Puan Ver
0
Puan Ver
1,063
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
bu konuda yapılmış bilimsel araştırma var mı varsa aşağıya link bırakırsanız sevinirim
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Anonimos Anonimos
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
1 nefes nargile çekiminin yaklaşık 50 nefes sigara çekimine eşdeğer olduğu söyleniyor. Bu konuda bilim dünyasında mutabık bir referans sayı var mıdır?
Puan Ver
0
Puan Ver
210
Cihat Öksüm
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
mutasyon bilgi eksiltirken, nasıl eksilen birşey daha büyük olur. (mesala fil)
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bir mutasyon çeşidi olan duplikasyonda genetik materyalde artış gözlenir.Duplikasyon, bir kromozomun bir parçasının o kromozom üzerinde iki veya daha fazla sayıda tekrarla görülmesi şeklindeki kromozom anomalisidir. Yani kromzomun bir kısmının kendi kendini eşlemesi olarak da tanımlanabilir.

Gen duplikasyonu olayının evrimde önemli bir rol oynadığı kabul edilmektedir.

konuyla ilgili ilginç bir bilgi:

https://noroblog.net/2019/12/31/huntington-hastaligi-yuksek-zekamizin-bedeli-mi/

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
110
Mustafa Güzel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ben öyle biliyorum yinede sorayım dedim.
Puan Ver
0
Puan Ver
1,063
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
sonuçta bir kuvvetin bunları elektrota doğru çekmesi gerek bu hangi kuvvet ve bu çekme işlemi nasıl gerçekleşiyor ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Kerem Güray , Eski bir YKS öğrencisi

Galvanik pillerde anot katot arasındaki iletken metal teller anottan katota doğu elektron akışını sağlamaktadırlar. Bu elektron akışı sayesinde Anot elektrot oksidasyona uğrarken, Katot elektrot redüksiyona uğrar. Soruna gelecek olursak galvanik pillerde katot kabında bulunan bir maddenin derişim farkından yararlanmak istiyorsak o maddenin suda (yani kap sıvısında) çözünebiliyor olması gerekir. Bu yüzden katot kabındaki maddeler redüksiyon esnasında çözünen madde oldukları için çökelti oluşturamazlar. Aynı zamanda metal telden katot kaba gelen elektronlar taşıdıkları negatif enerjıden dolayı + yüklü iyonlara çekim uygulayacakları için suda bulunan iyonları katot elektroda çekerek yapışmasını sağlar. Tabi bu şekilde çalışmayıp platin, altın gibi pasif metaller sayesinde değişikliğe uğramayıp olduğu gibi kalan inert elektrotlar da var ama bu elektrotlar da genelde suda bulunan H(+) iyonlarını indirgeyerek iyonun gaz şeklinde çıkmasını sağlıyor..

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
210
Cihat Öksüm
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
-Sanat, simetri (güçlü ve uygun olmak gibi) bir kriter olmadığı halde neden her hayatta kalanlarda simetri ve güzellik var.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Simetri, canlılara avantaj sağlayan bir özelliktir ancak bu kesinlikle genellenemez. 

Örneğin deniz tabanında bulunan süngerler (Porifera filumu) tamamen asimetriktir ve hiçbir simetriye rastlanmaz.

Ayrıca Uca pugnax isimli bir yengeç türünün bir kıskacı diğerinden onlarca kat büyüktür.

Denizgergedanlarının bir boynuzu aşırı uzunken, diğeri çok kısa kalabilir.

En ilginç örneklerden biri yassı balık denen bir türdür. Bu tür, deniz tabanında yaşar ve gözleri asimetrik olarak evrimleşmiştir. Normalde bir vatoz gibi düşünebilirsiniz, vatozda gözler kafanın iki yanındadır. Bu hayvan da benzer şekilde hareket etmesine rağmen, bir göz yukarıya kayıp kocaman olmuştur; diğeri aşağıya kayıp küçük kalmıştır. Bunun sebebi avcıların hep üst taraftan gelmesi, alt tarafta ise besinlerin bulunması ve yassı balığın küçük bir gözle bile görülebilecek besinlerle beslenmesidir.

