Sinirbilim & Nörobiyoloji

Puan Ver
0
Puan Ver
25
İsmail A.
Teşekkür
Hatırla
Takip
Merhabalar. İnsan gözü soldan sağa mı, sağdan sola mı okumaya daha elverişli?
Puan Ver
0
Puan Ver
64K
Ersals Krononot
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Yıllardır kafamı kurcalayan ve sinir sistemimizin evrimine dair yaptığım araştırmalar sırasında sıklıkla karşıma çıkan "karar verme mekanizmamızın nasıl çalıştığı" sorusuyla ilgili bu konuda söyleyebileceğim yegane şey:

Evet, bilincimiz karar verendir.

Fakat bu hangi bilinçtir sorusunu da sormadan edemiyorum. Neden derseniz, sinir sistemimizin evrimsel olarak üç kısımdan oluştuğu ileri sürülüyor.

Üçlü Beyin Modeli

Bu modele göre sorunuzu şöyle detaylar katabiliriz; refleksif bir tepki gerektiren, ani karar vermemiz gerektiren bir durumda hangi bilinç kararı vermektedir sorusunun cevabı sürüngen (reptilian) beynimizdir diyebiliriz.

"Aşık olduğum karşı cins ile etkileşime geçmeli miyim?" gibi ya da bir tartışma sırasında sinirimizi bozan kişiye vereceğimiz tepkiye karar vermek gibi duygusal yoğunluklu ve daha kısa süreli karar verilmesi gereken anlarda da hayvansal (limbic) beynimiz kararı veriyor diyebiliriz.

Gelecek planları yaparken ya da geçmiş bir olayı değerlendirirken de beynimizin en gelişmiş, en evrimleşmiş kısmı olan korteks tabakası ile uzun uzadıya, gecelerce ve günlerce düşünerek karar veriyoruz ya da karar verdiğimizi zannediyoruz diye düşünüyorum.

İşin ilginç tarafı karar verme mekanizmamız ve bilincimiz hakkında hala çalışmalar yapılmaktadır. Korteks beynimizin hangi kısmı ilk kararı veriyor sorusuna da aşağıdaki makalelerde cevap aranıyor.

Nasıl karar veriyoruz?

Beynimiz daha biz bilmeden kararını veriyor

Bilişsel kontrol ve karar vermede bilincin rolü

Hangi sürede karar verecek olursak olalım, karar verme konusundaki isabetlilik ve eminlik oranlarının daha yüksek olması için ya karar verilecek durumlar konusunda daha önceki iyi ya da kötü tecrübelerin çokluğu ya da hiç tecrübe olmasa bile olası durumları korteksimiz ile kurgulayıp üzerine düşünmelerimizin çokluğu durumu olması gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
15
İsmail Yılmaz
Teşekkür
Hatırla
Takip
Örneğin elma hakkında düşünsem ve düşüncemi almak istesem neyi almam gerekir? beynimdeki bir hücre mi? yoksa bir sıvı mı? kimyasal mı? yoksa bir elektrik parçası mı? yani beynimizdeki neye biz düşünce diyoruz? bunu çıkarıp işte bu benim elma hakkındaki düşüncem diyebilir miyiz? bu mümkün olur mu?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Beynin dış uyaranlarla olan iletişimini, nöron ağları vasıtası ile sağlar. Dış uyaranlara karşılık, sinir hücrelerinin birbiriyle oluşturduğu sinir ağları bulunur. Bir olgunun fiziksel ya da hayali olması beyin için farketmez, eşit düzeyde gerçektir, çünkü aynı olgu için tek bir sinir ağı bulunur. Hatta ünlü simaların doğrudan karşılığı olan sinir hücrelerinden bahsedilmekte son zamanlarda. Yani elmayı düşündüğümüzde, beynimizin elma ya karşılık gelen sinir ağı ateşlenmektedir. Elmayı gördüğümüzde de aynı sinir ağı ateşlenmektedir. fMRI - fonksiyonel MR cihazları, beyin fonksiyon halindeyken görüntüleme yapar. Bu sayede, hangi duygudurum-düşünce anında hangi ağların uyarıldığını ölçebiliyoruz. Kişiye sevgilisinin fotoğrafı gösterilerek, meditasyon yapanların görüntülemeleri uzun süre araştırma konusu oldu.

