Beynimizin bir sınırı var mıdır ?
Puan Ver
0
Puan Ver
125
Ali Erden
Bazen sabahları uyandığımda daha gözlerimi açar açmaz aklımda bir şarkıyla uyanıyorum. İşin garibi bu şarkılar genellikle senelerdir dinlemediğim şarkılar oluyor mesela bu sabah "satisfaction" şarkısını mırıldanarak uyandım ki on sene olmuştur dinlemeyeli. Bazıları bunu hiç yaşamıyormuş. Bu durumun bilimsel olarak nedenleri nedir?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Bahadır Kirazoğlu
Sibirya Kurdu olarak bilinen, cinsi Husky olarak ifade edilen hayvan, yaygın olarak da evcil hayvan olarak besleniyor. Benim merak ettiğim bu hayvanlar yapay seçilim yoluyla mı bu biçime büründü, yoksa etrafımızda gördüğümüz huskyler insan müdahalesi olmadan mı bu formdalar. Şekil olarak kurda daha benziyorlar. Teşekkür ederim.
Puan Ver
1
Puan Ver
60
Doğukan Altıntaş
Körlerin kanser olma ihtimalinin çok düşük olduğu gerçek mi? Karanlıkta salgılanan hormonlar bizi kanser ve benzeri şeylerden koruyor mu? Eğer öyleyse bu hormonları yapay olarak alamaz mıyız (kör bir insan dozunda) ?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Maria Feychting, Bill Österlund ve Anders Ahlbom tarafından yazılan ve sonrasında birçok makalede desteklenen sonuçlara göre gerçekten de görme engelli insanlarda kanser riski daha düşük. Makalelere göre de bunun nedeni hipofiz bezinden salgılanan melatonin isimli hormon. Melatonin ağırlıklı olarak uykuda salgılanır. Bu hormonun biyolojik saatimizi düzenlemek ve vücudun biyoritmini düzenlemek gibi birkaç görevi bulunur. Bunun yanında bağışıklık sistemini destekler. 

Melatonin hormonu karanlıkta ve ağırlıklı olarak uykuda salgılanır. Uyduğunuz ortam ne kadar karanlık olursa melatonin salgınız da o kadar sağlıklı olur. 

Yapılan bazı araştırmaların gösterdiği üzere gece vardiyasında çalışan insanlarda bazı kanser türlerinin görülme sıklığı daha fazladır. Yukarıda bahsettiğim üzere melatonin hormonu bağışıklık sistemini güçlendirici nitelikte bir hormon. Üstüne basmakta fayda var melatonin karanlıkta salgılanan bir hormon.

Eğer melatoninin ne olduğunu, bağışıklık sistemiyle nasıl bir bağının bulunduğunu ifade edebilmişsem, az önce anlattıklarımın görme engellilerle nasıl bir bağının bulunduğuna bakalım.

Üstüne basarak söylediğim gibi melatonin ağırlıklı olarak karanlıkta salgılanır. Düşünürseniz tam görme engelliler ışığı dahi algılayamazlar. Bu tamamen karanlıkta yaşamaları demektir. Bu durumda normal bir insana göre melatonin salgıları daha fazladır. Bağışıklık sistemleri de buna istinaden daha güçlüdür. Eğer daha detaylı bir yazı isterseniz kaynakçaya bakabilirsiniz (ingilizce).

Umarım sorunuza cevap olabilmişimdir. Bilimle kalın.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Son hikayede dişlerden bahsedilmişti benim de bi ara aklıma gelen bir soeuydu cevanını bulamadım burada aramam gereksiz ama ilk sorum bi siftah gibi bişey olsun diye soruyorum :)
Puan Ver
1
Puan Ver
4,745
Ersals Krononot
Ölümlerin çoğu, tedavisi olan- yanlış yaşam şartlarında ısrar kaynaklı. Kanserlerin max %10u genetik. Diğer kısmı yanlış yaşam şartları kaynaklı. Kişinin fizyolojik gereksinimlerini öğrenmeden, haz odaklı yaşayarak kendi hastalıklarına ve sonuçta ölümüne neden olması, intihar sayılır mı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

İntahar değildir, bir tercihtir, zararlı şeylerin zamanında keyfini çıkarır zamanı gelince de bedelini öder. Eğer kendisi bu yolu tercih eder ve kendini feda ederse, umursamazsa bu bir intahardır.

Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
4,745
Ersals Krononot
Uzaydaki her şey dönme hareketi sergilemekte. Bu hareketin nedeni nedir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Mantık evrendeki her dönen şey için aynı aslında. Galaksi içerisinde galaksiler var ve sürekli bu evrenin bir yerlerinde çarpışmalar ya da patlamalar meydana geliyor. Yani zincirleme bir şekilde bir galaksi başka bir galaksinin hareketini ve hızını etkiliyor.

Bir kaynaktan biraz daha uzun ve açıklayıcı bir anlatım buldum onu da paylaşmak isterim;

Üzerinde yaşadığımız Dünya, yeni doğmuş bir yıldızın etrafında gaz ve toz bulutundan ibaretti. Zamanla uzay boşluğundaki taşlar ve tozlar bu bulutla birleşmeye başladı. Ancak bu taş ve tozlar da Güneş’in etrafında döndüğü için çarpışmalarıyla da Dünya yavaş yavaş dönmeye başladı.

Buraya kadar her şey tamam; Dünya, Güneş Sistemi döndüğü için dönüyor. Peki Güneş Sistemi neden dönüyor? Mantık aslında yine aynı: Güneş Sistemindeki gaz ve tozların büyük bir kısmı Güneş’i oluşturdu. Güneş oluşmadan önceki patlamayla kalan tozlar etrafa saçıldı. Bunların bir kısmı ise aynı tarafa yöneldi; böylece çembersel hareketin ilk adımı başlamış oldu. Kütle büyüdükçe dönme hızı arttı ve etrafta onu yavaşlatacak fazla da bir şey olmadığı için hızı artmaya devam etti.

Daha bebek olan Güneş Sistemi’miz, o zamanlar şimdi sahip olduğundan daha fazla açısal momentuma sahipti. Bunun sonucunda etrafındaki tüm objeler Güneş’le aynı yönde dönmeye başladı.

Ancak günümüzde her gezegenin kendi dönme ekseni ve hızı var. Örneğin Venüs diğer gezegenlere zıt yönde dönerken, Uranüs’ün kendi dönme ekseni 90 derece eğri. Bunların nedeni hakkında kesin bir sonuca varılamamışken Venüs’ün birtakım çarpışmalar yüzünden yavaşlayıp diğer yönde tekrar hızlandığı; Uranüs’ün ise iki farklı nesnenin farklı yönlerde gezegene çarparak eksenini kaydırdığı düşünülüyor.

Kaynaklar

  1. Webtekno
Devamını Göster

Toplam 2296 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanlar nadiren gerçeklerle yüz yüze gelirler; ancak birçoğu hemen pılını pırtını toplayıp hiçbir şey olmamış gibi oradan uzaklaşırlar.”
Winston Churchill
Geri Bildirim Gönder