Benzer şekilde pek çok baykuşun kulakları asimetriktir.

Ayrıca dış görünüşümüz simetrik olsa bile, iç organlarımız kesin bir asimetriye sahiptir: kalp soldadır, akciğerler asimetriktir, karaciğer, dalak, bağırsaklar, bunların hepsi asimetriktir.

Simetri, temel olarak hayvana avantaj sağlar, çünkü genellikle doğada bir tehlikenin veya avın sağda veya solda olması ihtimali, yukarıda veya aşağıda olma ihtimali büyük oranlarda aynıdır. Bu sebeple simetrik canlılar evrimleşmiştir. Ayrıca, bazı fiziksel yasalardan ötürü de simetri avantaj sağlayabilir: Örneğin asimetrik bir çita, yeterince hızlı koşamayabilir veya kartal yeterince etkili uçamayabilir (bkz: hava sürtünmesi, moment gibi kavramlar).

Ancak kimi zaman doğa, çevresel etkenler altında simetriyi bozabilir zaten tam bir simetriye sahip olmak istatistiki olarak mümkün değildir. En bilinen örneği, yüzünüzün iki yarısının birbirinden oldukça farklı olabilmesidir. Kollarınızın uzunlukları milimetrelerle de olsa farklı olabilir. Şu anda ODTÜ Biyoloji Bölümü'nde Doç. Dr. Meral Kence ve Evrim Ağacı ekibinden 2 kişi "Dalgalanan Asimetri" (Fluctuating Asymmetry) denen bir konu üzerinde çalışmaktayız. Çünkü canlıların simetriden sapma yani asimetrik olma yüzdelerine bakarak evrimsel geçmişlerini ve akrabalıklarını ortaya çıkamamız mümkündür. Evrim, milyarlarca farklı açıdan desteklenebilmektedir.

Eğer canlı simetrikse, bunun sağlanması ise genetik olarak olur; hemen her zaman olduğu gibi. Genler, buna göre düzenlendiği için kol ve bacaklarınız iki yanınızda simetrik olarak çıkar. Ancak bu da, gelişim bozukluklarına bağlı olarak değişebilir. Örneğin bazı insanlarda bacaklar asimetrik olur ve bu kemiklerin şekillerinin bozulmasına ve ileride bel ve sırt ağrılarına kadar gidebilir. Genetik bozukluklar ve mutasyonlar da bu simetride sapmalara ve bozulmalara sebep olabilir.