Canlılığın başından beri, dış uyaranlara karşı uyum sağlama ve tehlikelerden korunmayı, tanıma, analiz, kaçınmayı, her uyarana karşılık gelen ağ yapılanması, ve bu ağların, uyarana özel tepki üretmesi yoluyla gittikçe kompleksleşme süreci izler. Homosapiens, uyaranları derinlemesine işler, analiz eder ve elde ettiği sonuçlar yaşamda kalmak için hatta anlamla yüzleşmek, kavramsal çıkarımlarda bulunmak için yoğun sinir ağları geliştirmiştir. Nöronal aktivite, beynin dış uyaranlarla etkileşimi düşünce denilen, nöronlar arası etkileşimin kompleksliğinin bir üst sonucu olarak görülmekte. Sinir hücreleri sadece uyaranla etkileşime girerken, ortalama 80 milyar hücrenin her birinin, ortalama 10bin diğer sinir hücresiyle doğrudan bağlantısının olması, düşünce denen bir üst fenomeni doğurmakta olduğu düşünülüyor.

Bu açıdan baktığımızda fiziksel bir yanı çok temel. Ancak, düşünmenin uyarana bağımlı olmadığı ve doğrudan tarafımızdan yönlendirebildiğini göz önünde bulundurduğumuzda, bilinç gibi açıklayamadığımız başka bir üst sonuçtan da bahsetmek zorunda kalıyoruz.

Düşüncenin teknik analizi belli oranda sınırlı olarak mümkün olsa da, doğrudan alakalı bilinç gibi konulara geldiğimizde şimdilik detaylı açıklamalar yapmak kolay değil.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Durmuş Ali Arısüt
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Yani bir şeyi unuttuğumuzu hatırlarız ama unuttuğumuz şeyi hatırlayamayız ya da daha geç hatırlarız ya bunun sebebi nedir ?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Deniz Gücenmez
Teşekkür
Hatırla
Takip
Anılarımızın beyinde depolandığını ve nörodejeneratif bir rahatsızlık veya buna benzer durumlar olmadıkça hatıralarımızın kolaylıkla hatırladığını biliyoruz ve yaşıyoruz. Peki ama bu anılar hafızaya hangi moleküller ile kaydedilir veya yıllar sonra bir koku duyduğumuzda "sanki 20 yıl öncesine gittim" gibi cümleler ifade ettiğimizde hangi moleküller iş görür? En azından protein olmayacağını çünkü onların bağ kurup çökme gibi davranışlar sergileyeceğini biliyorum. Yardımcı olursanız sevinirim :)
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla
Takip
Beynimiz o anda telefona odaklandığı için, doğru yolu nasıl buluyor?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

bir işle ilgilenirken, başka bir işi de kolaylıkla yapabiliyor oluşumuz sinapslarla ilgilidir. beynimiz bir işi yaparken, kendi içerisinde sinaps dediğimiz nöronlar arasındaki bağı sağlayan yollarda köprüler kurar. bir işi ne kadar çok tekrar edersek, o köprüler de o derece sağlamlaşır ve belleğe kaydedilir. bellekten tekrar çağrıldığında yani sizin yolda eve varma hedefinizi çağırdığınızda alışılmış bellek kolaylıkla geri gelir. siz telefonunuzla ilgilenirken, öğrenilmiş bellek sizi evinize geri götürür. aynı bakmadan klavye kullanmak gibi.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
20
Van Waals
Teşekkür
Hatırla
Takip
Sinir sisteminin, özellikle de duyuların ve organlarının evrimi üzerine kitap önerir misiniz?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhaba Beyinin Evrimi Konusunda Bulabildiğim dişe dokunur Türkçe kitaplardan birisi

https://www.idefix.com/Kitap/Beynin-Evrimi-Ve-Tanrilarin-Ortaya-Cikisi/Bilim/Populer-Bilim/urunno=0001781047001?gclid=Cj0KCQiAhojzBRC3ARIsAGtNtHXIyfGkBqIwgiAOV_yQn3WYo2DqpsPW79BXi5BgAGfQouVjYgTSc2oaApfMEALw_wcB

Ayrıca Duyuların evrimi ile ilgli bu sitede pek çok makale var.

https://evrimagaci.org/yazi-dizisi/duyular-11

Ve tabi sinir sistemi ile igli pek çok kaynak bulmak da mümkün.

https://evrimagaci.org/sinirbilim-ve-beyin-1-sinir-sisteminin-evrimsel-gecmisi-310

