Tıp & Sağlık

Puan Ver
0
Puan Ver
290
Taha Aydın
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Dişin normalde beyaz olmadığını biliyorum ama kaliteli/beyazlatıcı bir diş macununu düzenli olarak uzun süre kullandığımızda dişlerimiz beyazlar mı?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Azad Turkaslan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Saç kremlerinin bit oluşturma olasılığı mantıken düşüktür. Bit oluşması için pis ortamlarda durup, uzunca bir süre de duş almamalısınız. Bitlenmemek için sık sık yıkanın ama her yıkanışınızda şampuanda kullanmayın, sadece su kullanın. Fazla şampuanda zararlıdır. Saç kremlerinin olumlu,olumsuz yönlerinin linkini bıraktım :)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
90
Ali Zengin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhaba, şahsen uygulamaların geçici olduğunu düşünürüm. Kendine program hazırlar isen hayatın daha kolay olacaktır ve uykun düzene girecektir. Tavsiyem en geç 23.00 da yatıp saat 07.00 da ayakta dimdik durmandır :) teşekkürler

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
165
Emre Ayhan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Sünnet olmak nedir önce bunun tanımına bakalım sünnet olmak belirli bir yaşa gelmiş erkek çocukların penis derisinin(prepuzionun) bazı dini ritueller yerine getirilerek kesilmesi durumuna denir bu yaş müslüman toplumlarında 2-9 yaş arası genel kabul gören dönemdir yahudi toplumlarında doğumdan sonra 1.haftanın sonu-2. haftanın başında genel kabul gören bir dönemdir.

Bu bağlamda sünnet olmak faydalıdır yada zararlıdır denemez çünkü faydaları yada zararları düşünülmeden sadece dini ritüeli yerine getirmek için yapılan bir işlemdir.

Ancak penis derisinin(prepuzionun) alınması dini rituel durumları dışında bazen tıbben gerekli olabiliyor her organ ve uzuv gibi peniste komplike bir uzuvdur ve bazen bu uzuvda çeşitli hastalıklar baş gösterebilir bu gibi durumlarda penis derisinin alınması gerekebilir bu durumda baş gösteren hastalıktan kurtulmak için yine yararlar ve zararlar düşünülmemektedir

Tüm bunların ötesinde dini ritüelleri kafasına takmayan herhangi bir sağlık sorunu da olmayanlar için yararlımıdır zararlımıdır gel beraberce yararlarına ve zararlarına bakalım.

prepuzionun görevleri:penis başını(glanüsü) dış bakteriyel durumlardan yabancı cisimlerden korumaktır bu derinin alınması daha bebeklik dönemlerinde dış bakteriyel durumlara karşı savunmasız kalmasına neden olacaktır çünkü gerek idrar olsun gerekse dışkı olsun penise temas ettiğinde bakteriler penis yoluyla üretasyon kanallarına ve kana karışabilir buda bebek için felaket sonuçlar doğurabilir bu durum altının bezlenmesi gereken bebeklik durumunda olur ancak genel kabul gören 2-9 yaş arasındaki çocuklar bezlenme döneminden çıktıkları için bu durum onlarda görülmez.

Faydaları: idrardaki toksid maddelerin zaman içinde penis derisinin alt kısmında toplanmasına neden olan penis derisi bir müddet sonra bu bakteriler yüzünden testis kanseri penis kanseri gibi çeşitli hastalıklara neden olmaktadır penis derisinin alınması bu durumu önemli ölçüde ortadan kaldırır ancak tamamen kurtarır diyemeyiz

bir diğer faydası ise penis anormalliklerini ortadan kaldırır sünnet penis anormalliklerinin tedavisinde sıklıkla tercih edilmektedir. Penis eğriliği, eğri idrar yapma ya da idrar deliğinin dar olması nedeniyle idrar yapılamayıp ağrı yaşandığında sünnet yapılarak bu anormallikler ortadan kaldırılmaktadır buradaki durum kesin faydadır ancak buradaki durumlar herkes de görülmez

Zararları:Sünnet olma işlemi sırasında vücuttan bir parça alındığı için bu parçadaki ve o parçanın devamındaki sinirler alınır ve öldürürlür glans bölgesi vücuttaki en hassas uyarılan bölge olduğundan sünnet derisindeki sinirlerde buraya bağlıdır doğal olarak cinsellikten alınan zevki ve şehveti önemli ölçüde azaltır bu en yaygın ve herkesde görülen etkisidir ayrıca sünnet erken boşalmaya sebebiyet yaratır.

