Varsayımsal & Hipotetik

Puan Ver
1
Puan Ver
75
Pınar Şakarcan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örneğin, algı merkezimizi aşan ama ölçmek için cihaz geliştirmediğimiz bir doğa olayı, bize görsel, işitsel, manyetik vs. yolla ilham verebilir mi?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Henüz kendi boyutumuzdaki etkileşimleri anlamaktan aciziz. Higgs bozonu gibi maddeye kütlesini veren en temel bozonu bile yeni bulabildik. Fizik evrenin yüzde 4-5 kadarından sadece haberimiz var. Anlayamadık. Geri kalan kısmından bir bilgiye sahip değiliz. Bu nedenle, kendi boyutumuza ait - ait olduğunu düşündüğümüz-, tüm fenomenler bile tam olarak anlaşılabilir açıklanabilir değil şimdilik. Neden.

Bir sonuç üzerinde konuşurken, o sonucu oluşturan nedenler faktörleri analiz ederiz. Bu açıdan gidebildiğimiz maksimum bir sınır var. Ancak, açıklanabilen ile açıklanamayanın arasındaki bu sınır, bizim UMWELTimizin de sınırları aynı zamanda. Fizik evrende açıklanan fenomen, olayların temel oluşum işleyiş etkileşim biçimlerini büyük resimden görme ihtimalimiz şimdilik yok, belki de ışık ve elektron gibi bu boyutla uyumlu olmayan bir çok fenomen, üst başka bir boyuttaki bir varlığın bu boyuttaki kayba uğramış hali olabilir. Büyük patlamada oluşması beklenen süper simetri kırılmasının açıklanamıyor olması bilimsel açıdan yetersizliğimiz, ancak boyutlar arası etkileşim asla olamaz demek tutuculuk olur. Çünkü büyük patlamada sadece bizim evrenimiz oluşmuştur, başka hiçbir evren oluşmamıştır da denemez, başka evrenler yoktu, büyük patlama ile bizimki oluştu da. Çünkü bilmiyoruz.

Bir çok teorik yaklaşım, bütün olasılıkların eşzamanlı olarak zaten var olduğunu, irade nin kendi elektromanyetik alanı - bilinç düzeyi üzerinden bunlardan tercihte bulunduğu şeklinde. Yani paralel evrenlere tekabül eden, zannettiğimiz gibi tekil, tekdüze, sınırlı bir varoluşun olmadığı şeklinde. Şahsen bunu daha olası bulmak mümkün.

Aynı şekilde farklı boyutların kendi kurallarının birbirini etkilemesi de -tabii ki asla anlayamacağımız şekilde- gayet mümkün. Ancak bunu teorik, felsefi zeminde ifade edebiliriz. Bilimsel bir zeminde ele almamız şimdilik mümkün değil.

Bir dönem Boltzmann ın atom teorisini ortaya atmasından dolayı bütün bilim dünyasınını onunla dalga geçmesi, ardından intiharından 2 yıl sonra teorisinin gerçekliğinin anlaşılması gibi farklı bakış açılarını yargılamamalı, açık olmalıyız.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Berkan Eyidemir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
mesela bir gitar teli düşünelim bunun ortasına ve uç kısmında bir yere vurursak farklı sesler mi çıkar ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Evet, gitar teli gibi bir telin farklı noktalarına vurursanız farklı sesler çıkarır.Bunun sebebi telin titreşimidir ve telin vurulan yerini orta kabul edersek 2 ucunun da simetrik olarak yukarı aşağı hareket etmesi yani titreşmesi gerekir.Bu simetriyi sağlayabilmek için tellerin titreşim hızları farklılık gösterir ve bu durum daha farklı seslerin oluşmasına yol açar.

