Tarih & Coğrafya

Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Lütfen İslâm tarihi ile ilgi bilginiz var ise açıklayınız.
Puan Ver
1
Puan Ver
355
Kafein Pierril
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İstanbul fethinde, İslam evliyalarının ve edilen duaların yardım ettiğini söyleyen Ak Şemseddin'i tersleyip; "Öyle bir şey yok. Şehri benim kılıcım aldı" demiş olabilmesinin gerçeklik payı nedir ? herhangi bir kaynakta geçiyor mu ? teşekkürler.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Merhaba, bu hikayeyi ilk defa duyuyorum. Ama şunu bilmemiz gerekiyor. Osmanlı kroniklerinde bu şekilde çok fazla hikaye var ve bu hikayeleri anlatan kroniklerin çoğu o hikayeden sonraki zamanlarda yazılmış oluyor. Osmanlı kroniklerinin çok güvenilir kaynaklar olmadığı malum. Bu hikayelerin yazılmasının asıl nedeni bir mesaj vermek. Bu hikayelerin gerçek olup olmadığı tartışmasının bence bir anlamı yok. Ancak yazıldığı dönem ile ilgili çok fazla bilgi içeriyor olabilirler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
mesela SARGASSO denizi diye bir deniz neden var resmen okyanusun bir kısmını çizip burası deniz demişler her rasgele alan deniz olabiliyor mu özellikle şu sargasso denizini çok merak ettim ayrıca internette hiçbir karaya kıyısı olmayan tek deniz yazıyordu bu yanlış bir ifade değil bermuda adası bu denizin içinde ? bir de SCOTİA denizi var
Puan Ver
1
Puan Ver
764
Ix Chel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela bir Sümer ve bir Aztek mitolojisinin birbirine benzer öğeler bulundurulmasının sebebi ne?
Puan Ver
0
Puan Ver
473
Ahmet Can
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Merhabalar Yunan tarihi hakkında kapsamlı bilgi veren kitaplar önerir misiniz?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Yunan tarihi hakkında çok fazla kitap okumasam da en azından okuduklarım arasından birkaç kitap önerebilirim

Eski Yunan Tarihi, Prof. Dr. Oğuz Tekin

Antik Yunan'ın Kültür Tarihi, Egon Friedell

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
15
Ali Can Saraç
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kaynaklar,kitaplar var fakat ben o yazıların doğruluk payını nasıl bilebilirim? Bilimde ki gibi kanıtlanmış tarih verilerine nasıl doğru şekildeulaşrm
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Soru tarih ile ilgilenenler açısından genel bilgi ile cevaplandırılabilecek bir soru. Ancak kaynağı şart koştuğunuz için ufak bir İnternet taramasıyla karşıma çıkan bir makaleyi de incelemenize sunuyorum. Özetleyecek olursak tarihi kaynaklar, kaynaklık ettiği döneme ilişkin olup olmamasına göre birinci el ve ikinci el kaynaklar olarak ikiye ayrılıyor. Birinci el kaynaklara ana kaynak da deniliyor. İkinci el kaynaklar ise kaynaklık ettiği döneme ilişkin olmayıp yazarının ana kaynaklardan yararlanarak meydana getirdiği kaynaklardan oluşuyor. Tahmin edileceği üzere birinci el kaynaklar daha güvenilir. Zira birinci el en nihayetinde sadece tarihi bir olaya bizzat tanıklık eden kişilerin tanıklığını içerirken ikinci el kaynaklarda yazarın araştırması da devreye giriyor. Bu noktada ikinci el kaynağın sahibinin de yanılma payını düşünmek gerekiyor. Kaynakların güvenilirliğine ilişkin yazılı veya sözlü olup olmamasına göre de tasnif mümkün.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

İlgili yıllarda Ankara küçük bir kasabaydı.

Türklerin çoğunlukla yaşadığı Anakarada en önemli azınlıklar Ermenilerdi ,ve genellikle yörenin zenginleri bu ırka mensuptu (Çankaya Köşkünü kompleksinin temelini oluşturan arazi ve ahşap konak zengin bir Ermeniden satın alınmıştır)

Karasal iklim kuşağında bulunan Anakarada küçükbaş hayvancılık ilgili dönemlerde fazlasıyla yaygındı.Sütve et için küçük baş hayvan yetiştirildiğinin yanı sıra dünyaca ünlü Ankara Tavşanı ve Ankara Keçisinin yünü gerek hammadde olarak gerek el tezgahlarında dokunmuş kilimler şeklinde veya küçük atölyelerde eğrilmiş yün yumakları (yarı mamul) olarak pazarlanıyordu.