Sonuç olarak kesin faydalarıda vardır kesin zararlarıda vardır benim kendi görüşüm bir tıbbi zorunluluk yok ise kişinin kendi tercihine bırakılmalıdır

işte böyle umarım faydalı olmuşumdur

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. sünnetin zararları sünnetin zararları
  2. biritmila yahudilikte sünnet
  3. sünnetin faydaları sünnetin faydaları
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
470
Ulaş Yıldırım
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Besine oranla avantajı var mıdır? Üreten markalar fark yaratır mı? Multivitaminler nasıl üretilirler?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Destek ürünlerinin tamamının en önemli sorunu, evrimsel olarak uyumlandığımız sebze ve meyvelerdeki LİFleri içermiyor olmaları. Doğrudan kana karışmaları. Multivitamin destek kullananlar üzerinde yapılan araştırmalarda, kullananların yarısına yakın kısmının olması gerekenden fazla miktar, kalan kısmının da olması gerekenden az miktarda olduğu görülmüştür. Yani optimal seviyede tutulmamakta vücutta. Destek almaya çalışmak yerine, normal yollarla ihtiyacımızı gidermeye çalışmak daha yerinde olacaktır. Ayrıca özellikle vitamin D nin yaşam şeklini değiştirmeden sadece bir hapla yerine konması gibi bir durum söz konusu değildir. Kış dahil, günlük olarak bir miktar güneş -doğrudan maruz kalmak şart değil- ışığı almak zorundayız. Düzenli olarak omega3 doğal yağ, yeşil sebze meyve, fermente ürünler -doğal sirke, doğal turşu, doğal yoğurt vs vs- kullanan kişilerde hücre membranları daha yüksek yağ oranına sahip olacağı için, alacağı bütün diğer uygulamalardan daha yüksek verim alacaktır. Hastalıklarda da böyle. Eğer doktor yaşam şeklini değiştirmekten bağımsız sadece ilaçla tedavi öneriyorsa -kronik, dejeneratif hastalıklar hariç- temelde semptom giderilmeye çalışılır. Hastalığın oluşum nedeni ortadan kaldırılmaz bu şekilde. Bunun gibi, ihtiyacımız olan vitamin vs yi de tabletle gidermeye çalışmak yerine yaşam şeklini, o vitaminin açığının oluşmayacağı hale getirmeye çalışmalıyız. Doktora tedaviye gitmeyecek şekilde yaşamak temel olan.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Adetten sonra ki ortalama 5 gün yumurtanın henüz döllenmeye hazır hale gelmediğini biliyoruz. Peki adetten sonra ki 5 gün içinde yapılan korunmasız ilişkilerde hamile kalma olasılığı var mıdır, varsa nedendir ve ne kadardır ? Korunmanın tek amacı gebelik kontrolü olmasa da, olayı sadece gebelik üzerinden merak ediyorum.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Mustafa Safa Doğan , Üniversite Öğrencisi

Evet, 28 günlük bir menstrual döngüde 12, 13 ve 14. günler en yüksek olasılığın olduğu günler olsa da ovulasyon genellikle 11. ve 21. günler arasında herhangi bir günde gerçekleşebilir. İnsan yumurtasının ömrü ovulasyondan sonra yaklaşık 1.4 gündür ve ejakülasyondan sonra insan sperminin yaşam süresi ortalama 0.4 gün olsa da spermlerin %5'i 4.4 günden fazla %1'i ise 6.8 günden fazla hayatta kalabilir. Dolayısıyla normal döngüde bile adetten sonraki günlerde olacak bir cinsel birleşmeden düşük de hamile kalınması ihtimali vardır. Tabi bu döngü her zaman kusursuz bir şekilde işlemeyebilir ve beklenenden oldukça erken ya da geç gerçekleşebilir. Kısaca döngünün herhangi bir gününde hamile kalınma ihtimali bazı günler yüksek bazı günler düşük de olsa vardır.