Teşekkür (1)
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
30
Walter Bishop
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Beynimiz hakkında "göz kırpmak,kan pompalanmak kadar basitçe açıklanabilen olguların bir araya gelip açıklanması güç komplike davranışlar sergileyen cihaz halini almasıdır" diyebilir miyiz?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

İnsan beynini bu noktada böyle basite indirmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Tıp yönünde insana yaklaşım biyopsikososyal varlıktır. Biyolojik makine olarak bakıp sadece teknik işlemleri uygulayabilirsiniz. Psikolojik ve sosyal becerileri yok saymak türe haksızlıktır. Açıklanması güç komplike davranış sergileme gibi bir tasvir yetersizdir. Nörolojiyi, biyokimyasal, fizyolojik,anatomik ve embriyolohik olarak ele almak gerek. Biyolojik yön tamamlandıktan sonra psikososyal yaklaşımla entegre etmek gerek.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
2,620
Deniz Özlem Er
Teşekkür (1)
Hatırla (1)
Takip
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Yapışık ikizler tek amnion keseli (monoamniyotik) ve tek kordonlu (monokoriyonik) tek yumurta ikizleri olup, döllenmiş yumurtanın organ gelişimi (organogenesis) başladıktan sonra bölünmesine bağlı olarak tam bir ayrılma olamaması sonucunda gelişen ikizlerdir. Organogenezin hangi evresinde tam ayrılma gerçekleşmeyişine bağlı olarak farklı yapışıklık durumları görürüz. İki beyin ve birleşen omurilik olursa burada ikizlerin sistemleri üzerinde beyinlerin etki mekanizması bilinmeli. Bu tip vakalarda genelleme yapmak zordur hasta üzerinden gidilir. Beyin ölümü gerçekleşen ikizin sinir sistemi çalışmayacağından hakim olduğu doku ve organlar da çalışmaz. Hayati önemi olan organlarda etkili ise diğer ikiz ya ölecektir ya da cihaza bağımlı olacaktır.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Embriyoloji
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla
Takip
ben yeğenimle bir kez telepati yapmayı denedim ve bir denemeden sonra bazen onun söylediği şeylerin benim de aklıma geldiğini farkettim. gerçek mi bu yoksa tesadüf mü ve gerçekse en fazla ne kadar telepati yapılabilir yani mesela aklından geçen HER ŞEY onun da aklından geçebilir mi
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Gülçin Bozkurt , Psikoloji öğrencisi

Parapsikolojinin çalışma alanında olan bu konu Ganzfeld Prosedürü isimli bir deney düzeneği ile test edilmeye çalışılmış. Bu deneyde her bir oturum özetle şu şekilde gerçekleşiyor: ses izolasyonu olan 2 farklı oda ve bu odalarda alıcı ve gönderici olarak belirlenmiş birer kişi oluyor. Göndericiye 1 fotoğraf gösteriliyor ve fotoğraf hakkında konsantre olmuş şekilde düşünmesi ve konuşması söyleniyor. Ardından alıcıya, aralarından biri daha önce göndericinin düşünmüş ve hakkında konuşmuş olduğu fotoğraf olmak üzere, 4 fotoğraf gösteriliyor ve göndericinin üzerine düşünüp konuştuğu fotoğrafın hangisi olabileceği soruluyor. Bu prosedürün uygulandığı 835 oturum sonrasında alıcı olarak deneye katılan kişiler %38 oranında doğru cevap veriyor. Bu oturumlar sonucu olasılıksal olarak %25 doğru cevap beklendiğinden %38 lik doğru cevap oranı oldukça yüksek olarak değerlendiriliyor. Fakat bu sonucun tartışmalı bir yanı var. Bu 835 oturumun sonucuna 28 farklı analizin raporları toplanarak ulaşılıyor. Yani tek bir araştırmanın sonucunda ortaya çıkmıyor. Bu durum da akıllara şunu getiriyor: aslında daha fazla insan bu deneyi uygulamış ama ilgi çekici sonuçlar bulamadığından sonuçları yayınlamamış olabilir ve biz sadece ilgi çekici olarak görüldüğü için yüksek oranlı doğru cevap ile sonuçlanmış araştırmaların sonuçlarına ulaşmış olabiliriz.