Osmanlı İmparatorluğu asla sanayileşemediği için bir tekstil sanayisi ise yoktu.

Başlıca tarım ürünleri tipik Karasal iklim mahsulleri olan Buğday,arpa ve çavdar dı.

Anadolunun ortasında bulunan Anakaranın demiryollarının merkezî kılması , ilgili yıllarda Ankaraya ulaşımı kolay kılmıştır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Nergiz Ak
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Günümüzde bu yapinin yerinde başka bir eser var ayrıca eskiden ülkesinden kaçan bazı önemli insanlar burada toplanmıştır acaba bu yerin adı nedir?
Puan Ver
0
Puan Ver
35
Omer Ekinci
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Özelliklerinden biri savunmada daha güçlü olmaları olabilir

Haçlıların büyük bölümü kuzeyden sefere çıkmış insanlar. Kuzey insanları soğuktan korunabilmek için ateşi daha iyi kullanabilmeyi öğrendiler. Ayrıca Avrupanın demir kaynakları çok yüksekti.

Bu etkenler, demir gibi madenleri ateş ile eriterek ve bükerek zırh teknolojisinde öne geçmelerini sağlamış olabilir. Zırh da savaşta bir savunma aracıdır

Ayrıca soğuktan korunmak için gerekli olan mimari beceriler konusunda da gelişmiş olacaklar ki savunma konusunda büyük önemi olan sağlam kale duvarları hep kuzeyliler yani dolayısıyla Haçlıların elindedir

Bu yazım herhangi bir kaynağa bağlı olmayan kişisel görüşlerdir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
21k
Ufuk Derin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Ya "gelişime" ihtiyaç duymadılar ya da ihtiyaç duydukları gelişimi somut olarak gerçekleştirebilecek imkanlara sahip değildiler. Daha kısa ve öz olarak ifade etmek gerekirse "istemediler" veya isteseler de "yapamadılar". Biz tarih boyunca yaptık da onlar benzer imkanlara sahipken neden yapamadılar sorusu "istemedikleri" ihtimalini kuvvetlendiriyor. İstememelerinin altında yatan sebep de kültürleri. Peki, kültürleri ne ki, bizimki gibi bir "gelişimi" istemedi? Bu soruya kesin bir cevap vermek güç. Ancak kanaatim daha az zamanda daha çok kazanç isteğinin tavır alışlarında bulunmaması. Zorunlu ihtiyaçları bugüne karşılandığı için ya böyle bir isteği bugüne kadar gün yüzüne çıkaran olmadı ya da çıkarmak anti-sosyal bir eylem olarak değerlendirildi. Birinci ihtimalin ikincisine göre daha zayıf olduğunu düşünüyorum. Zira insanın tabiatında kültür aksini emretmediği sürece daha az zamanda daha çok kazanç sağlama isteği vardır. Böyle bir isteğin kendiliğinden ortaya çıkmamış olması çok zor. Yine de mevcut ihtiyaçlarının onlara göre az bir emekle zaten karşılanıyor olması böyle bir isteğin doğmasını da engellemiş olabilir. Bu tip ilkel kabilelerin nispeten sıcak bölgelerde bulunuyor olması da bu ihtimali güçlendiriyor. Zira yüksek sıcaklık mevcut ihtiyaçların zaten göreli az bir emekle karşılandığı toplumlarda gevşemeyi, daha çok kazanca erişme isteğini azaltmayı, beraberinde getirir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
21k
Ufuk Derin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Emre Adıyaman , Sosyoloji Meraklısı