Sanat ve güzellik için https://evrimagaci.org/sanat-mental-denge-ve-evrim-anlam-yukleme-ve-estetik-kavrami-146 Buraya bakabilirsiniz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1 Simetri.
  2. Kaynak 2 Daha önce sorulmuş benzer bir soru.
  3. Kaynak 3 Sanat, Mental Denge ve Evrim: Anlam Yükleme ve Estetik Kavramı
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
160
Mehmet Ali Gençay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
uyduyu yörüngesinden saptırıp hareketini kontrol etmek için nasıl bir yok izlenmeli ? ve ne gibi zorluklarla karşılaşabiliriz ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Başlangıçta gezegeni yıldızlararasında yolculuk yapabilecek kadar dayanıklı bir hale getirmemiz gerekirdi. Meteor gibi materyallerden azami hasarı alabilecek şekilde gezegeni toparlamalıyız. İlk sıkıntılarımız burada başlıyor. Uyduyu kontrol eden mürettebatı veya uydudaki popilasyonu korumak gerekiyor. insanları korumanın bence 3 yolu var. 1. yol herkesi merkeze yakın noktalara yerleştirmek. 2. yol herkesi yeryüzündeki dayanıklı bir yere yerleştirmek. 3. ve kullanmak istediğim yol ise taşımam gereken popilasyonu yeraltına koyup mürettebatı yeryüzündeki dayanıklı bir yere yerleştirmek olur. Daha sonra uydunun her yerinden anlık bir bilgi akışı gerçekleştirmemiz gerekir. Uydunun bir bölümündeki hasar ana merkeze anlık olarak ulaşabilmeli ve hızlı bir şekilde müdahale edilebilmeli. Sonra atmosferi uyduda koruyabilmek için bir tabaka sermeliyiz. Eğer o tabakayı sermezsek atmosferimizi aniden kaybederiz. Sonra hammadde ve kaynak sağlayabilmek için hızlı ve verimli bir uydu dışı aktarım merkezi yapmalıyız. Uydunun bakımını yapabilmek ve hammadde bulabilmek için buna ihtiyacımız var. Uyduyu yörüngeden çıkarmadan önceki son adım ise gezegeni hareket ettirecek ve her yöne dönebilecek ana ve yan motorlar yapmak.Ana motorlar yavaş ama güçlü yan motorlarda hızlı ama zayıf olacaklar. Ana motorları ekvatora yan motorları ise kutuba yakın yerlere yerleştirmek mantıklı olacaktır. Çünkü ana motor özellikle uyduyu yörüngeden çıkarabilmek gibi güç isteyen işleri yaparken yan motorlar hareket kabiliyetini arttırabilmek için ve yörüngeden çıktıktan sonra istenilen yöne hızlıca dönebilmek için kullanılacak. Ama bu motorlar gerçekten çok ciddi bir boyutta olacak ve yüksek ihtimal motor için gereken hammaddeyi ve yakıtı gezegen dışı bir yerden elde etmemiz gerekir. Bu yakıtta güçlü bir yakıt olmalıdır. Yakıt kaynağı olarak füzyon reaktörü tarzı bir şey ancak işimizi görür. Motor ve yakıt düzeneği gezegenin önemli bir alanını kaplayacak. Bence artık uydumuzu yörüngeden çıkarabiliriz. Uyduyu yörüngeden çıkarmak için içinde bulunduğumuz yıldızın çekim kuvvetine 90o'lik bir açıyla uzaklaşmalıyız ve bunu yaparken yavaş olmalıyız çünkü gezegenin hızına ciddi bir etkide bulunmamalıyız. Sadece yönünü değiştirmeliyiz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
160
Mehmet Ali Gençay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Şartlar; - Daha az yıldız ışığı -2 kat yer çekimi
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bence insanı bu şartlara koysaydık:

Kemik yapıları azalan yıldız ışığından dolayı zayıflardı ve kemik erimesi şu anki insanlıktan daha genç yaşta başlardı. Yerçekiminin etkisi ise bizim boyumuzu kısaltırdı ama daha yoğun bir kas yapısına sahip olurduk. Organlarımızda bu kas yoğunluğuna dayanabilmesi için daha şiddetli çalışırdı. Ayrıca beslendiğimiz yiyeceklerde değişirdi. Bir et ürünü yemek istersek daha uzun süre kaynatmak yada kızartmak gerekirdi. Çiğnemesi de daha zor olurdu. Bu yüzden insanlığın dişleri de güçlenmesi gerekirdi. Bitki tarzı yemeklerde ise insanlığın edineceği kalori ve mineral ihtiyacı şu anki gibi gövde ağırlıklı bitkilerle değil kök ağırlıklı bitkilerle olurdu. Kökü şu anki bitkilerden daha geniş olan bitkilerle besin ihtiyacımızı karşılıyor olurduk.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
160
Mehmet Ali Gençay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Memeli hayvanların üreme etkinliği ni kasıtlı ve ya kasıtsız yok edebilecek bir kimyasal karım (sentez) var mı ? yada bunun başka bir yolu var mı ?
Puan Ver
4
Puan Ver
7k
Mahmut .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Makalenin nasıl yazılabileceğini basit ve öz bir şekilde öğrenmek istiyorum. Araştırdığım yerler bana göre ağır bir dille anlatıyor.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Makale, Tez, Proje gibi çalışmaların ortak özelliği spesifik olmasıdır. Konu seçilir araştırmalar yapılır kaynaklar not edilir akademik bir dille yazıya dökülür metin içi alıntılar ve sonunda kaynaklar yazım sırası ile belirtilir. Bu kadar...