Bir örnekle açıklamak gerekirse 1 metrelik teli doğu batı eksenine parelel bağlarsak ve telin en doğu tarafından 30 cm batıya denk gelen noktaya vurursanız vurduğunuz yerin doğusu daha hızlı titreşirken batı tarafı daha yavaş titreşir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
7k
Atahan Sır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bazıları kürüsel ısınma için çok geç kalındığını söylerken bazıları insanlığın bu sorunu da çözebileceğini söylüyor. Size küresel ısınma insanlığın eşiğini aşıyor mu ? 2020 yılında olmamıza rağmen hala büyük tedbirleri alabilmiş değiliz. Halen dünya bu gerçekle yüzleşebilmiş değil. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bu konuda bana karşı kim ne derse desin diyeceğim tek şey vardır. Doğa > İnsan. İnsanlığın bu konuya getirebileceği çözüm ancak geçici olabilir. Sonumuz hak yolu değil de diğer yola gidiyor :D. Bu gidişle iyi şeyler görmeyeceğiz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Eğer bu nokta rastgele veya bilimsel olmayan yöntemlerle belirlenmişse her günün yılbaşı olması gerekmiyor mu?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Merhabalar, dünyanın güneş etrafında attığı turun başlangıç ve bitiş noktası için değil de yılbaşının belirlenmesine ilişkin yazacağım. Bu konu tamamen kültürel bir olgu. Kabul edilen takvimleri yaratan kültürlerin gerekçesine (örneğin Gregoryen, Julyen, Rumi, Hicri takvime) göre yılbaşı günü değişiyor. Gece ve gündüzün eşit olduğu Mart ve Eylül aylarını yılın başı olarak belirleyen takvimler de var (Gregoryen/Miladi takvimin başlangıcı da aslında mart ayıdır, zira september, october, november ve december, sırasıyla yedinci ay, sekizinci ay, dokuzuncu ay ve onuncu ay demek olmasına rağmen dokuz, on, onbir ve onikinci ay ismi olarak kullanıyoruz).

Diğer yandan Hicri takvim, ay takvimine göre yapıldığı için yılbaşı günü, Miladi takvime göre değişse de 1 Muharrem’dir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Semih Uzun
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

bengi dönüş hakkında çok fazla bilgim var diyemem onun için kendi bildiğimi açıklayıp ona göre bir yorum yapacağım. benim bildiğime göre bengi dönüş hayat kendisini sonsuz kez tekrar ettirecek hepimiz aynı hayatı aynı şeyleri sonsuz kez tekrar tekrar yaşayacağız düşüncesi üzerine kurulu bir hayatı olumlama fikri gibi bir şey. eğer senin kastettiğin şey bu ise kesinlikle bilimde doğru kabul edilmiş bir şey değil bu, zaten doğru olsa kulağımıza gelmez miydi böyle bir şey? bir kaç yerde evrenin yavaş yavaş yeniden kendi içine göçeceğini ve big bangın yeniden oluşacağını okumuştum ama onlarda kesin bir şeylerden bahsetmiyordu diye hatırlıyorum, kısacası bilimde kesin olarak böyle bir şeyin kabulu söz konusu değil ama big bangın tekrarı vs olaylarının araştırmalarına incelemelerine fikirlerine bakılarak fikir sahibi olunabilir

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Şöyle söyleyelim, teoride kabul ediyoruz sonsuz kavramini aslinda. Anlayabiliyoruz kavrayabiliyoruz o nedenle tanımlıyoruz degil.

Örneğin bir mikroorganizma için bağırsak sonsuz boyutlarda bir evrendir. Onun kabul ettiği sonsuz kavrami, bizim 10 cm uzunluk birimimiz icinde bile kaybolur.

Her canli, belli bir UMWELT ile evreni deneyimler. Yani dış uyaranları aslinda olduğu gibi değil, umwelt inin izin verdigi kadariyla deneyimler. Bir hücre için baska bir organa gitmek düşünülebilinir olmayan bir safsata iken, bizim icin de evrenin uzak bir noktasina gitmek böyledir.

Insanın farkı, kognitif fonksiyonlarının, somut olarak anlayamayacağı konuları teorik soyut planda anlayacak şekilde kavrayabilme cabasidir. Biz bir doğrunun sonsuz olduğunu ifade ederken, gercekten bir sonla karsilasmayacagini dusunebiliriz. Evren sonlu bile olsa bunu dusunebiliriz.

Bu açıdan farkli umwelte sahip canlılardan farkli olarak, oluşturduğumuz bir üst yapiyi anlayabilme kapasitemiz bu sonsuzluk kavramiyla olan iliskimizle yakindan alakali gibi.

Bir hücre, insanı kavrama duzeyine gelemez gibi gorunurken, insan bu noktada gelişimi kritik bir seviyeye ulaşınca farkli bir algi umwelte ulaşabilir gibi.....