Kadın-egemen toplumlar tarihte çok büyük bir yere sahip değil. İnsanlık tarihi boyunca toplumların hemen hepsi erkek-egemen. Dolayısıyla kadın-egemen toplumlardan erkek-egemen toplumlara geçiş olmadı. Bu durumun asli sebebinin ise gebelik olduğunu düşünüyorum. Zira erkekler gebe kalmadıkları için özellikle teknolojinin gelişmediği, doğal dezavantajların çok olduğu dönemlerde, üretim sürecine katılmaya daha elverişli idi. İş gücüne ihtiyacın göreli az olduğu göçebe toplumlarda dahi kadınlar toplayıcılık gibi daha az emek gerektiren işlere yönlendiriliyordu. İş gücüne ihtiyacın göreli arttığı tarım toplumlarında ise gebelik süresi arttığından kadının üretime katılması azaldı ve buna bağlı olarak erkek-egemenlik daha belirgin hale geldi. Bugün dahi sanayileşmemiş (yani iş gücüne yüksek oranda muhtaç) yerleşik toplumlarda erkek egemenliğini sanayileşmiş toplumlara nazaran daha belirgin bir biçimde görmek mümkün. Sanayileşmiş toplumlarda ise üretim sürecine makinelerin daha ağırlıklı olarak girmesi, seri üretimin gelişmesi, iş gücüne ihtiyacı düşürdü ve kadınların gebelik süresi kısaldı. Bu da feminist hareketlerin gün geçtikçe etkisini arttırmasını sağladı. Feminist hareketlerde gebelik olgusuyla ilgili olarak "doğum kontrolü" ve "kürtaj" meselelerinin de gündeme taşınması dikkat çekici. Gebeliğin toplumsal konumlarına etki ettiğine ilişkin tespitin adını koymamış olsalar dahi kadınlar da bunun farkında ve bilinçleri günden güne artıyor. Buna karşıt, muhafazakarlar da daha az doğum kontrolüne, daha çok kürtaja karşı çıkıyor. Ancak üretim sürecinde makineleşme arttıkça kadın haklarının daha da gelişeceğine ve özellikle seri üretimden otomasyona geçilmesi durumunda cinsiyetlerin birbirine tahakkümü için maddi sebeplerin de tamamen ortadan kalkacağına inanıyorum.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
7k
Atahan Sır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tıp bilimi için tarihteki önemli dönüm noktaları hangilleridir
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Wilhelm Röntgen 1895 yılında X-ışınlarının (X-Ray) kemik doku görüntülenmesinde kullanılabileceğini keşfederek, bugün çok yaygın şekilde kullanılan X-Ray ("Röntgen film") görüntüleme yöntemini icat etmiştir. Bu yönteminin patentini almayarak ise bu konudaki başka araştırmalara engel olmamış ve radyoloji bilim dalının da dolaylı mucitlerinden biri olmuştur.

X-Ray ile tıbbi amaçlı görüntülemenin mümkün olduğunun keşfedilmesi bu alandaki çalışmalara ilham olmuş ve yine günümüzde çok yaygın olan CT (PET-SPECT) ("tomografi") ve MRI ("emar") gibi diğer tıbbi görüntüleme tekniklerinin de geliştirilmesinin önünü açmıştır.

Tüm yöntemleri ile tıbbi görüntüleme bugün tıbbın vazgeçilmez bir parçasıdır; basit kemik kırıklardan beyin tümörlerine kadar geniş bir yelpazede tıbbi müdahale uygulanmasına olanak vermektedir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Wikipedia - Wilhelm Röntgen Wilhelm Röntgen'in İngilizce Wikipedia sayfası. Bahsettiğim görüntüleme tekniklerine linkler mevcut.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
260
Ayşe Bal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ataerkil bir toplumda yaşıyoruz. ve bu yüzyıllardır böyle ancak kızlık zarının mikropların oraya girmesini önlüyor olmasıyla var olmasına rağmen neden bu kadar önemli kılınmış? neden buna ''namus'' kavramı eklenmiş.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Aslında bu durumun birçok sebebi vardır fakat en önemli sebebi bekareti bozulmuş kadının kaç kişiyle ve kaç kez ilişkiye girmiş olmasının bilinmemezliğinden kaynaklanan güvensizliktir . Yani bakire bir kadınla evlenmek insanlarda güven duygusunun oluşmasına sebep olurken kuşku doğuran bekaret bozulması ahlaksızlık olarak nitelendirilmektedir ve bu gayet tabii bir psikolojik güdüdür . Özetleyecek olursak ilk kez namus kavramının hymen ( kızlık zarı ) ile ilişkilendirilmesi psikolojik bir rahatlamanın garantilenmesi hususunda önem arz etmiş olup bütünlüğün bozulması namussuzluk yönünde bir şüphenin doğmasına sebep olmuştur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. evrim ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bilime bakış açısının dinlerle alakası var mı sizce yoksa insan olmanın bir yan ürünü mü...
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Dinler, bilimin açıklayamadığı olaylara açıklama üreten ve böylece bireylerin ve toplumların psikolojisini ayakta tutan bir olgudur. Bu düşünceden hareketle bilimin açıklayabildikleri arttıkça dine ihtiyaç azalır diyebiliriz. Kültürel bir olgu olarak dinler oluşumları sırasında, bilimle aralarındaki bu görev paylaşımının bilincinde olarak, bilimi teşvik edici öğeler barındırırlar. Ancak herhangi bir din yeterince yayılıp politik ve ekonomik hayata etki edebilir hale geldiğinde ruhban sınıfı oluşmaya başlar. Bu sınıf dini serbest dolaşımda bir söylenceler toplamı olmaktan çıkarıp değişime kapalı ve keskin hatlarla çizilmiş bir kurallar silsilesi haline getirmeye çalışır. Bu haliyle dinler ve ruhban sınıfı bilimle çıkarları kafa kafaya zıt birer sosyal olgu haline gelirler.

Bahsettiğimiz kırılma noktaları Hristiyanlık için Roma İmparatorluğu, İslamiyet için ise Osmanlı ve Safevi Devletlerince resmi din olarak kabul edilmeleridir. Bu iki süreç arasındaki yaklaşık sekiz yüzyıl, ruhban sınıflarının oluşma, güçlenme ve nihayetinde yıkılma olayları arasında da zaman farkı oluşturmuştur. Yani kilisenin hegemonyasındaki Hristiyan dünyası bilimin karanlık çağını yaşarken henüz ruhban sınıfı oluşmamış İslam dünyası bilimle barışık bir modernleşme sürecindeydi. Hristiyan toplumlar uzun mücadeler sonucu kilisenin etkinliğini kırmayı başardığında ise Müslüman toplumlardaki ruhban sınıfları en güçlü dönemlerini yaşıyordu.

Konuyla ilgili daha fazla okuma için "clericalism" araması yapabilirsiniz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kendimi bildim bileli pek çok şeyden şüphe etmişimdir. Konu inançlar olunca olay daha da karışık bir hal alıyor. Hristiyanlık, İsa'nın dirilişi iddiasıyla diğer bütün inançlardan ayrıldığını söylüyor. Bense farklı kanıt iddialarından dolayı gerçek nedir karar veremiyorum. Bu konuda doğru bir sonuca nasıl ulaşılır?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Zeitgeist ( zamanın ruhu) belgeselinin ilk kısmını izlemeni tavsiye ederim. Bu belgeselde İsa'dan önce dinler üzerine nasıl bir inanç sergilendiği gözler önüne seriliyor ve burada sorularının cevaplarını rahatça bulabileceğine inanıyorum.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Zeitgeist
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Boss Virus , Lise Öğrencisi

Cevher Dudayeve ait ünlü bir sözdür. Çeçenistanın bağımsızlığnda çok büyük rol oynayan asker ve pilottur. Ve Çecenistanın cumhurbaşakanıdır.

2 Nisan 1996 da bir füze saldırısı sonucunda hayatını kaybetti..

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. sözkimin
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
110
Beyhan Kaya
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sürekli duyduğum coğrafya kaderdir sözü tam olarak neyi anlatıyor?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Sorunun cevabı, koşula bağlı olarak değişken. Nasıl?

Coğrafya demek, kişinin içinde bulunduğu şartlara göre uyumlanarak yetişmesi, kültür gelenek düşünce yapısını oluşturması anlamına da gelmekte. Bu açılardan, beynin gelişiminde ilk yılların önemini düşünürsek, coğrafyanın nasıl bir kader izleği çizdiğini anlamak zor olmaz.

Ancak, bunun geçerliliği, bireye göre değişir. Neden..

Her birey içinde bulunduğu inanç-düşünce yapısını detaylı bir şekilde analiz etmek, farklı bakış açılarıyla derinleştirmeye çalışmak zorunda. Farklı inanış biçimleri eşzamanlı olarak yaşanabiliyorsa, hepsinin aynı anda aynı nitelikte ve doğrulukta olmaları mümkün olamayacağı için, etrafından aldığı düşünce yapısının mutlak doğru olduğunu asla iddia edemez. İşte bir çok insan psikolojik nedenlerle çevresine benzeyerek kabul görmeyi öncüller ve farklı inanış düşünce yapılarını dışlamayı seçer. Bunun dışına çıkabilen, kendini geliştirmeyi merkeze koyabilenler de, farklı bakış açılarını da ele alıp değerlendirmeyi seçebilir. Bu açıdan, kendisine yazılmış olan kader olan coğrafyayı aşabilir.