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
150
Alper Alper
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Dinlerin kökenin Sümer'e dayandığını ve aynı olaylarınolduğunu biliyoruz.Bu durum geçmişte de Pygmbrler gndrildiğini ve aynı şeyleri anltğnı gstrmz mi
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Olabilir. Ancak bu bir ihtimaldir. Çünkü Sümerler'den beri aynı hadiselerin anlatılıyor olması, bu hadiselerin herhangi bir zamanda uydurulduğunu ve taa Sümerler'den beri yaşanmış hadiseler olarak anlatıldığını da gösterebilir. Dolayısıyla ulaşılan sonuç, konuya nereden bakıldığına göre değişir. Elimizdeki vesikalar, hadiselerin kaynağı hakkında kesin bir bilgiye ulaşmak için yeterli değildir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
175
Beril Yilmaz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
evli kişiler zihinsel ve sosyal açıdan daha etkin oldukları için demans olma riskleri azabilir mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Sosyal ağ, yani yakınlar ile birlikte yaşam sürmek bilişsel fonksiyonları olumlu etkiler. Yalnızlık, sigara ve alkolden fazla ölüme neden olur. Bu bir ıstatistik bilgisi.

Insan sosyal bur türdür derken, sosyalleşmeyi sever anlamında değil, sosyalleşme onun için temel bir ihtiyaçtır demektir.

Evlilik çok yakın bir kişisel bağ kurmaya neden olur ve bu nedenle faydası, diğer arkadaş vs ye göre daha ileri düzeydedir. Çok iyi olmayan bir evlilik dahi, yalnız olmaktan iyi sonuç vermekte.

Bilinçaltı, çevresel faktörlere biyolojik reaksiyon veren, benlik algısının %95 - 99 unu oluşturan yanımız olması açısından, yalnız olmaya ya da sosyal ağa sahip olmaya verilecek tepkiyi belirleyecek odaktir. Yaşamanın anlamı olduğunu düşünecek yakınlıklar vs, yaşamda kalmaya neden olacak faktörler. Etkileşim azlığı, sosyallikten mahrumiyet depresif duygudurum u da getirdiği, getirmese bile hayatta kalma açısından negatif bir faktör oluşturması açısından, bilinçaltının yaşam için mücadele verme kararını olumsuz etkilemekte.

Günümüzde ve gelecekte yalnız yaşam, kaçınılmaz ve artan bir sosyal yaşam modeli. Bu şekilde yaşayan kişilerin, mutlak olarak gelişmek, mutlu olmak, duygularını deneyimlemek için çaba göstermesi gerekir. Sosyal etkinlik, derneklerde vs gönüllü çalışma, bir konuda uzmanlaşma çabası, yardim edilebilecek kişilere ulaşmak, spor yapmak, MEDITASYON yapmak vs vs gibi yöntemlerle sağlıklı, kendini ve hayatı seven biri olmak için mücadele etmesi gerekir. Yalnız olmasa da bunları yapması gerekir, ancak yalnızlıkta mutlak hale gelmekte, çünkü aksi durumun sorun olarak realize olması biyolojik tepkiye donusmesi çok daha yüksek bir olasılıktır.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
1,063
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
sağda solda böyle şeyler okuyorum bunların doğruluk payı nedir ? bu konuda bilimsel bir çalışma var mı ? evrim ağacında bu konuyla ilgili bir yazı var mı ?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

bu musevilerin dininde geçen bir kural dostum. sağlıkla ilgisi olmayan bir konu. insanlar hayatları boyunca bu yemekleri birlikte yiyor. laktoz intoleransın yoksa da süt ürünleri tüketmende sakınca olmaz