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
45k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gen Edit, transhümanizm gibi uygulamalar evrimin seyrini manipüle ediyor denilebilir mi..
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Transhümanizm evrimi etkiler. Aslında daha geniş bir pencereden bakarsak en küçük şeyler bile canlıların evrim ağacının yolunu değiştiriyorken bence transhümanizm gibi büyük bir durum da evrimi etkileyecektir. Hatta transhümanizm, sadece bizim evrimimizi değil diğer canlıların evrimini bile dolaylı olarak etkileyecektir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
45k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ya da özgür olmayan sonucuna varmak için hangi referansları kullanabilir. Bunu anlamanın yolunu biliyor muyuz ki sonuca dair kanaate sahibiz...
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Abdulkadir Karadöngel , Tanrı zar atmaz diyen bir genç

Özgür iradenin ne olduğunu tanımladığımızda durum biraz daha netleşecektir. Özgür irade bir sebebi olmadan yapılan seçimler ve hareketlerdir. Salt sebep sonuç ilişkileri, özgür iradenin tanımı gereği irade sahibi varlıkta bulunmamalıdır

İnsan, atomlardan oluşmuş milyarlarca hücreden meydana gelmektedir. Bugün biliyoruz ki atomlar belirli fiziksel yasalara uyar. Kuantum mekaniğinden kaynaklanan belirsizlik ve olasılık durumlarının hücrelere yansıdığını gösteren bir çalışma da mevcut değildir. Bu durumda insanın da bu kurallara uyma zorunluluğu olduğunu düşünmek daha makul olacaktır.

Bu noktada kuantum teorisinin olasılık temelli kurallarını bahane ederek "Belki hücrelere yansıdığı durumlar vardır." demek boş hipotezdir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Boş Hipotez
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Efekan Akyüz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bence mümkün bununla ilgili bir hipotez yazıyorum yaşım 17
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Kaynak kısmına ekleyeceğim siteden inceleyebilirsin :)

Bana göre (yapılan çalışmalardan ve okuduğum tezlerden hareketle söylüyorum) zamanda yolculuk mümkündür. Sadece geçmişe değil geleceğe de gidilebilir :))

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. WEB TEKNO
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
45k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Dolaylı olarak etki edebiliyor olsak da akıl kişilik cinsiyet ırk zeka düzeyi gibi temel faktörleri seçemiyor olmak bizi nitelik olarak yzeka dan ayr
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Başlangıçta yapay zekayı(yani hedeflenen) temel olarak anlatmak isterim. Yapay zeka, sıfır bilgiyle ortaya çıkıp kendi kendine kendi bulacağı yolda öğrenebilen bir akıldır.

Şimdi soruya dönebiliriz. Sorunuza cevabım fark olacağı yönündedir. Yapay zeka, kişilik ve bilgiyi kendi başına temeli olmadan öğrenir. Ama sizin yarattığınız aklın random bir kişiliği ve belirli bir bilgisi bulunur. İşte aralarındaki en belirgin fark budur.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Rohat Okcu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Vardır. O da şudur: "Büyü bilimsel değildir." Başka açıklama aramayın çünkü bulamazsınız. Büyünün bilimle bir ilgisi yoktur. Gerçek değildir. Tarihin hiçbir döneminde de gerçek olmamıştır, olmayacaktır da... Ancak geçmişte bilime büyü gözüyle bakanlar olmuştur. O ayrı konu...

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Yalansavar
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Kaan Kireççi
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
(Genellikle böyle bilim dallarına ilgim olduğu için bunu yazma gereği duydum.)
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Astrolojiyi kastediyorsanız, sahtebilimdir. Gerçek değildir. Ancak çoğu gerçek biim de -loji ile biter. Biyoloji, psikoloji, zooloji, vb. gibi. Bunlar gerçektir ve bilim insanları tarafından üzerlerinde profesyonelce çalışılır zaten.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
330
B Doğa
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ikisininde kitabını okudum ve açıkçası aralarındaki benzerlikler dikkatimi çekti (örn:Marx'ın işçi sınıfı misyonu ile darwin'in doğal seçilim kuramı)
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Olamaz. Çünkü Karl Marx'ın işçi sınıfının sosyalizme geçiş sürecindeki rolüne ve daha genel olarak sınıf çatışmasına ilişkin tezlerinin en özet ve yalın hali ilk kez 1848'de (Komünist Manifesto), Darwin'in Türlerin Kökeni isimli kitabı ise ilk kez 1859'da yayınlandı.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
45k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Homosapiens in yok olmamasının gerekliliğini hangi gerekçeye dayandırarak yaşanabilir gezegen arıyoruz, marsta kolonileşmeye çalışıyoruz vs vs
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Oğuzhan atlas çok güzel yazmışsın, sana çok katılıyorum ama evrimimizi önde tanmamlamak yanlış bir tanımlama olur. Evrimsel olarak önde ya da geride olmak diye bir tanım yanlış. Bir aslana göre güçsüzüz ama ondan zekiyiz. Biz yaşamda kalabilmek için zekayı geliştirmişiz, aslan penceleri ve güçlü kasları. Ve insan hala evrimleşmeye devam etmekte. Bence de insanınlığın inanılmaz bir egosu var belki bu ego bir avantaj sağlıyor olabilir ama bu ego o kadar yüksek bir noktada ki evrenin insan için var olduğunu düşünenlerin sayısı az değil. Bence insanlık iç güdüsel olarak yaşamaya devam etmek için gelişmek istiyor. İnsan türü keşfetmek, anlamak ve gelişmek için çabalıyor. Marsa gitmek, uçan arabalar üretmek istemek, ölümsüzlüğü hedeflemek hepsi yaşamaya devam etme iç güdümüzün bir yansıması. Bu amaçlarımızın ve eylemlerimizin anlamlı olup olmadığı ise bence derin bir felsefi soru.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Youtube Optimistic nihilizim
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
45k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tesla nin dediği gibi varoluş sınırsız da bizim algimiz mı sınırlı olan ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Boss Virus , Lise Öğrencisi

Biz insanlar şu an olarak bildiğimiz ne karmaşık yapıyız ama evrenden artıık bizden daha karmaşık bir canlı olmayacak değil biz de evrenin diğergeri kalanı gibi değişip gelişecez milyonlarca yıl sonra belki ki yüksek ihtimalle bu gidişatla daha hızlı olacak soyumuz tükünecek

Bence (tamamen kendi fikrim doğruluğu hakkında bir fikrim yok) sonsuz bir varolussal yok her şey mutlak bir karmaşıklağa doğru gidiyor bu süreci hızlandıran her şey hayatta kalıyor diğerleri yok oluyor.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
45k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İhtiyacımız olan zaman ve miktarda uyumak, ihtiyacımız olan besinleri almak, sedanter yaşamamak vs vs konularda hala biyolojimizle savaşır haldeyiz.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Çünkü gelişme çabası içinde olan toplumun gelişmek için bizi zorunda bıraktığı bazı şeyler var. Uyku düzenini doğru olan şekilde uygulayamiyoruz çünkü patron benim paraya, bunun içinde bana daha fazla zaman ayıracak işçiye ihtiyacım var diyor. Dolayısıyla sen hak ettiğin, aslında olması gereken uyku düzenini uygulayamiyorsun. Burda toplum neden bu temel ihtiyaçlara göre bir düzen oluşturmadı diye soru sorulabilir, bunun cevabıda toplumun senin aslında uygulaman gereken yaşam biçiminden daha güzel(!) şeylerinin olduğuna inanmasından kaynaklıdır. Peki toplum nasıl olurda bir şeyi benim düzgün yaşamımdan daha fazla önemser diye sorabilirsin. Burda benim cevabım toplumun kendini kandırması ve o şeylerin onun egosunu tatmin etmesi olur.

Egosunu tatmin etme durumunu anlamış olabilirsiniz ama anlamayan olursa diye kendini kandırma durumunu kısa bir şekilde açıklayayım.

Toplum gelişmek ister ve bahanesi gelişince daha mutlu, daha iyi, daha güzel bir yaşama sahip olmaktır. Kendini böyle kandırır ve gelişmeye başlar. Bunun uğrunda bir çok şeyi feda eder (sağlıklı yaşam, insanların psikolojisi, mutlu yaşam vb.) Ama kimin umrunda? O adam bunu gelişim için yaptı ve biliyorsun ki gelişim mükemmel bir şeydir! Evet bu uğurda insanların mutluluğuna zarar verdi sağlıklı yaşamı engelledi ama gelişti.

İnsanların ihtiyaçlarını gelişim uğruna engelledi, kabaca cevabım budur. Tabi bunun yanına başka şeylerde eklenebilir ama benim şu an aklıma gelen bunlar.

Not: tam olarak istediğiniz cevabı vermemiş olabilirim kusuru bakmayın lütfen, sonuçta daha lise öğrencisiyim :)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
45k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kişinin bilimle anlam yüklemeden muhatap olması mümkün mü... Objektif olmamasıyla çelişmez mi bu durum.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Ben de insanın yüzde yüz nesnel olabiliceğini sanmıyorum ama nesnel olma çabasının insanı nesnel bir bakış açısına yaklaştırdığını düşünmekteyim.

Benim düşünceme göre bilim, bilimsel düşünce bir bakış açısıdır. İnsan yüzde yüz nesnel olamasa da, hatta olayları çoğu zaman kendine göre yorumlasa da; nesnel olmaya çalışmakla, bu çabaya hiç sahip olmamak arasında büyük farklar olduğuna inanmaktayım. Örneğin, Hipokrat'ın zamanında epilepsiye ''içine cin kaçmış'' olarak bakılırken, Hipokrat onlara nazaran daha bilimsel olan bir bakış açısıyla baktığı için bu hastalığın beyinle ilgili olabiliceğini yaklaşık 2500 yıl önce tahmin etmiştir. Çok uzağa gitmemize de gerek yok, günümüzde bilisizlik yüzünden yaşanılanları görüyoruz ama bir tarafta da bilimin ve nesnelliğin getirdiklerini. Yani bence insan tam olarak nesnel olmasa da hatta bilimin kusursuz nesnelliği ile çelişse dahi bizi uzaya çıkaran, antibiyotikleri bulduran, kızamıkla savaştıran şey bu kısıtlı nesnelliktir. O yüzden, kısıtlı olsa da sahip olunabilicek nesnelliğin anlamını iyi anlamalıyız bence.

Gerçekliği anlamak ve tanımlamak için tek sahip olduğumuz ve çalıştığını bildiğimiz yol bilim. O yüzden gerçekliği bilimle tanımlamaktan başka yapabiliceğimiz bir tanım olduğunu düşünmüyorum.

Tabii ki bunlar benim şahsi görüşlerim. Kimse böyle düşünmek zorunda değil. :)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
8k
Boss Virus
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
"Bizim bir böceğin rüyası olup olmadığımızı kanıtlayabilir miyiz" (çok abartılı oldu ama olsun)
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Öncelikle bir -gerçeklik- sorgulaması yapacaksak, mutlak bir görecelilik sahasına gireriz.

Biz, kendimize göre gerçekliği sorguluyoruz öncelikle. Yani başkasının hayali de olduğumuzu kabul etsek, kendimizin gerçekliği olduğunu değiştirmeyecektir.

Bizim için gerçek olan, içinde bulunduğumuz şartlara dahil olmamız, onların hakimiyetinde yaşıyor olmamızdır. Bu şartların bir hayal olması, bizim gerçekliğimiz olmadığını göstermiyor.

Bizim kurduğumuz bir hayalin içindeki karakterler, bizler kadar gerçek olamaz, daha yüzeysel daha basit karakterler olacaklardır. Ancak öyle bile olsa, onların akıllı olduğu bir gerçekliği kabul edersek, onlar bu yüzeyselliği -ötesi hakkında fikirleri olmadığı için- asla anlayamaz. Yani biz de öyle bir varlığın düşüncesi olabiliriz ki, düşünceleri bizim hayal olabileceğimiz kadar üst düzeyde olabilir.

Sonuç olarak içinde bulunduğumuz gerçeklik düzeyi, daha üst bir gerçeklik düzeyinin varlığından dolayı bizim açımızdan sahte kabul edilemez. Yani rölatif olarak gerçektir. Üst bilinç - hayal eden için sahte olabilir, ama bizim gerçeğimizdir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
575
Kerim Dibekli
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
"Mars'ta yaşam olduğunu 1970 yılında bulduk. Fakat insanlık buna hazır değil." gibi yazılar görüyorum. Eski NASA çalışanı şunu şunu söyledi, diye de devam ediyor. Bunların gerçek olma ihtimali var mıdır? Uzaylı gerçek midir diye sormuyorum. Eski NASA çalışanları böyle bir açıklama yaptı mı?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Evet yaptı.