Yani coğrafya kaderdir, ancak onu yazacak olan bireydir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. http://hertaraf.com/koseyazisi-doc-dr-mehmet-saglam-cografya-kader-midir-505 http://hertaraf.com/koseyazisi-doc-dr-mehmet-saglam-cografya-kader-midir-505
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Musa Sarı
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Malazgirt Savaşı= 26 Ağustos 1071

Miryokefelan Savaşı= 17 Eylül 1176

Malazgirt savaşı 105 yıl önce yaşanmıştır. Ancak her iki savaşta Anadoluda ki Türk nüfusu adına iyi gelişmelerdir. Malazgirt muharebesi Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen muharebedir. Malazgirt savaşı sayesinde Anadolu un kapıları ilk defa Türklere açıldı. Yani 948 yıl boyunca yaşadığımız bu coğrafya ya yerleşmiş olduk. Miryokefelan Savaşı ise Miryokefalon Savaşı, özellikle Anadolu’nun Türkleşmesi açısından çok önemli bir dönüm noktası teşkil eder. Bu savaşının sonuçları şunlardır:

- Malazgirt yenilgisinden beri Anadolu’yu geri alabileceklerini ümit eden Bizanslılar’ın bu ümitleri Miryokefalon’da uğradıkları hezimetle tamamen yok olmuş, bu tarihten itibaren Türk akınları devam ederken Bizans elindeki toprakları koruyabilmek için savunmaya çekilmiştir.

-Ege sahil şeridi dışında Anadolu’da hâkimiyet Türkler’in eline geçmiştir.

-Bu zaferle Haçlı seferlerinin doğurduğu olumsuz sonuçlar da ortadan kaldırılmıştır.

-Sultan Kılıcarslan, başta halife olmak üzere komşu hükümdarlara zafernâmeler göndermiş, onun zaferi İslâm ülkelerinde bayram sevinciyle kutlanmıştır.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak Miryokefelan Savaşı ile ilgili bilgileri buradan bulabilirsin
  2. 2. Kaynak Malazgirt Savaşı ile ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
488
Evren Çayırlı
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Güney yarım kürede bulunan Peru'nun güney büyük okyanusa kıyısının olması ve Türkmenistan'ın Hazar Denizi'ne kıyısı olması ve de don volga kanalı sayesinde Hazar denizi ve karadeniz'in bağlantısının olması sebebiyle 1952 den beri gidilebilmek mümkün.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Dini kitapların hiçbirinde Dinazorlar dan bahsedilmektedir. Ancak Dinazorlar dan bahsedilmemesinin nedeni hakkında yorumlar insandan insana değişir. Ben Yaratıcıya inanan birisi olarak bunu Dini kitapların biyoloji kitapları olmamasına bağlıyorum. Dini kitapların hepsi insanlara indirildi. Bu yüzden insanlara nasıl var olduğunu anlatmaları lazım. Zaten dini kitaplarda adı geçmeyen birçok hayvan vardır yani bu sadece Dinazorlar ilgili birşey değil.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
35
Nihat Bıyık
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

İkinci sorudan başlayayım;

Tokyo yakınlarında "Shimizu Mega-City Pyramid" isimli piramidin inşaatına başlandı ancak tamamlanması 50 yıldan daha fazla süreceği söyleniyor. Bittiğinde ise mısırdaki piramitten 12 kat daha büyük olacak ve içinde 1 milyon kişi yaşayabileceği tahmin ediliyor şimdiden. Yani, evet bu gayet mümkün.

İlk sorunla ilgili ise;

Günümüze kadar o kadar çok medeniyet yaşamış ve yok olmuş ki hala daha keşfedilmeyen binlercesi olduğu söyleniyor. Ancak bizden daha medeni bir insanlık dönemine ait hiçbir bulguya rastlanmamış olduğu için şu an kesin bir şey söyleyemeyiz. Kendi düşüncem, belki bizimkine yakın bir medeniyet olmuştur ama bizden daha ilerisi olmamıştır, en azından Dünya' da.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Ayşe Balkaya
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Gunumuz misirbilimcilerinin tahminlerine gore, bu piramidi yapabilmek icin 20.000 ve 25.000 arasi insan gucune ihtiyac olsa da, yapilan hesaplamalara gore, bu piramidi insa edecek yetenek ve bilgiye sahip 6.700 usta ve zanaatkar, bu piramidi insa etmek icin yeterlidir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Cheops-Pyramide.ch
Devamını Göster

Toplam 36 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Delilik, aynı hataları tekrar edip farklı sonuçlar beklemektir.”
Narcotics Anonymous
Geri Bildirim Gönder