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Wiki musevilikte et ve süt ürünleri kuralı hakkında
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
150
Alper Alper
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsan vücudunda bulunan elementlerin hemen hemen hepsi topraktaki elementler ile aynı bu insanın topraktan oluştuğunu mu gösterir? Göstermez ise bu neden böyledir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Aytekin Karaca , Bilimsever bir öğrenci

Verilen bilgi doğrudur, topraktaki bazı elementler insanda da bulunur. Ancak bu insanın topraktan geldiğini mi gösteriyor? Kesinlikle hayır. İnsanların maymunlardan geldiği artık tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ispatlanmıştır. "Yaratılış mı gerçek, yoksa evrim mi?" tarzı tartışmalar bile artık son derece gereksiz ve zaman kaybı olarak görülmelidir.

İnsanın vücudunda toprakta bulunan elementlerin de olmasının sebebi, toprak ile aynı yerde gezegende bulunmamız. Başka nereden bu elementleri alacaktık zaten? Bitkiler topraktan alır, biz bitkilerden alırız, toprak bizden alır. Bu böyle devam eden bir süreçtir. Yani insandaki elementler ile bitkilerdeki elementler de ortaktır, ancak bu bizim muzdan, şalgamdan veya nardan oluştuğumuzu göstermez.

Ayrıca, insan vücudunun %18'i karbon atomlarından oluşmasına rağmen toprakta karbon yoktur. Bu da insanın topraktan yaratıldığı fikrini çürütmektedir, tabii eğer samimi olunursa.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Bilimdili İnsan vücudundaki elementler
Devamını Göster
Puan Ver
5
Puan Ver
175
Mert Duran
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kitapta geçen paragrafın linki alttadır.İnternette araştırdım fakat bu ders kitaplarından başka "Karakter Kayması" teriminin geçtiği bir yer bulamadım
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Aytekin Karaca , Bilimsever bir öğrenci

Yazıdan anladığım kadarı ile burada evrimden bahsediliyor. Evrim teorisini yaratılışa ters düştüğü için kaldırmışlar, ancak evrim biyolojinin temeli olduğu için tamamen kaldıramazlar tabii ki. Daha önce de isim değiştirerek sık sık evrimden bahsetmişlerdi.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
320
Taha Aydın
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Dişin normalde beyaz olmadığını biliyorum ama kaliteli/beyazlatıcı bir diş macununu düzenli olarak uzun süre kullandığımızda dişlerimiz beyazlar mı?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Aslında bunu düzenli bir şekilde yaparsanız diş macununun içerisindeki kimyasallar sayesinde dişlerinizde gözle görülebilir bir beyazlama olacaktır, fakat dişlerinizi gerçekten hızlı bir şekilde beyazlatmak istiyorsanız, dişçiye gidip diş plağınızı aldırmanızı ve diğer bakımları yaptırmanızı öneririm. Ayrıca burada beyazdan kastınızın ne olduğuda önemlidir, sağlıklı dişler inci gibi beyaz olmaz, reklamlarda göz alıcı olsun diye o şekilde paylaşılır. Siz dişlerinizi beyazlatmak için olmasa bile düzenli olarak dişlerinizi fırçalayın, ayrıca yapabiliyorsanız ayda bir diş doktoruna gidip dişlerinize bakım yaptırın. Böylece her zaman sağlıklı dişlere sahip olabilirsiniz. Unutmayalım dişler evrimsel olarak canlıların en temel ve önemli olgularından biridir. Aşağıda bazı diş ve diş macunu ile ilgili soruların cevaplandığı Evrim Ağacı içerisinden bir kaynak koyacağım.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
7k
Mahmut .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ve ayrıca 4. boyut olan zamanın uzayı nasıl etkilediğini açıklar mısınız?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Kısa cevap: Çünkü sabit hızlı hareket denklemine göre (x=v.t ) hız sabitken, alınan yol x artıyorsa, geçen süre olan t de artmalıdır. t nin artması zamanın yavaşlaması demektir.

Uzun cevap: Zaman dediğimiz olguyu açıklamak için birbirine paralel iki ayna düşünelim. Alt aynadan üst aynaya gönderilen ışının tekrar alt aynaya ulaşma süresi bir "tik-tak" olsun.

İki paralel ayna arasındaki ışının aldığı mesafe ve süresi
İki paralel ayna arasındaki ışının aldığı mesafe ve süresi
askwillonline

Şimdi bir düşünce deneyi yapalım. Bu ayna sistemini sabit hızlı bir trene koyalım. Olaya trenin içinden baktığımızda yukarıdaki durumu gözleriz. Peki bu sisteme dışarıdan durgun bir referans sisteminden baktığımızda nasıl bir sonuçla karşılaşırız?

Eğer sabit v hızıyla hareket eden trene dolayısıyla ayna sistemine dışarıdan baktığımızda göreceğimiz şey şu olacaktır:

Sabit v hızıyla giden tren ve ayna sistemine durgun gözlemciden bakış (ışının aldığı yol)
Sabit v hızıyla giden tren ve ayna sistemine durgun gözlemciden bakış (ışının aldığı yol)
askwillonline

Işının üst aynaya gitme süresi bir "tik=t/2 süre" üstten alttaki aynaya gitmesi "tak=t/2 süre" olursa bu tiktak boyunca t süre geçmiş olur. Fakat ilk durumda ışının bir tik=t/2 sürede aldığı yol aynalar arası mesafe olan d kadarken, dışardan bakan gözlemci için alınan yol d mesafesinden fazladır.

ışıının durgun gözlemciye göre aldığı yol
ışıının durgun gözlemciye göre aldığı yol
Kozmik Anafor

Şekilden de görüldüğü üzere ışın d kadar yol alırken (trenin içindeki gözlemciye göre), tren t/2 sürede vt/2 kadar yol alır. Dolayısıyla dışarıdaki gözlemciye göre ışın pisagor bağıntısından hipotenüs kadar yani ct/2 kadar yol alır. Işık hızı her gözlemci için sabit olduğuna göre dışardaki gözlemci için ölçülen zaman, trenin içindeki gözlemciye göre daha fazla olmalıdır. Çünkü sabit hızlı hareket denklemine göre (x=v.t ) hız sabitken, alınan yol x artıyorsa, geçen süre olan t de artmalıdır.

Bu deneyden şu sonucu çıkarabiliriz: Durgun cisimlere göre ölçülen zaman, hareketli cisimlere oranla daha fazla ölçülür. Yani hareketli sistemlerde saatler daha yavaş "tiktak" yapar. Hızınız arttıkça bu tiktakların arasında süre daha da çoğalır ve ışık hızına çıkan sistemlerde saatler "tiktak" yapmaz, zaman yavaşlar ve durur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. askwillonline.com zaman genleşmesi - time dilation
  2. kozmikanafor.com zaman genleşmesi
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
60
Ş.ismet Esmeray
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ahmet Arslan'in felsefeye giriş adli kitabini okuyor,not tutuyorum bol bol. Peki sonra neleri okumaliyim? Kitap listesi onerir misiniz? Çok tşkkrler
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhaba, öncelikle başlangıç için doğru bir kitap seçmiş olduğunu belirteyim. Bu kitabı okuduktan sonra sana aşağıdaki kitapları okumanı ve daha sonra da felsefe de ilgi alanının ne olduğunu anlayıp ilgi alanınla ilgili kitaplar okumanı tavsiye ediyorum.

Yine Ahmet Arslan- İlkçağ Felsefe Tarihi ( Toplamda 5 cilttir.)

Will Durant- Felsefenin Öyküsü

Macit Gökberk- Felsefenin Evrimi

Bertrand Russell- Batı Felsefe Tarihi (3 Cilttir.)

Bir de unutmadan Chris Horner- Felsefe aracılığıyla düşünmek

Bence bu kitapları okuduktan sonra Felsefe'nin hangi alanıyla daha çok ilgili olduğunu keşfedip ilgi duyduğun filozofların eserlerine yönelebilirsin. Sana önerdiğim kitapları gördükten sonra şu hisse kapılmış olabilirsin: Neden doğrudan filozofların kitaplarını değil de bu tarz felsefe tarihi kitaplarını okuyarak vakit geçireyim? Ancak seni temin ederim ki Filozofların eserleriyle doğrudan temasa gelmek yerine bu şekilde birkaç felsefe tarihi kitabıyla işe başlaman senin için çok daha yararlı olacaktır.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Felsefenin Öyküsü Sana bahsettiğim Will Durant'ın kitabı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
23k
Ufuk Derin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sahelantrphus tchadensis mi Orrorin tugenensis mi yoksa başkası mı, kesin değil ise neden?
Puan Ver
0
Puan Ver
45
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
çağrı mert bakırcı, spor yap beslenmene dikkat, daha lazımsın bize
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
  1. sorunu cevaplamak gerekirse insan yaşlandıkça uyuma ihtiyacı azalır. Ergenlerde bu saat 8-10 saat arasıyken erişkinliğine yeni ulaşmış bireylerde bu süre 7-9 saat arasıdır.

sorunuz yakın zamanda Kafein Pierril tarafından cevaplandı.

Cevabını kaynaklara bıraktım.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim ağacı uykuda öğrenme mümkün mü ?
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Lütfen İslâm tarihi ile ilgi bilginiz var ise açıklayınız.
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Intelligent Person
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Kısa cevap: Farklı ışık kaynaklarından çıkan ışınların "koherent" (aynı fazda) ve "monokromatik" (tek renkli) olmaması.

Uzun cevap: Girişim olayı dalgalara ait bir özelliktir. Işık dalga gibi de davrandığı için ışık da girişim yapabilir. Ama ışığın girişim yapabilmesi için kaynakların aynı fazda yani koherent olması gereklidir. Koherent olması demek dalgayı oluşturan tüm parametrelerin (hız, frekans, periyot, dalgaboyu,şiddet vs. ) aynı ve eş olması demektir. Bu neredeyse imkansızdır.

Işıkta girişim olayını sağlamak için koherent kaynak bulamayacağımız için tek kaynaktan çıkan ışınlar iki yarıktan geçirilir. Böylelikle koherent ve monokromatik iki noktasal ışık kaynağı elde edilmiş olur. Zekice bir fikir değil mi!

Detaylar için Young Deneyi' ne bakabilirsiniz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
7k
Mahmut .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Halk arasında yaygın olarak ''bunun metabolizması hızlı'' tarzı tabirlerin bilimsel olarak karşılığı nedir ?
Puan Ver
0
Puan Ver
438
Ahmet Akbulut
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Teknelerle Avustralya gibi kıtalarla gidildiği söyleniyor.Bunun kanıtı varmı ve ilk tekne ne zaman icad edildi veya kalıntıları var mı?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evrim ağacında ilk sorunuz sonraki zamanlarda da soruldu ve ''İlker TUNÇKOL'' tarafından görselli bir şekilde cevaplandırıldı.

2.sorunuza gelirsek okyanusla ayrılmış kıtalara erişimin nasıl olduğu bilim adamları tarafından hala tartışılsa da genel kanı dünyamızda oluşan mini buzul çağları içerisinde donan okyanusun karalara yakın olduğu yerlerden geçildiği düşünülüyor.

ıce ages ile ilgili görsel sonucu

mini buzul çağında oluşan tahmini buz kütlesi görseli.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. 1. soru cevabı 1. sorunun görsel cevabı
  2. buzul çağı buzul çağı ile ilgili bilgi(ENG)
  3. buzul çağı buzul çağı ile ilgili bilgi(TR)
Devamını Göster

Toplam 3684 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“60 yıl önce her şeyi biliyordum. Şimdi hiçbir şey bilmiyorum. Eğitim, cehaletini yavaş yavaş keşfetmektir.”
Will Durant
Geri Bildirim Gönder