Kaynak: Atkinson & Hilgard's Introduction to Pschology

Teşekkür (1)
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
64K
Ersals Krononot
Teşekkür
Hatırla
Takip
Etkileşimi olarak mı ele almalıyız. Etkileşimin zaman ve mekandan bağımsız olması, beden dışı bir organik etkileşim olarak kabul edilebilir mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
248
Fərid Mehdizadə
Teşekkür
Hatırla
Takip
Ülkemdeki (Azerbaycan) bir Neurolog bunun mümkünsüz olduğunu söyledi. İddiasına göre doğuştanmış
Puan Ver
0
Puan Ver
160
Bora Bostancı
Teşekkür
Hatırla
Takip
Sırt üstü yatmak neyi tetiklerde böyle bir şeye yol açar inanın bir cevap bulamadim hatta en son sırt üstü yattığımda sanki birisi testislerimi sıkar gibi oldu bu şekilde uyandım sırt üstü yattığımda hep bu tarz seyler oluyor bilen varsa cevaplarsa cok sevinirim.
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Aslında yüz üstü yatanlarda, stresli dönemlerde, alkol tüketenlerde, yer değişikliklerinde daha sık görülür. Ama kişilere göre bazı olaylar değişebilir. Konu ile ilgili ekteki kaynaktan ayrıntıları okuyabilirsiniz.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Evrim ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Orkun Orkun
Teşekkür
Hatırla
Takip
Popüler bilimde üzerinde çok fazla durulmasada bir kesim için adeta kutsanmış bir madde.Sizce abartıldıgı kadar önemlimi yoksa beynin dogum ve ölüm gibi stressli anlarda salgıladıgı bir savunma mekanizması kimyasalı mı ?
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Furkan Fidan
Teşekkür
Hatırla
Takip
belirtişsiniz. Evet bakteriler ve farenin mutualist evrimi makul bi açıklama. İnsanların barsaklarında B ve K vitamini üreten bakteriler var. Farelerdeki florada benzerse B vitamini eksikliği bu semptomların hepsine neden olabilir. Aynı çalışmada ya da benzer çalışmalarda farelerin vitamin değerlerini de gösteren serum çalışmaları var mı?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhaba Furkan,

Son zamanlarda duyduğumuz gibi "barsaklar vücudumuzun 2. beynidir" ve tek sebebi üretilen vitaminler değil.

Sindirim sistemimizde kendi kendine çalışabilen ESS(Enterik Sinir Sistemi) adı verilen bir sinir ağı vardır. Bu sinir ağı Aurbach ve Meissner pleksusları'ndan oluşur. Bu pleksuslar sürekli birbirleriyle, iç organlarımızdaki sinir hücreleriyle ve beynimizle iletişim halindedir.

Örneklemek gerekirse, beynimizdeki sinir hücrelerinde salgılanan bir nörotransmitter olan serotonin'in tüm vücuttaki salınma oranının %95i ESS'ne aittir.

Eğer pubmed veya google'da "beyin barsak aksı" "Enterik Sinir Sistemi ve Beyin" "İnsan mikrobiyatası ve beyin arasındaki ilişki" anahtar kelimelerini aratırsan daha aydınlatıcı sonuçlara ulaşabilirsin. Ayrıca beyin barsak aksı ile ilgili bir makaleyi de bırakıyorum.

Sevgiler...

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Barsak aksı ile ilgili makale Barsak aksı ve beyin ilişkisini ayrıca mikrobiyatayı da katarak incelemiş.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Hatice Nurdan , Diş Hekimi Öğrencisi

Evet, salgılanabilir. Kaynağa bakarsanız hormonların salgılanmasının nedenlerinin çok çeşitli olduğunu görebilirsiniz. Hipotalamusdan bağımısız olarak birçok hormon salgılanır. Bir örnek vermek gerekirse insülin ve glukagon kan glikozu miktarına göre feed-back mekanizmasıyla birbirlerine antagonist (zıt) çalışırlar ve burda hipotalamusdan gelen bir uyarım yoktur.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla
Takip
Bildirim ışığı yanıyorken onu hareket ettirdiğimde aynı ışığıj bir kopyası biraz gecikmeli bir şekilde ardından hareket ediyor. Bunun bir adı var mı?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Derda Muz
Teşekkür
Hatırla
Takip
Para, hemen hemen her kesin beyninde önemli bir unsur olarak varlığını korurken,bir insan nasıl olurda parasını bankada unutur? Hemde yüklü miktarda.
Puan Ver
0
Puan Ver
1,120
Merve Özcan
Teşekkür
Hatırla
Takip
Her zaman nöronların kendilerini yenileyemeyen hücreler olduğu söylendi. Öyleyse başımıza sert ve çok sayıda darbe alırsak bu zekamızı etkiler mi?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Öncelikle periferik (beyin ve omurilik dışındaki) nöronlar yenilenebilir. Yenilenmeleri için belirli koşullar vardır: Hücre gövdelerinin sağlam olması gibi.