UFO gördüğünü söyleyen insanlardan bir farkı yok, yani delil yok. Senin de benim de ulaşabileceğim bazı veriler var ve bunların hiç birinde Mars'ta yaşam olduğuna dair bir kanıt yok. Öyleyse elimizdeki bilimsel verilere inanmayıp, NASA'nın bir şeyler sakladığına dair paranoyaya kapılmamız, bizi, "Düz Dünyacılar"dan daha ileri götürmez.

Ayrıca Mars'a sadece NASA gitmedi, Sovyetler Birliği de gitti.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
8k
Boss Virus
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tekrardan 1.boyuta mı dönerdik yoksa yoksa ilerler miydik?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

1.Boyut: -nokta- Düz çizgi - ileri geri hareket

2.Boyut: -doğru- Düzlem. Uzunluk ve genişlik vardır. İleri geri- sağa sola hareket

3.boyut: -Derinlik-  ileri geri - sağa sola- aşağı yukarı hareket 

4.boyut: -zaman- diğer boyutlardaki hareketler ve tek zaman çizgisinde önce sonra arasında hareket

5.boyut: -yapılan seçimler- (bilince ait her seçim paralel bir evren oluşturur) tek zaman çizgisinde hareket - alternatif&farklı bir zaman çizgisinde hareket

6.boyut: seçimlerin tamamına hükmeden boyut - zamanın tüm alternatifleri. (şu an bir tercihte bulunabiliyorsak, bu boyutta da istenilen gelecek seçilebilir)

7.boyut: evrenin tüm zaman alternatifleri. big bang ten evrenin sonuna kadar olan bütün alternatifleri 

8.boyut: alternatif bir evren. farklı big bang ile oluşmuş farklı fiziğe sahip bir evren (7.boyutta yapılan tercihler, ya da 5.boyutun evren bazındaki hali)

9.boyut: alternatif tüm evrenler. birbirinden farklı oluşuma sahip bütün evrenler (6. boyutun evren bazlı olanı)

10.boyut: tüm evrenlerin yapıtaşını içermekte. (kuralsızlık & yasasızlık - var ın yok tan, yok un var dan oluşabileceği)

Genel ifade ile, üst boyut, alt boyutu kapsar. Onun bir üst sonucudur, ve ondan bağımsız değildir. Yani henüz 3+1 yani içinde bulunduğumuz boyutu aştığımızda, zaman ve mekan sınırlılıklarından çıkmış oluyoruz. Yani o kısmı bile düşünemezken, 10. ya da 11. boyutları anlamak bizim için biraz imkansız a yakın. Bu arada içinde bulunduğumuz boyuttan çıkmak gerçek anlamda mümkün.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
7k
Tarık Sonmez
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Verilen cevap yanlış, durumun geceyle gündüzle bir alakası yok. Bir yuvarlak çizelim ve yuvarlakla tek bir noktada kesişen bir doğru çizelim. Doğru yuvarlağın başka hiç bir noktasına temas etmez. Yani bahsedilen koşullarda görülecek şey uzay olur. Işık eğer çok büyük bir kütle tarafından çekime uğramıyorsa, doğrusal hareket eder. Dünya tamamen yuvarlak olsa dahi görüş açımıza bağlı olarak yalnız dünyanın bir kısmını görürüz gerisi uzay olur.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,795
Nikola Tesla
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
zamanın olmadığı yerde evren oluşamaz... Ancak zaman evrene bağlı diyor en iyi fizikçimiz sizce nasıl oluyor ? HİPOTEZLER üretebilirsiniz
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bunun için bazı hipotezler var "Çoklu Evren" veya "Paralel Evren" gibi eğer Tanrı'ya inanıyorsan Tanrı yaptı de geç ama inanmıyorsan iş daha zor çünkü öncesini bilmemiz gerekiyor bence Çoklu Evren hipotezi gayet güzel belki gerçek olabilir.Ama emin olduğum tek şey (bence) insanoğlu evrenden sonrasını ve öncesini ASLA keşfedemiyecek.

Bu arada evrenin ne kadar büyük olduğunu tekrar görmek istersen ;

https://www.youtube.com/watch?v=GoW8Tf7hTGA bak :)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
560
Görkem Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Google scholar'da bulunan bir makalenin doğru mu yoksa eskiden yayınlanıp da artık geçerliliğini yitirip yitirmediğini nasıl anlarız?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Makale yazmak zor iş değil. Evrim karşıtlarının da yazdığı makaleler var. Hatta düz dünyacılar bile makale yazabiliyor. Tabi ne evrim karşıtlarının ne de düz dünyacıların yazdığı makaleler bilimsel geçmişe dayanmıyor. Bir makalenin bilimsel olup olmadığını yazan kişiye bakarak anlayabilirsiniz. Bunun dışında bir konu hakkında çeşitli makaleler okuyarak edindiğiniz bilgilerin örtüşüp örtüşmediğine bakmanız faydalı olacaktır. Örneğin bir makalede okuduğumuz ve şüphelendiğimiz konuyu Google Scholar'da aratarak şüphelendiğimiz konu hakkında farklı bilgiler edinip gerçeğe ulaşabiliriz.

Bir makalenin içeriğini nasıl anlayıp değerlendireceğimiz hakkında Evrim Ağacının bir yazısı var. Yazıyı kaynak bölümünden bulabilirsiniz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
300
Serhat Altuncan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Böyle bir olay veya deney var mı? Hayvanların arasında büyüyen bir insan ne kadar gelişebilir. Mesela konuşabilir mi? Alet yapabilr ve kullanabilr mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Buna feral çocuk sendromu deniyor.

Çeşitli nedenlerle doğada kalan ve hayvanlar tarafından büyütülen çocuklar, daha sonra bulunarak üzerlerinde araştırma yapılmıştır.

Ancak bu çocuklarda gözlemlenen bulgular,

Hangi hayvan yetiştirmiş ise, onun gibi davrandığı, konuşamadığı, sosyalleşemediği yönündedir. Bu da, beynin kopyalama, deneyimleme yani öğrenme yoluyla örgütlenmesini desteklemektedir. Anne baba ve çevreden öğrenme insan için olmazsa olmaz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
8k
Boss Virus
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Evrenin sonuna dair bir teori üzerinde düşüneceksek, önce oluşum ve gelişimini anlamamız gerekir.

Günümüzde yaygın teoriler, başlangıca ve genişlemeye dayalı üretilen, mutlak sönümlenme (dağılma ile yok olma), mutlak içe çöküş (büyük patlamanın tersi gibi herşeyin bir araya gelerek yok olması) na yakın teoriler var. Ancak henüz oluşum ve gelişim süreçlerini tam olarak açıklayamadığımız için, sona dair kesin - net konuşmak imkansız gibi. Yeni araştırmalarda bile, evrenin genişleme hızının öngörülerin de üzerinde olduğu anlaşıldı. (genişlediğinin anlaşılması değil, son araştırmalar, bilinen genişleme hızının da üzerinde bir hızda genişleme olduğunu gösteriyor) Bir de insanlık olarak evren saatinin o kadar küçük bir kısmında varız ki, yaptığımız gözlemler ve bilimsel bulgularımız oyuncak gibi henüz.

Ancak kişisel olarak, ben entropinin bir noktada tersineceğini ve aksi şekilde çalışmaya başlayacağını düşünüyorum. Şu an bunun mutlak olarak imkansız olduğu söylenecektir biliyorum. Ancak, evrenin genişleyeceğini de bir süre önce söylesek, yine mutlak olarak öyle olmadığı söylenecekti. Evrenin sonu, farklı bir evren yapısının yeniden başlaması aslında bana göre. Bu yeni formda, herşey bozulmaya değil, düzene doğru gidecek. Entropiye karşı direnç göstermek zorunluluğu kalkacak, düzene gidiş evrensel bir kanun olduğu için herşey olabilecek en üst versiyonuna doğru akacak.

Boltzmann, atom teorisini ortaya attığında, diğer bilim insanları onunla dalga geçmişti. Bu kadar saçma bir teorinin olamayacağı o kadar kesindi ki, küçümsenerek alaya alınmıştı. İşte önyargı ve yargıların, rasyonalite karşısında kurban edilişini izliyoruz kronolojik olarak. Einstein in rölativite teorisini açıklamasında yuhalanması gibi, günümüzde evrimin insanlarda fotosenteze gideceği öngörüsüne kadar daima orijinal görüşler dışlanmakta. Bu nedenle rasyonel zemine dayanan orijinal görüşlerimiz varsa, asla ortaya koymaktan çekinmemeliyiz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 83 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Kölemiz yaptığımız hayvanları eşitimiz olarak görmek istemiyoruz. Köle sahipleri de siyahi köleleri için böyle düşünmez mi?”
Charles Darwin
Geri Bildirim Gönder