Menstrual döngünün hesaplanmasına dayanarak yapılan gebelikten korunma yöntemine "takvim metodu" ya da "ritim metodu" diyoruz. Bu yöntemin modern yöntemlere göre çok daha güvenilmez olduğunu söylemek mümkün. İstatistiksel çalışmalar bu yöntemle korunan kadınların %25'i bir sene içinde hamile kaldığını saptamıştır.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Mayo Clinic. "Rhythm method for natural family planning" Takvim metodunun güvenirliği
  2. Ferreira-Poblete, A. Advances in Contraception 13.2-3 (1997): 83-95. Sperm ve ovum yaşam döngüsü, feritilite penceresi
  3. National Health Service NHS'in benzeri bir soruya cevabı. Menstrual döngünün herhangi bir gününde hamile kalınma ihtimalinin olduğuna da değiniyor.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Berfin Sarıkaya
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Hemşirelik fakültesi öğrencisiyim. Merak ettiğim bir şey var: Rebound fenomeni. Örneğin sıcak-soğuk uygulamalarda 20 dakikadan sonra uygulamanın etkisi tersine dönüyor. Bu bazı farmakolojik uygulamalarda da karşımıza çıkıyor. Farkettiğim sayı hep 20 dakika. Bu sürenin 20 dakika olmasının bir anlamı var mı bu aklımı kurcalıyor. Teşekkürler
Puan Ver
1
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Beynimizin kütlesel ve hacimsel olarak sınırları bulunmakta.Eğer varolan yaşamımız için gerekli,gereksiz tüm bilgileri beyinsel kontrol mekanizlarından geçirmeden sürekli şekilde hatırlamaya çalışırsak, bu yoğun bir çalışma aktivitesi olacağından normalden daha büyük bir enerji ihtiyacı ortaya çıkacaktır.Evrendeki toplam bilgi bizim için ne kadar sonsuz olsada.Doğada, hayatta kalma mücadelesinde canlılar sonsuz enerjiye ve sonsuz besine sahip değildir.Eğer böyle olsaydı atalarımız için tüm bilgileri aktif bir şekilde hatırlamak bir noktadan sonra bir aslana yem olarak veya yeni bilgileri edinemeyecek hantallığa kavuşturup dolaylı ve dolaysız sonumuzu getirecekti.

"Duyu organlarımızdan gelen veriler bize çıktı olarak bir tecrübe oluştururlar. Etrafımızdaki objeler, ışığın parlaklığı, ortamın ısısı, az önce içtiğimiz kahvenin ağzımızda bıraktığı tat ve daha bir çok algılanabilen veri bu tecrübelerden bazılarıdır. Beynimiz adeta çevremizden gelen verilerin bombardımanı altındadır. Beynimiz için böyle bir durumda her veri eşit derecede önemli değildir. Örneğin ertesi gün gireceğimiz ve bizim için çok önemli olan o sınava çalışırken, çalıştığımız odanın duvarlarının ne renk olduğu ve üzerimizdeki kıyafetlerin dokusunu duyumsamayız bile.

Bu veri bombardımanında, bizler için hangi verilerin önemli hangilerinin ise gereksiz olduğu ayrımını talamus yapar. Talamusun filtresinden geçen ve bizim için nispeten önemli olan veriler arasında da bir hiyerarşi söz konusudur. Veriler sayesinde oluşan tecrübe duyusal belleğimize aktarılır. Bu noktada tecrübemizin geleceği onun hiyerarşik durumuna bağlıdır. Bizim için yeterince önemli ise kısa süreli belleğimize geçer. Yeterince önemli olamayan tecrübeler ise silinip giderler. "

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
7k
Atahan Sır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Halil Gün , Üniversite Öğrencisi

Merhaba,Otizm muhtemel nedenleri ikiye ayrılır.

Doğum öncesi nedenler:

•Annenin aile içi huzursuzluklar nedeniyle yaşadığı duygusal karmaşa

•Korku, panik yaşaması

•Ruhsal sorunlar geçirmesi

•Çocuğun istenmemesi

Doğum sonrası nedenler:

•       Annenin aşırı meşguliyeti sonucu çocuğu ihmal etmesi

•       Çocuğun aşırı televizyon izlemesi ve yalnız bırakılması

•       Müzik ve televizyonun bağımlılık haline gelmesi.

•       Aileden gelen duygusal bir miras 

Şuraya bir Dünya güzeli bırakıyorum!!

Otizmli çocuk
Otizmli çocuk
Populer science
Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Wikipedia
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
180
Rick Ve Uzaygemisi
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çok soğuk ortamlarda bile hafızaya bir şey olmadığı yazıyor. Peki neden Alzheimer hastalığı var, bu hastalık ne zaman ve neden ortaya çıkmış?
Puan Ver
0
Puan Ver
585
Hüseyin Ardal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Boss Virus , Lise Öğrencisi

Buna kesin bir cevap veremeyiz sonuç olarak bir virüs veya bakteri üretip yeni hastalıklar yayabiliriz ama yapılan

tahminlere göre insanlarda en az 7 bin tane hastalık var ve bunun 300 milyonu nadir görülen hastalık

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. https://hthayat.haberturk.com/saglik/haber/1046841-en-az-7-bin-cesit-nadir-hastalik-var https://hthayat.haberturk.com/saglik/haber/1046841-en-az-7-bin-cesit-nadir-hastalik-var
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
538
Meraklı Olan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Sadece modem değil, tüm elektromanyetik alanlar, uyku kalitesini düşürür.

Güneşten gelen ışık da bir elektromanyetik alan aslında. Gece ışığa maruz kalmak nasıl uykuya zarar verirse, wifi ya da benzeri alanlar, beyin tarafından ışık gibi algılanır. Bütün canlılık, güneşe göre evrimleştiği için, ışık ya da elektromanyetik alan, vücuda GÜNDÜZ olduğu bilgisini aktarmış olur. Bu da kortizol gibi stres hormonlarını tetikler.

Sadece o da değil, floresan ların ışık dalga boyu da değişmek zorunda. Bunlara akşam maruz kalmak, gündüz bilgisini vücuda vereceği için erken saatlerde geceye hazırlanması gereken bünyeyi gündüz şartlarında kalmaya zorlar. Bize en uygun ışık kaynağı ateş mum gibi akşam güneşin kırmızıya kaydığı dalga boyu. Yani mağara şartları. Yani fabrika ayarlarımız.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
11k
Mehmet Türk
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Hayvanların hiçbiri dişlerini fırçalamıyr ancak bizim gibi diş sorunları onlarda bizdeki kadar yaygın değil. İnsan türünün dişleri neden kolay çürüyor
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Diş sorunu yaşayan birçok hayvan türü olmakla birlikte Amerika Yukon'da yaşayan bir mus türünün diş temizliğini gerçekleştirememesinden belli bir yaşa geldikten sonra dişlerinin döküldüğü, bundan dolayı besin alamayıp öldüğü bir gerçek mesela.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Seruvencisiyim .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Mukus özellikle hastalıklarda önemli bir role sahiptir, bakterileri yakalayarak onları dışarı atmaya yardımcı olur. İçerisinde mukus olmayan bir vücudu, yağı olmayan bir motora benzetebilirsiniz; sindirim sistemini ve solunum sistemini bir nevi yağlayarak midenin keni kendini sindirmesini önler, bakterilerin dişlere zarar vermesini önler ve yiyeceklerin daha rahat çiğnenmesini sağlar. Ayrıca, mukus burun deliklerini nemli tutar; eğer mikroplar burun deliklerinden girerse, mikropları yakalayarak vücudun içine geçmesini engeller.

Vücuttaki mukus hücreleri 24 saatlik periyot içerisinde 1 ila 1.5 litre mukus üretirler. Bu hücreler, mukus zarı içerisinde bulunurlar. Mukus, mukus zarının bulunduğu akciğerler, burun ve sindirim sisteminden salgılanır.

Mukus birçok bileşenin kombinasyonundan oluşur, fakat mukusun ana bileşenleri su ve musin olarak bilinen proteindir. Musinler oldukça kompleks yapıda proteinlerdir. Bu proteinler, 400 farklı şekerle ya da diğer protein zincirleriyle değiştirilerek vücuda zarar verecek bakteri ve mikropları öldürmekte ve uzaklaştırmakta kullanılabilecek sonsuz çeşitlilikte madde üretilebilir.

Ayrıca, epitel hücreleri ve lökositler de mukusun önemli bileşenlerindendir. Epitel hücreleri vücudun ana boşluklarında ve organlarında bulunur (mide, böbrekler, ince bağırsak).  Beyaz kan hücreleri olarak da bilinen lökositler de, vücut savunmasının en önünde bulunan savaşçıları olarak vücut savunmasına yardımcı olurlar. Lökosit hücreleri enfeksiyon ve hastalıklara karşı koruma sağlarlar ve ayrıca alerjenlere ya da hücresel hasara reaksiyon verirlerken sayıca artarlar.

Mukusun içerisinde bir araya getirilmiş bütün bu bileşenler sayesinde vücut tıpkı iyi yağlanmış bir makine gibi çalışır. Belki de artık mukus ‘’sümük’’ ile karşılaştığınızda ondan hemen iğrenmek yerine, insan vücudunun kahraman savaşçısı gibi davranabilirsiniz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Bilim Fili
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Taharet: Su veya peçete ile penis, vajina ve anüsü temizlemek. (Özellikle konuyla alakalı bilimsel bulguları merak ediyorum.)
Puan Ver
2
Puan Ver
290
Taha Aydın
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsan eti yemek vücudumuza yarar veya zarar sağlar mı?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Uygun bakım ve hazırlık olmadan, Hepatit ya da Ebola gibi kanla bulaşan hastalıkları taşıyan kurbanların risklerini de alırsınız. Ecoli ya da diğer bağırsak bakterilerinden ölenlerden enfeksiyon riskini de taşırsınız.

Peki besin değeri?

Uyluğunuz yaklaşık 10.000 kalori, kalbiniz 700, ve tüm vücudunuz yaklaşık 81.000 kaloridir. Ancak bu kalorilerin yarısı yağlı ya da yağ dokudur bu nedenle diyet beslenme için en iyi seçenek değildir. Ayrıca anektodsal hesaba göre tadımız domuz ve buzağı arasında tanımlanıyor.

Hala Prion adı erilen büyük bir sorun var. Tam olarak anlaşılmasa da Prionlar normal proteinlerin şekli değişip özelliklerini kaybederek bulaşıcı hale gelirler. Bu biçimsiz proteinler diğer sağlıklı proteinlere etki eder ve onları değiştirerek zincirleme reaksiyon yaratarak hastalığa neden olurlar. Özellikle, Prion rahatsızlığı beyinde delikler açarak ona süngerimsi görünüme neden olarak sonunda ölüme neden olur. Fakat DNA or RNA içeren virüs, bakteri, mantar ya da bulaşıcı parazitlerin aksine Prionlar ısı ya da radyasyonlar ile ölmez.

Bu inanılmaz bulaşıcılar, organ ve kas içeren herhangi bir sinir sisteminde bulunabilir. Fakat beyinde ve omurilik sinir dokularında en yaygındır. Bunun anlamı Prion içeren bir et tüketirseniz, enfeksiyon kapma riskiniz yüksektir.

Beyin yemek bunun riskini daha da artırır. 1950'lerde araştırmacılar Papua Yeni Ginedeki Foray kabilesinin çeşitli üyelerinin, "Kuru" ya da "Gülme Hastalığı" adını verdikleri rahatsızlıktan muzdarip olduklarını buldular. "Kuru" hastalığının cenaze ritüelleriyle ilgili olduğunu buldular.

Foray insanları, sevdikleri insanların ölümden sonra yemenin böcekler ve solucanlar tarafından yenmesinden daha iyi olduğuna inanıyorlardı.

Bu ritüelin durduğu düşünülse de, Prion hastalığının kuluçka süresi 50 yıla kadar sürebilir bu da yeni vakaların hala görülebileceği anlamına gelir. İnsan eti yemek her zaman kötü olmasa da Prionlar yoksa bile, buna değmeyecek kadar yüksek bir risk taşırsınız.

Kuru hastalığının belirtilerini biraz daha açmak istiyorum. Belirtiler ortaya çıktıktan sonra, hem fizyolojik hem de nörolojiktirler ve genellikle üç faza ayrılırlar:

1) Ayakta durulabilen/gezilebilen evre:

Baş ağrısı

Eklem ağrısı

Sallanma

Denge kaybı

Konuşmanın bozulması

Azalan kas kontrolü

2) Yerleşik evre

Yürümekten acizlik

Kas koordinasyon kaybı

Şiddetli titreme

Duygusal dengesizlik - kontrol edilemeyen kahkahaların patlamasıyla depresyon.

3) Son evre

Desteklenmeden oturamama

Neredeyse kas koordinasyonu yok

Konuşamama

İdrarını tutamama

Yutma zorluğu

Çevreye duyarsızlık

Doku ölümü.

Genellikle hasta semptomların başlamasından itibaren 3 ay ile 2 yıl arasında ölecektir. Ölüm genellikle zatürree veya enfekte basınç yaraları nedeniyle oluşur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Doğal ortamında yaşayan inek sığır vs hayvan sadece ot yiyerek nasıl şişman olabilir.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Onların bağırsaklarında selülozu sindirebilecek bakteriler bulunuyor. Bitkilerde bulunan selülozu bir besin değeri olarak kullanabiliyorlar. Ayrıca ticari amaçlar yüzünden onların hareketlerini kısıtlıyor hatta genetiklerini değiştiriyoruz. Yani daha ağır olmaları için elimizden geleni yapıyoruz.

Ben gdo’ya karşı olanlardan değilim.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. İnek
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
100
Emre Yurddas
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Mide suyu, sindirim enzimleri, hidroklorik asit ve besinleri emmek için önemli olan diğer maddelerden oluşur - günde yaklaşık 3-4 litre mide suyu üretilir. Mide suyundaki hidroklorik asit, yiyeceği parçalar ve sindirim enzimleri proteinleri böler. Asitli mide suyu da bakterileri öldürür. Mukus, mide duvarını koruyucu bir kaplama ile kaplar. Bikarbonat ile birlikte bu, mide duvarının kendisinin hidroklorik asit tarafından zarar görmemesini sağlar.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2 Türkçe açıklama için bakabilirsiniz. Buna benzer bir yazı.
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
1,909
Jimmy Braddock
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örnek olarak tırnak kenarları.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Bahsettiğiniz süreç immünolojide "inflamasyon" diye geçer. Bu sürecin 4 ana belirtisini, 1. yy'da Celsus isimli Romalı hekim öne sürmüştür. Bunlar sıcaklık (calor), ağrı (dolor), kızarıklık (rubor) ve şişme (tumor). Günümüzde ise bunların mekanizmalarını açıklayabilecek bilgi birikimine sahip olduk.

Bakteriler ile enfekte olmuş dokulara, o bölgedeki bağışıklık sistemi hücreleri tarafından antijen sunumu gerçekleşir. Kompleman dediğimiz hümoral bağışıklık sistemi aktive olur. Hem bağışıklık sistemi hücrelerinden, hem de bölgedeki dokuların bazılarından çeşitli sinyal molekülleri olan sitokin ve kemokinler salınır. Histamin gibi damar geçirgenliği artıran ajanlar sayesinde damar geçirgenliği artar. Çünkü damardan söz konusu bölgeye daha donanımlı bağışıklık sistemi hücreleri göç edecektir. Damardan dokulara hücreler sızarken, aynı şekilde sıvı geçirgenliği de artar. Bu da şişkinlik ve kızarıklık görünümü verir. IL-1 gibi sıcaklığı artıran sitokinler de salınınca, inflamasyon daha belirginleşir. Bu süreçler sırasında bölgedeki sinir uçları uyarıldığı için normalden daha çok ağrı hissederiz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Burak Gedik #Tsk
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Karakter kısıtlamasından ötürü kısa kesmem gerekiyor sanırım. 27 yaşındayım programlama öğrenmeye çalışırken inanılmaz başım ağrıyor. Sebebi nedir?
Puan Ver
1
Puan Ver
473
Ahmet Can
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Merhabalar Laktik asit kanda bulunursa mı yorgunluk yapar yoksa kaslarda oksijensiz solunumda üretildiğinde sinir uçlarını uyarıp mı yorgunluk yapar?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver
Halil Gün , Üniversite Öğrencisi

Güzel bir soru,

Uzun yola çıkılacağı zaman ya da dikkat gerektiren işler yapılacağı zaman kişinin ayran içmemesi önemle tavsiye edilir. Bu tavsiye doğru olmakla birlikte, bilimsel bir yönü de vardır. Bildiğiniz gibi ayranın ana maddesi yoğurttur. Yoğurt sütten elde edilir. Sütten yoğurt elde etmeyi sağlayan bakteriler vardır. Bu bakteriler metabolizma sonucu laktik asit meydana getirir. Bu nedenle laktik asit yoğurtta ve dolayısıyla ayranda oldukça fazla bulunur. Laktik asit vücutta sinirlerin gevşemesini sağlar ve insanda rahatlık hissi uyandırır. Ayrıca ayranın içindeki yoğurt bakterileri laktik aside neden olduğu gibi kanser başlangıcını önleme ve tümör hücrelerinin gelişimini geriletme gibi özelliklere de sahiptir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,909
Jimmy Braddock
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Altan Özerenler , Biyoteknoloji Öğrencisi

 Bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren kötü urlara denir. Yani Genel anlamda ise kanser vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıdır.

Meme kanseri, testis kanseri, kalınbağırsak ve rektum kanseri, akciğer kanseri, rahim ağzı kanseri, rahim iç zarı kanseri, idrar yolu kanseri, mesane kanseri, ağız kanseri, gırtlak kanseri, prostat kanseri ve cilt kanseri gibi türleri vardır. En sık görülenler meme, prostat, akciğer ve rahim ağzı kanseridir.

Tedavilerinde ise kan transfüzyonu tedavisi, cerrahi tedavi, radrasyon tedavisi, hedeflenmiş tedavi, immünoloji tedavi, hipertermi tedavi, kök hücre tedavisi ve fotodinamik tedavi gibi tedavi çeşitleri vardır.

İmmün artırıcı besinler ve antioksidanlar gibi alternatif yöntemlerde kanser tedavisi yöntemlerinin etkinliğini artırdığına inanılmaktadır. Alternatif tedavi yöntemleri kanser tedavisine yardımcı olabilir, ancak geleneksel tedavi yöntemlerinin yerini almamalıdır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
30
Sümeyya Araz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Halil Gün , Öğrenci Meraklı

Uykuda periyodik hareket bozukluğu (UPHB) olan hastalarda uyku sırasında ayak ve bacaklarda, bazen de kollarda, belli aralıklarla tekrarlayan hareketler meydana gelir. Hareketler ayak başparmağının, bilek, diz ve kalçanın aniden yukarı doğru bükülmesi şeklindedir. Bu hareketler hasta veya yakınları tarafından, tekmeleme veya sıçrama şeklinde tanımlanabilir. Gecenin ilk yarısında daha sık olur. Ancak huzursuz bacaklar sendromunun aksine, uyanıkken ve istirahat halinde olan bacaklarda rahatsızlık hissi ve sürekli hareket etme isteği yoktur.

Uykuda olan istemsiz hareketler uykuya dalma ve sürdürme güçlüğüne yol açabilir. Bazı hastalar ise uyanmasalar bile derin ve dinlendirici bir uyku uyuyamadıkları için ertesi gün yorgun uyanır veya gün içinde aşırı uykululuk hissederler. Uykusuzluk (insomni) çekenlerin yaklaşık %17’sinde ve gündüz aşırı uykululuğu olanların %11’inde ana neden UPHB’dur. Kronik yorgunluk, dikkat eksikliği, unutkanlık gibi yakınmalara neden olabilir.

UPHB her yaşta görülebilse de daha çok ileri yaşlarda görülür. Altmış beş yaşın üstündeki kişilerin yaklaşık yarısında UPHB olduğu tahmin edilmektedir. Kadınlarda daha sıktır. Kahve tüketimi, stres ve zihinsel bozukluklarla ilişkilidir.

Huzursuz bacak sendromu, obstrüktif uyku apne sendromu gibi diğer uyku bozukluklarına eşlik edebilir. Huzursuz bacaklar sendromu olan hastaların % 80’inde uykuda periyodik bacak hareketi olmaktadır. Obstrüktif uyku apne sendromu uygun şekilde tedavi edildiği halde gündüz aşırı uyku hali devam eden kişilerde UPHB yönünden araştırmalıdır. Ayrıca anemi, demir eksikliği, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği ve bazı depresyon ilaçları UPHB yapabilir.  

Bozukluğun tanısı için polisomnografi yapılarak uykuda belli aralıklarla tekrarlayan bacak hareketlerinin gösterilmesi gerekir. Tedavisinde kullanılan ilaçlar ile yakınmaların hafifletilmesi ve kesintisiz bir uyku sağlanması mümkündür.

Türk Toraks Derneği Uyku Bozuklukları Çalışma Grubu

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 197 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Evrim, Dünya'daki yaşamın en erken başlangıçlarından günümüze kadarki çeşitliliğini mümkün kılan değişim sürecidir. Evrim, biyolojinin temel prensibidir.”
Jane B. Reece (Campbell Biology)
Geri Bildirim Gönder