Santral (beyin ve omurilikteki) nöronların ise içinde bulundukları ortamdaki bazı maddeler yenilenmelerini çok kısıtlar.

Nöronlar bölünemez bilgisi yenilenemez olarak algılanır. Nöronların bölünememesinin de istisnası vardır. Mesela koku nöronları.

Sorunuza gelirsek zekaya ne olarak baktığınız önemli. Ben yorumlama, öğrenme, okuduğunu veya gördüğünü veya duyduğunu anlama, hafıza olarak bakıyorum. Bunların hepsi beynin farklı farklı bölgelerinden kontrol edilir. Bu bölgelerde nöronların yaptığı sinapslar (bağlantılar) ve sinaptik aralığa (sinaps yapan 2 nöron arasındaki boşluk) saldıkları nörotransmitterler (sinirlerin birbiriyle bilgi alışverişi yapmasını sağlayan maddeler) saydığım olayların gerçekleşmesini sağlar. Bu bölgelere alınan ciddi darbeler eğer nöronları etkilerse saydığım olaylar da etkilenir. Dolayısıyla zeka da etkilenir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/ Nöron yenilenmesi ile ilgili kaynak.
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Analitik veya duygusal zekanın genetik payını saymazsak bir yetenek değildir. Fakat 7 yaşından önce aldığımız eğitimler zekanın gelişimine aşırı derecede katkı sağlar. Duygusal olarak da insanın meraklı davranışını öğrenmek ile gideren birisi olmak zekayı en çok geliştiren şey olduğuna son derece eminim. Örneğin bir hikaye duymuştum; einstein'in babası ona 5 yaşlarındayken oynaması için bir pusula vermiş, ve einstein pusulanın yönleri gösteriyor olması çok ilgisini çekmiş ve fiziğe büyük bir ilgi duyan bir birey olmuş büyüdüğü zaman. Yaklaşık 15 yaşından sonra dil,IQ gibi özellikler küçük çocuklara göre daha az verimli ve belirli bir limit ile geliştirilebilir.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
64K
Ersals Krononot
Teşekkür
Hatırla
Takip
Biyolojik faktörlerin sürekli olarak değişimine rağmen, oluşan üst sonuç kişilik benliğin sürekli olarak aynı kalması açıklanabilir mi.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Plastisite esasında esneklik demek. Nöroplastisite de nöronların esnekliğini, daha sarih bir ifadeyle değişebilme kapasitesini ifade etmek için kullanılan bir terim. Nöronların değişebilme kapasitesinden kasıt, nöral ağların yani sinapsların ve ''pathway'' lerin şekillerinin değişmesidir.

Özetle, bu terim, beynin ağırlık verdiği yoğunlaştığı konulara dair olan bölümlerini kuvvetlendirdiğini, ve kullanmadığı bölümlerini de körelttiğini açıklar.

Sorunuza gelirsek, özbenlik ve kişilik gibi kavramlar takdir edersiniz ki en az ''canlılık'' kadar tanımsız kavramlar, bundan dolayı tam olarak neyi kastettiğinizi bilmiyoruz ancak, eğer nöroplastisite gerçekleşiyorsa (ki her insanda her gün gerçekleşiyor) ve kişiliğiniz değişmiyorsa, kişiliğinizle ilgi olan beyin bölümlerinizde(?!) gözlemlenebilir değişimlere yol açıcak nöroplastisite gerçekleşmemiş demektir.

Kısacası, yoğunlaştığınız veya uzak kaldığınız konular kişiliğinizi değiştirmeyecek şeylerse bu konulara bağlı olarak beyninizde gerçekleşen değişimlerin de kişiliğinizi etkilememesi beklenir bir sonuç olsa gerek.

Teşekkür
Devamını Göster

Toplam 134 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Rahatlıkla söyleyebilirim ki hiç kimse kuantum mekaniğini anlamamaktadır.”
Richard Feynman
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder